Çocuklar hariç çünkü çocukların düşündükleri ile vücut dili aynıdır. Onlar sonradan öğrenilmiş, kamuflaj yöntemlerini kullanmazlar, ya da diplomasi bilmezler. onların henüz bilinçaltı denilen kısmı oluşmamıştır ve olgunlaşmamıştır. Bilinçaltının yönledirdiği bir davranış biçimine sahip değiller. Daha çok şey söylenebilir. Kısacası bir halk sözü olan “çocuktan al haberi” her şeyi açıklıyor. Çocuktan alacağınız haber ne kadar doğru ise bir olayı, bir davranışı sözler olmadan değerlendirmek aynı derecede sizi doğruya götürür. Dün yani, geçen cumartesi günü Amed’de yapılan nikah törenini izlerken bir ara sesini kısıp izledim. İki görüntüyü sizler ile paylaşmak isterim.
Bir düğün töreni. Yani iki insanın uzun ve ortak bir yaşam için verdikleri kararın, ritüeller ile meşrulaştırıldığı bir moment. Masada üç gelin adayı, üç damat ve üç gelinin tanığı, üç de damadın tanığı var. Tanıklardan bir tarafı, RT Erdoğan, Mehdi Eker, Fatma Şahin temsil ediyordu. Diğer tarafı Mesud Barzani, Şivan Perwer, Leyla Zana. Kısacası çiftlerin tarafları belli. Türk tarafı ve Kürt tarafı… Sürece de uygun. Türk ve Kürt birlikteliği… Erdoğan’ın dediği gibi ‘süreci’ taçlandıran bana göre de sembolik bir nikah!..
Çok popüler altı tanık var, ama gelin ve damat çok flu. Bir düğün var, ancak gelin ve damat yok gibi... Kısacası bir düğünun bütün ritüelleri yerine getirilmiş ama ortada gelin ve damat yok ya da çok silik. Ritüeller de Kürt geleneklerine ağırlıklı yer verilmiş, ancak en önemli ritüel olan halay çekmek yoktu... Oysa asıl Kürt halayı eşitliği sembolize eder. Kardeşliği sembolize eder. Kadın erkek eşit bir biçimde dizilir sadece en iyi oynayan halayın başını çeker. Düğünu dizayn edenler belli ki bunu düşünmüşler. Onlar hangi niyet ile bunu yapmadıkları belli, ancak her halükar da yapmamaları iyi olmuş. Yoksa kim halayın başını çekecekti(!)...
Gelini ve damadı olmayan abartılı bir düğün töreni…
İkinci görüntü. Bir miting alanı, Amed’in alışkın olmadığı bir görüntü, hem kitle az, hem coşku yok hem de renkler yok. Tek bir renk... Üstelik misafir(!) Barzani’nin de renkleri yoktu. Misafiri ünlem içinde söylüyorum, çünkü tipki Selahattin Demirtaş’ın söylediği gibi, Barzani bu topraklarda misafir değildir.
Görüntü: Herkes var, hiç kimse yok gibi bir şey… Mücadele verenler yoktu... Mücadelenin sahipleri yoktu... Kürt Özgürlük Hareketi bileşenleri ya da onların sembolleri yoktu... Tek kişilik bir oyun gibi... Gelini ve damadı olmayan bir düğün…ya da kendi çalıp kendi oynayan bir eğlence gibi... Zaten bütünü içinde ki görüntü halkların ritüellerini İslami referans alarak hazırlanmış bir tören. Sembollerini ve ritüellerini evrensel değerleri refeans alarak hazırlayan Kürt Özgürlük Hareketinin düzeyi ile uyum içinde değildi. Ancak yine de bu düzey farklılığının Kürt Özgürlük Hareketi bileşenlerinin, Amed halkının görüntüde olmamasının temel neden oldüğünu düşünmüyorum.
“Barış sürecine katkı için geldiğini” söyleyen Barzani ve Şivan gibi düşünüyordum. Süreç tıkanmıştı Barzani’nin gelişi tıkanıklığa çare olabilirdi... Belki omuştur da bilemiyoruz. Ancak ‘non-verbal’ görüntüden şu çıkarabilir. Bir ‘süreç’ var ve bu süreçten Kürt Özgürlük Hareketi bileşenleri izole edilmiş... Halk izole edilmiş… Bu görüntü var olan tıkanıklığı açmaz aksine derinleştirir. Umarım ve dilerim ki bu görüntüler beni yanıltmıştır.
Çünkü bu görüntüye bir anlam veremiyorum. Barzani’nin gelişi ve Erdoğan ile Amed’de buluşması, Öcalan’ın 2013 Newrozu’nda halka yaptığı, Türk-Kürt stratejik ortaklığı bildirisine ters düşmüyordu. Ancak bu buluşmada Kürt Özgürlük Hareketi bileşenlerinin temsil edilmemesi çok düşündürücü… Bu temsil edilmeme kimin istemidir? Ak devletin mi? Barzani’nin mi? Kürt Özgürlük Hareketinin mi?...
O kadar çok sorulacak sorular var ki. Çoğuna yanıt bulmak oldukça zor... Ancak zaman ile doğru yanıtları bulacağız. Bu kadar oyun, bu kadar gürültü ne için idi?.. Anlıyan var mı?..
Olan da Şivan’a oldu. Bu politik oyunları benim gibi sıradan birisi anlayamaz. Galiba Şivan da anlamadı ve gerçekten yazık oldu. Kürt özgürlük savaşının birçok sembolünü sanatında taşıyan Şivan’ın 37 yıl aradan sonra dönüşü muhteşem olmalıydı… Kılamlarını (şarkılar) ile büyüdüğümüz Şivan, dinlediğimizde tüylerimizi diken diken eden ‘Kine em?’, ‘Ka Kurdistan’ kılamları ile Newroz alanında milyonlara seslenmeliydi...
Ben her zaman iğneyi önce kendimize batırmayı tercih edenlerdenim. Biz Şivan’e ne kadar sahip çıkabildik?…diye sormadan geçemem.
Neyse 16 Kasım’daki müsamere(!) ile ilgili anlatacak çok şey var. Üstelik tesadüfen bu tören öncesi Amed’de idim. Belki başka bir yazıda size izlenimlerimi anlatırım.
Kimler evlendi ya da kimin düğünü?
Televizyonda izlediğim ve önemli bulduğum bir olayı değerlendirirken, sıklıkla televizyonun sesini kısıp, sözlerin olmadığı ‘non-verbal’ denilen vücut dilini okuyup analiz yapmaya çalışırım. Denemenizi, çocuklar hariç, büyükleri dinlerken size de tavsiye ederim. O zaman düşündüklerinize çok farklı yorumlar katabilirsiniz. Ve yorumlarınız genellikle gerçeğe daha yakın olur. Bazen de sözlerden yola çıkarak yaptığınız değerlendirmelerden çok farklı bir sonuca varmanız sizi hayretler içinde bırakabilir.