
Kuşkusuz en çok temenni edilen barış ve demokrasi oluyor. “Yeni Demokratik Türkiye” temennisinde bulunanların sayısı hayli fazla. Hatta 2013 yılının kaybedeni durumunda olan Başbakan Tayyip Erdoğan bile “Yeni Türkiye”den söz ediyor. 12 yıldır iktidarda olmasına rağmen, kendinden öncekileri eski, kendi iktidarını ise hala yeni olarak tanımlıyor.
Elbette biz de Yeni Demokratik Türkiye temennisine canı gönülden katılıyoruz. Ülkemizin barışa ve demokrasiye kavuşmasını istiyoruz. Ama bu nasıl olacak? Türkiye’ye barış ve demokrasi nasıl gelecek? Kısaca barış ve demokrasiyi sadece istemek yetmiyor, söz konusu sorulara doğru cevaplar vererek bunları kazanmak gerekiyor.
Geçmiş tarihsel süreç gibi 2013 yılında yaşanan olaylar da çok açık bir biçimde gösterdi ki, Türkiye’nin barış ve demokrasiye kavuşmasının yolu Kürt sorununun çözümünden geçiyor. Çünkü Türkiye’deki savaş da, faşist despotizm de Kürt sorununun varlığından ve çözülmemesinden kaynaklanıyor. Bu nedenle de Kürt sorununun çözümü barışa ve demokrasiye ulaşmanın tek yolu oluyor.
O halde Kürt sorunu kimin sorunudur? Neden Kürt sorununun çözümü ile Türkiye’nin barış ve demokrasiye kavuşması bu kadar iç içedir? İşte söz konusu temennilerin gerçekleşmesi için bu sorulara da doğru ve yeterli cevapların verilmesi gerekiyor.
Kavram olarak “Kürt sorunu” denince, şimdiye kadar çoğunlukla sadece Kürtlerin sorunu olarak algılanırdı. Özellikle Türkiye toplumu böyle sanır ve Kürtlerin sorunlarını çözmesini, kendilerine yük etmemesini isterdi. Eğer şimdiye kadar soruna bu kadar duyarsız kaldılar ve bu nedenle sorunun çözümü bu kadar geciktiyse, bunda söz konusu yaklaşımın da payı vardır.
Elbette Kürt sorununun önemli bir boyutu Kürtleri ilgilendiren kısmıdır. Ülkelerinin bölünüp parçalanması, kimliklerinin yok sayılması, dillerinin ve kültürlerinin yasaklanması, demokratik haklarından mahrum tutulmaları Kürtleri ilgilendirmektedir ve bu durumdan Kürt bireyleri ve toplumu büyük zarar görmektedir. Bu bir kültürel soykırım durumudur ve bundan kurtulmak Kürtlerin görevidir.
Ancak Kürt sorunu sadece bu boyuta sahip olan bir sorun değildir. Dolayısıyla yalnızca Kürtleri ilgilendiren bir konu olmamaktadır. Türkiye’nin barış ve demokrasiye ulaşmasıyla bağlantısı göstermektedir ki, Kürt sorunu Kürtlerin olduğu kadar aynı zamanda Türkiye toplumunun da bir sorunudur. Kürtler kadar tüm Türkiye toplumunu da ilgilendirmektedir.
Peki bu neden böyledir? “Kürt sorunu” olarak ifade edilen olay nasıl oluşmuştur ki, Kürtler kadar Türkleri de ilgilendiren bir sorun olmaktadır? İşte bu konunun da aydınlatılması ve özellikle Türkiye toplumuna kavratılması gerekiyor. Çünkü toplum bu gerçeği bilmiyor. İnkarcı devlet ve resmi ideoloji toplumun bu gerçeği öğrenmesini engelliyor.
Kürt sorununun Birinci Dünya Savaşı sonucunda 1918-1926 yılları arasında yaratılan bir sorun olduğu biliniyor. Dolayısıyla esas olarak savaşın galiplerinin yarattığı bir sorun oluyor. Yani İngiltere ve Fransa tarafından yaratılmış bulunuyor. Tabi Almanya ve Rusya gibi devletler de bunun içindedir. Bugün de esas olarak ABD tarafından yönetilmektedir.
Yani Kürt sorunu dünya kapitalist sisteminin oluşumuyla bağlantılıdır. Tamamen sistemin oluşumu ve çıkarları temelinde yaratılmıştır. Kapitalist sistemi Ortadoğu’da egemen kılan güçler Kürt sorununu yaratmışlar ve dünyanın bu en ağır sorununu bir değirmen taşı gibi Türkiye devleti ve toplumunun boynuna geçirmişlerdir. Kürt sorununa dayanarak Kürtleri, Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu egemenlik altında tutmakta ve sömürmektedirler.
Kuşkusuz Kürt sorunu Kürtler üzerinde uygulanan bir kültürel soykırım durumudur. Bu sorunu yaratan bugünün dünya sistemini yöneten güçler olsa da, kültürel soykırımın uygulanması Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerinin üzerine yüklenmiştir. Bu devletler de Kürtler üzerinde inkar ve imha rejimi yürütebilmek için faşist, despotik ve diktatöryal karakterde olmaktadır. Bu da Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de barış ve demokrasinin değil, çatışma ve despotizmin var olmasına yol açmaktadır.
İşte bu boyutuyla Kürt sorununun çözümü Türkiye ve diğer ülkelerin çatışma ve despotizmi aşarak barış ve demokrasiye ulaşmasını ifade etmektedir. Kürt sorununun hem varlığı ve hem de çözümü Kürtlerin olduğu kadar Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin de bir gerçeği olmaktadır. 2014’te Türkiye’nin barış ve demokrasiye kavuşabilmesi için Kürt sorununu çözebilmesi gerekmektedir.
Diğer yandan şu hususu da ifade etmek lazım. Bu sorun öyle bir sorundur ki, sorunu çözmeyen veya çözemeyen iktidarların kendisi çözülmektedir. Türkiye’de partilerin ve iktidarların kısa ömürlü olmalarının en temel nedeni budur. 12 Eylül Cuntası bu temelde aşılmıştır. 1990’lı yıllardaki hükümetler bunun sonucunda yıkılmıştır. Bülent Ecevit başkanlığındaki koalisyon hükümeti buradaki başarısızlığı sonucunda çökmüştür. Bugün Tayyip Erdoğan hükümetinin başına gelenler de bu gerçeği ifade etmektedir.
Fakat ne yazık ki, Başbakan Tayyip Erdoğan ve arkadaşları hala yaşadıkları çöküşün nedenini kavramaktan uzaktırlar ya da zihniyet ve politik çizgileri gereği başka yapabilecekleri şeyleri yoktur. Çünkü Kürt sorununu yaratan sistem tarafından açık bir müdahaleyle yüz yüzeyken bile, bu müdahaleyi aşabilmek için Kürt sorununun çözümüne yönelecekken, tersine Kürt sorununun çözümsüzlüğünde ısrar etmektedir. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gittiği her yerde “Tek millet, tek vatan, ...” tekerlemesini hala ve ısrarla sürdürmesi bu gerçeği göstermektedir.
Zaten Kürt sorununu var eden ve çözümsüz kılan zihniyet ve politika bu tekerlemede ifade edilmektedir. Bu tekerleme Tayyip Erdoğan ve AKP yönetiminin yarattığı bir şey değildir. Tersine en çok karşı olduklarını söyledikleri 1930 ve 40’ların CHP’sinin yarattığı bir tekerlemedir. Şimdi Tayyip Erdoğan ve arkadaşları esas olarak CHP’lileşmiş bir durumu yaşamaktadırlar.
Peki bu zihniyet ve politikayla AKP, kendisine dayatılan ABD müdahalesini aşabilir mi? Sırtını ABD’ye dayamış olan Fethullahçı saldırıları boşa çıkarabilir mi? Zor, ama çok zor! Ve hatta imkansız! Olsa olsa iktidar ömrünü belki biraz daha uzatabilir. Gerçekte ise 2014 yılının AKP’nin adım adım çöküşü yaşadığı bir yıl olacağı açıktır.
Belki acı, ama gerçek bu! Ne bilelim, belki de Türkiye için en hayırlısı bu! Çünkü AKP’nin çöküşü Yeni Demokratik Türkiye’nin yükselişini getirebilir. Eğer demokratik güçler Kürt sorununun çözümüne dayalı bir barış ve demokrasi mücadelesi yürütürlerse, 2014 yılında beklenen ve özlenen demokratik çıkışı başarabilirler!
Bu temelde yeni yıl kutlu olsun! 2014 Türkiye’ye barış ve demokrasi getirsin!