“Gider… Gider, nice koç yiğitler gider

Senin de içinde bir oğlun varsa çok değildir
Ey mavi gök! Ey yağız yer bilesin ki
Yüreğimiz kabına sığmamakta
Örsle çekiç arasında yoğrulduk
Hıncımız derya gibi kabarmakta”


Bu dizeleri yazdıktan kısa süre sonra işkenceyle katledilen İbrahim Kaypakkaya Türkiye halkları açısından unutulmaz, dillere destan bir genç. Denizler gibi o da toprağa düştüğünde yirmi dördündedir. Kısa bir ömre büyük şeyler sığdırarak efsaneleşmiştir.
Ölüm sebebi her ne kadar kayıtlara intihar olarak geçmiş olsa da, herkes onun dört ay tüm işkencelere direndiğini ve çelikten iradesini kıramayan faşist güçlerce katledildiğini bilir. Önemli olan resmi kayıtlar değil, toplumsal bellektir.
Bugün bu bellekle günümüzü değerlendirdiğimizde 20-21 yaşlarında Türkiye’nin temel sorunlarına ilgi gösteren ve bu sorunların çözülmesi için emek harcayan ve kafa yoran bir kuşağın öncülerinden olan İbrahim Kaypakkaya yoldaşı, ölümünden kırk yıl sonra nasıl anacağız? Bu gerçeğe nasıl bir anlam yükleyeceğiz? Yüklediğimiz anlama göre nasıl bir yaşamın sahibi olacağız?
O, yıllar önce Kürt halkından bahsettiği için kendine solcu diyenler tarafından FKF kurultayından gürültülü bir şekilde atılmıştır. O, diğer pek çok kendini solcu diye tanıtanlardan farklıdır. Günümüzde pek çok yönüyle benzer şeyler yaşanmaktadır. Böyle bir süreçten geçerken İbrahim’ı anmak, onun mücadelesini, direnişini, kavgasını gündemimize almanın öğretici pek çok yanı olacaktır.
İbrahim yoldaş, pratik devrimciliğinin yanı sıra, Türkiye’nin sosyalist düşünce dünyasına farklı bir ivme kazandırmış bir teorisyendir. Günümüz gençliği ve demokrat, devrimci çevrelere bu açıdan güncel bir örnektir. Sistemin apolitik, tarihsiz bir toplum yaratma çabalarına karşı O, pratikle pişen, tarihi yaşayan ve yaratan bir düşünsel sistematiğe sahiptir. Düşünce yapısını ve yaşamını incelediğimizde FKF’den MDD’ye ve TKP/ML-TİKKO’ya bir mücadele yaşamını görüyoruz. Bu yönlü kendi düşüncelerini sürekli yenileyen, geliştiren bir yapıya sahiptir. Şimdi onu takip ettiklerini iddia edenler gibi dogmatik bir düşünce sistemine sahip değildir. Aslında günümüzde İbrahim yoldaşın takipçisi olmayı, yoldaşı olmayı da İbrahim yoldaşın yaşamıyla karşılaştırarak netleştirmek günümüzün öncelikli görevlerindendir.
O, günümüz Türkiye’sinde temel tıkanma noktalarından olan Kemalizm’e karşı tavır almıştır. Sol harekette günümüzde de var olan Kemalist ve Sosyal şoven yaklaşımlara karşı durmuştur. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra geliştirilen politikaları eleştirmiştir.  
Maoist bir dünya görüşünü benimseyen İbrahim yoldaş, Mao’nun köylerden şehirlere doğru yayılacak bir devrim anlayışını benimsemiştir. Bu yönlü İbrahim yoldaşın mücadele yaşamına baktığımızda uzun yıllar Anadolu’nun çeşitli yörelerinde köylerde halkı örgütlemeyle uğraştığını görmekteyiz. Günümüz devrimci, demokratik mücadelelerde de görülen salt şehirlerle sınırlı kalan mücadele tarzına pratiği ve söylemiyle en iyi eleştiri ve karşı koyuşun adı olan İbrahim yoldaşın çalışma tarzı demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa hamlesinde tüm Ortadoğu halklarına örnek olacak niteliktedir.
Türkiye demokrasi hareketi tarihinde önemli bir yere sahip olan DEV-GENÇ’in eylem çizgisinin yaratıcılarından olan İbrahim yoldaş, Trakya Değirmenköy’de toprakları için ağaya karşı mücadele eden köylülerin arasındadır. Türkiye tarihinde ayrı bir yere sahip olan 15-16 haziran olaylarının örgütlenmesinde İbrahim yoldaş aktif, öncü rol oynamıştır. Demir-Döküm, Sungurlar, Horoz Çivi, Petriks, Ege Sanayi, EAS Akü, Gıslaved, Gamak, Singer, Derby… fabrikalarının işçileri İbrahim yoldaşı yakından tanırlar, kendilerinden biri olarak bilirler. Mücadele yürütürken, demokrasi talebinde bulunurken mücadele tarzında ve kişiliğinde demokratik olmayı başarmış olduğundan böyle bir etkiyi yaratmıştır.  
Gece sabahlara kadar bildiri basıp, gündüz kavganın en yoğun olduğu yere koşmuştur. Bu yönüyle İbrahim yoldaşın çalışma temposuna ulaşmak, bu süreçteki görevleri başarıyla yerine getirmenin temel koşullarındandır.
İbrahim yoldaş FKF’de ortaya çıkan reformist, parlamenterist anlayışlara karşı tavrın adıdır. Günümüz Türkiye ve Ortadoğu gerçekliğine baktığımızda liberalizmin pek çok siyasi gücü parlamenterizmin sahte demokrasi zeminine çektiğini görmekteyiz. Muhalefeti bu yolla sistem içileştirme politikası yürütülmektedir. O yıllarda da TİP’teki bazı kesimler şahsında Türkiye devrimci demokrat güçlerine dayatılan bu anlayışları en çabuk görüp tavır geliştirenlerden biri İbrahim yoldaş’dır. Bu tavır gelişmezse ne DEV-GENÇ oluşabilir ne de sonrasında gelişen eylemlilikler. Salt parlamentoda yürütülecek bir siyasi faaliyetin toplumun demokratikleşmesi ve sosyalizm mücadelesini çarpıtmak ve güdükleştirmek anlamına geldiğini görmüştür. Onun sosyalizm anlayışı demokratiktir, demokrasi anlayışı da radikal demokrasidir. Onun pratiği bunun en somut örneğidir. Bu gün salt BDP ve farklı siyasi partilerle sınırlı bir toplumsal mücadeleye sıkıştırılmak istenen demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı yaratma hamlesi mücadelesinde o günler yol göstericidir ve pek çok deneyim içerir.  
Hayatını yaşadığı coğrafyaya adayan İbrahim yoldaş ölümünün üzerinden kırk yıl geçmesine karşın halen tüm devrimci, demokrat güçlere çalışma tarzı, temposu ve fikirleriyle örnek olmaya devam etmektedir. Kırk yıl geçse de İbrahim yoldaş Amed’de Kürtçe eğitim isteyen çocukların arasında, Edirne’de devletin dayattığı tekel tarım politikalarına karşı çıkan köylülerin arasında, Dersim’de Munzurlarda baraja karşı çıkan halkın arasında, Karadeniz’de tekellere satılan derelere karşı yürüyen köylülerin arasında yaşamaktadır. İbrahim yoldaşın anısı tüm bu mücadeleleri birleştirmeyi ve başarıya götürmeyi görev olarak önümüze koymaktadır.