Yazılı ve görsel Türk medyası, pazar günü saat başı, fonda AKP generali Hulusi Akar’ın profili eşliğinde, ordunun çembere aldığı Nusaybin ve Yüksekova’ya taarruz hazırlığı tekrarlanıyordu. Televizyon spikerleri, kelimelerin vurgusu ve ses tonlarının ahengiyle "akbabaların hücumu"nu değil, adeta meraklısına sirk gösterisi, panayır şenliğinin reklamını yapıyor gibi bir tatlılıkla iki şehrin tanklar, toplarla kuşatıldığını anlatıyorlardı.

Yazılı medyanın haber başlıkları da, şenliğe çağrı gibiydi. "Yüksekova ve Nusaybin'e sokağa çıkma yasağı" başlıkları, gün içinde değişerek, "tanklar yerleştirildi" ardından "operasyon başlıyor" şeklini alıyordu. Gün batmında Yüksekova tepelerine helikopterlerle askeri indirildiği haberi veriliyor ve "toplar ateşlendi" deniyordu.

Gören, Türk medyasının dili ve üslubuna bakan, iki şehri kuşatan IŞİD ruhunu görmüyor, havadan çiçek atılıyor sanıyıordu.

Bu anlatım, ölmüş, duyarlılığını kaybetmiş, yerde çürümüş vicdanı, yani vicdansızlığı temsil ediyordu.

Şehirlerin mahfı, insanların topluca yok edilmesi Türkün İslamına ve vicdanına uygundu. Oysa, insanlık gösterilerinde nasıl insan, nasıl da insan sevgisiyle doluydu, Türk toplumu!..

Hatta, insan sevgisi sevgi üstlerinden taşıyor, doğanın taşını, toprağı, çiçeği, otunu, hayvanları kucaklıyordu. Kürtler, şehirlerinde kuşatılıp topa, tanka tutula dursun, hatırlıyor musunuz, bir zamanlar Cem Boyner, Kuzey kutbuna ayı avına gittiği için, Türk vicdanını ayaklanmış, kalabalıklar "ayılara dokunma" bağırtısıyla sokağa çıkmış, mallarını boykot ederek onu cezalandırmıştı. Kedi, köpek sevicileri, deniz kaplumbağaları sevdalıları birer ipsiz Recep’tir, bu ülkede. Urfalı Türk Bekir Coşkun, insanlardan sonra hayvanlara karşı da o kadar vicdanlıydı ki, köpek aşkını yazmıştı.

Potamyalı Recep, Cumhurbaşkanı olmadan at sevmeye kalkışmış, tepetaklak yere düşmüştü.

İnsan sevgisi ise hep gösteri malzemesiydi. Bu konuda şiirler yazılıyor, nutuklar atılıyor, sevgiyi yücelten yarışmalar düzenleniyor, hırsızlar, katiller, dolandırcılar her yerde insan sevgisinin ibadet olduğunu haykırıyor, bahtsız mahalle kadınları, "başıma ne geldiyse insan sevgisinden" diyerek kötü yazılmış talihlerine sövüyor, tek kişilik büyük Türk büyüğü Recep de, meydanlarda, hem çocuk, kadın hırsızı Osmanlıyı kendine ecdat yapyor, hem de insan sevgisini Allah ile bütünleştirerek boynundan aşağıya geçiriyor, onunla oy topluyordu.

İsrail Filistin’in Ramallah şehrine top mermisi attığında, insan sevgisiyle galeyana gelip Eminesine sarılıyor, besleme medyaya göre "İsrail, Filistinli bebekleri korkutuyor” diye hüngürdüyerek ağlıyor, ağlamasına hislenen sevenleri de sokağa fırlayıp İsrail bayraklarını yakarak, ruhlarını teskin ediyorlardı.

Ancak, Filistinli çocuklara ağlayan, Burmalıların yasını tutan, Somali'ye para gönderen Recep’in duygu heybesinde, Kürtlere "insan" diye yer yoktu. Onun için ordusu, dünyanın her yerinde onların kanına giriyor, Kandil dağlarının eteklerinde bebekleri, Rojava’da çiçek toplayan küçük kızları katlediyor, kuzeyde ise yüz yıllık kesintisiz soykırım ateşini harlı tutuyordu. 

Yurdu gasp edilmiş, bir halkın bütün hak ve özgürlükleri, akbabaların hücumuna uğramıştı. Devlet terörüyle, Kürtlerin yüreğine kin ektiler.

Bir halka en büyük kötülük, onu barbarlığın yöntemlerine zorlamaktır. Bunlar Kürtleri, buna zorladılar.

Şehirleri kuşatıp toplar, tanklarla katliam yaptılar. Şehirlerin tarihi ve modern yapısını katlettiler.

Yaralıları diri diri yaktılar. Cizre şehrinin havası, yanık insan eti kokusuyla doldu. Hitler'in esir kampı bulunan şehirlerin havası gibi…

Kürtlerin, çalınmış yurtları, el konulmuş hak ve özgürlüklerinin, can feda davacısı olduklarını hiç düşünmediler.

Kendileri, ötelerden, oradan buradan gelmiş işgalci, ama hep haklı ve zorbaydı. Sözden anlamayan, düşünmeyi ve insan onuru nedir bilmeyen…

Çağımızda nerede görülmüş, bir devletin benimdir dediği bir şehri, şehirleri topa tutması!..

Kürtleri bitirme adına geldikleri aşama budur. Şehirlerin bombalanması, yenilgilerinin kanıtıdır. Çünkü, kaybedilen yer ne bana, ne sana hesabıyla tahrip edilir…

Tüklerin Kürdistan fethinin geldiği aşama bu: Benim olamadığına göre topyekün imha, yani yok edicilikti.

Bu vahşi terörle kin ektiler Kürtlerin yüreğine, şimdi intikam biçiyorlar…

Türk şehirlerinde yaşanan budur.