Yaratma vatanında şakülsuz gezmek devrime haramiliği dayatmaktır. Devrim zamanından aşırmaktır. Dahası iktidarla aşık atmaktır. Bu iktidarın haramzade kıldığı insan ruhunun yaşama yüklediği muşmulalıktır. 

Trajedi kesintisiz iktidarla cebelleşmektir. Tarih trajedinin ebeliğini yapar. Zamana dayatılan lümpenleşme yaşamış tabanlarına atıfta bulunmasıdır. Martava aynıdır; zehiri dindar Yahudi getirir. Zehirlemeye devam ediyorlar. Anaç olan yemeği pişirir. Pişirmeye devam ediyorlar. Ve luz yemeğe zehiri katar. Tarihin oluştuğu kıytırık not ölümün işgüzarlığıdır. 

Gazap, iktidarın atağında ruhu terbiye etmektir. Yaşam ölümle mükafatlandırılır. Yaşam ölümün attarlığını yapar. Müşkül-düşkün ölümün mizacı kötürüm bırakılmış ruhun azabına son vermektir. İkisi müşkül ve düşkün olan hakikati darağacında tutar. Ölüm yaşamın süprüntüsüdür. Yaşam artık halinde ölümün küllerini besleyen beslemedir. Sunum karanlığın histeryası olunca günah çıkarmak papaza düşer.

Bütün bunlar vahametin derecesini artırmaz. Vahametin kendisi yaşamı katakulli yapmak olsa bile hala bir umut vardır. Daha vahimi devrimcinin iktidara kuyruk salamasıdır. Devrim türküsünü iktidarın tezenesiyle bestelemek devrime düşük yaptırmaktır.

Her an iktidara lahevle diyen zihniyetin yaşama sunumu yeni Kerbelalardır. Bekaretini iktidara kaptırmış yaşam kendi etine talim etmek zorundadır.

Yani iktidara göz kırpan devrimci umudu kendisinde çarmıha gerendir. Bu topluma sadakatsizliği dayatmaktır. İhanetin bel kemiği yaşamı, devrim zamanını iktidara peşkeş çekmektir. Yaşam avizeleşmiş var oluşa sarkıntılık yapmaktadır.

Sonuçta kültürel varlığını tanımlamamış devrim despotizmin-dogmatizmin labirentinde ap öğütür. Bu da bir geleceğin ihanetle mükâfatlandırılmasıdır. Devrim ve devrimci var oluşu tanımlayandır. Ama hep çırak kalanlar “kın içinde tahta kılıç” olarak yaşamı heba edenlerdir.