Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan yaptığı açıklamada Kandil'in Newroz çizgisine bağlı kalmasını istedi. Sözü edilen Newroz'da Önder Apo tarihi bir çağrı yapmıştı. Bu çağrıda barış ve demokrasi temelli bir Türkiye ve Ortadoğu projesi dile getirilmişti.
PKK, KCK ve Kürdistanlı tüm güçler bu çağrıyı ve prensipleri esas aldı. Önder Apo'nun sunduğu üç aşamalı çözüm programına göre de Kürt tarafı hareket etti. İlk aşamada esir askerler salıverildi, ateşkes ilan edildi ve buna eksiksiz uyuldu. Ardından gerilla güçleri Türkiye sınırları dışına çekilmeye başladı.
Kürt tarafı sorumluluklarını yerine getirip gerekli adımları atarken, hükümet tarafından ateşkese uyma dışında herhangi bir adım atılmadı. Önder Apo'nun sunduğu plana göre 2013'ün sonunda süreç tamamlanacak, normalleşme sağlanacaktı.
Şimdiki duruma baktığımızda bırakalım sürecin bitmesini, hala İmralı'ya bir basın mensubunun gitmesine, herhangi bir heyetin ziyaretine bile izin verilmiş değil. Hükümet gerekli adımları atmayınca gerilla güçlerinin geri çekilmesi de durduruldu. Bu durumda hükümet güven artırıcı önlemler alarak süreci yine yola koymaya çalışmalıydı. Ama bunun tersi oldu.
Askeri amaçlı baraj, yol ve kalekolların yapımına hız verildi. HDP'li üç milletvekilinin gidip gelmesi dışında İmralı kimseye açılmadı. Eğer basın ve başka kesimlerin İmralı'ya gitmesine izin verilseydi Önder Apo süreci daha da hızlandıracak ve birçok kesimi sürece katacak, bu projeyi daha fazla halka maledecekti.
Bir yıldan fazla zaman bu biçimde heba edildi. Önder Apo ısrarla bu sürecin dayanacağı bir yasal çerçevenin çıkarılmasını istedi. Hükümet bunu hep erteledi. İpler kopma noktasına gelince ancak 2014 Temmuz'unda bir yasa çıkarıldı.  Aradan aylar geçmesine rağmen gerekli heyetlerin oluşmasına gidilmedi. Yine süreç tıkanınca heyetlerin oluşacağı söylendi. Aradan bir buçuk yıldan fazla zaman geçti ama müzakerelere geçilebilmiş değil.
Bu süre içinde Ortadoğu'da önemli olaylar yaşandı. IŞİD, Musul'a saldırdı. Suriye'de özellikle Kürtlere, Asuri ve diğer farklı kesimler hedeflendi. Irak'ta Şengal'e, Êzîdî Kürtlere soykırım düzenlemeye kalktı.
Hıristiyan köylere, Şii Türkmenlere yöneldi. Bu halklara farklı inançlara, kendinden olmayanlara yaşam hakkı tanımayan faşist ve vahşi IŞİD güçlerine karşı KCK, HPG ve YPG güçleri direndi. Sözü edilen halkları ve grupları, inançları savundu.
Son aylarda Kürt tarafının sergilediği pratik tamamen 2013 Newroz'unun ruhunun yaşama geçirilmesidir. Kürtler başka halklara ve kültürlere, inaçlara karşıtlık ve düşmanlık gütmediler. Mazlumdan ve ezilenden yana oldular. İnsani değerler uğrunda savaştılar, savaşmaya da devam ediyorlar. 2013 Newroz çizgisinde olmayan ve bu değerlere bağlı kalmayan AKP Hükümeti'dir. AKP süreci seçimleri kazanma ve iktidarını pekiştirme aracı olarak kullandı. İçeride demokrasiyi ilerletmedi.
Reformlara hız vermedi. Dışarıda ise IŞİD gibi güçleri destekleyerek, yönlendirip Kobanê'ye, Kürtlere saldırttı. Güvensizliği derinleştirdi. Ezilen Şii Türkmelerin, Hıristiyan Asurilerin, Êzîdîlerin vb yardımına gitmedi.
Gerçekler bu kadar açık ve dünyanın gözü önünde cereyan ederken Yalçın Akdoğan'ın kalkıp pişkince ''Kandil Newroz çizgisine bağlı kalsın'' demesi ne ifade edebilir?
Güya kendileri sürece bağlı, barış ve demokrasiden yana ama Kandil şiddet ve savaş yanlısı! Öyle olsaydı Kandil gerilla güçlerinin sınırdışına çekilmesine başlar mıydı? Bunca zaman ateşkese uyar mıydı?
''Biz masayı devirmeyeceğiz, süreci sahipleniyoruz'' dediği noktada bile Yalçın Akdoğan hala psikolojik savaş yöntemlerine başvuruyor.
Sürecin bir tarafı olan KCK ve PKK yönetimlerini süreç karşıtı göstermeye çalışıyor. Eğer böyle ise Davutoğlu ve Erdoğan'ın belirttiği "Silahları bir tarafa bırakıp siyaseti öne çıkaralım, sorunları çözelim" noktasına nasıl gelinecek?
 Kaldı ki diyalog ve müzakere gelişsin, siyasetin önü açılsın diye Önder Apo olağanüstü bir çaba sergiledi. Tüm arkadaşları, hareketi ve halkı arkasında durdu. Sorun hükümetin Kürtleri bir halk olarak kabul etmemesinden kaynaklanmaktadır. Böyle baktığı için Kürtleri bir taraf, bir irade olarak kabul edememektedirler.
Görüşme yapmak zorunda kalınmış ama eşit şartlarda çözümün tarafı olarak sindiremiyorlar. Kürtlerin savaştan, şiddetten yana olmaları için bir neden yok. Savaştan, inkardan en fazla zarar gören bir halk. Barış ve demokrasi her zaman Kürtlerin özlemi ve arayışı oldu.
Defalarca söyledik, Kürtler artık eski Kürtler değildirler. Örgütlü, bilinçli ve direnişçi bir halk haline geldiler. Bu halkı teslim almak, kandırmak artık mümkün değildir.
Demogoji yapmayı, sağa sola çekmeyi bırakın. Yalçın Akdoğan Kandil'e çağrı yapacağına, biz kendilerine Newroz çizgisine bağlı kalma çağrısı yapıyoruz.