Geçtiğimiz hafta Amed'de çoğunlukla Êzîdîlerin kaldığı 'Fidanlık Kampı'nı ziyaret ettim. Ziyaret amacım, Hollanda ve İsviçre’den bana verilmiş yardımları yerine ulaştirmak olsa da, kamptaki yaşamı, imkanları yerinde görmek, kampın yönetimi ve gelecek soğuk günler için nasıl önlemler alındığını, bundan sonra bizlerin neler yapması gerektiği konusunda bir bilgi sahibi olmak için önemliydi. Öncellikle Avrupa'da yaşayan ve yardım etmek isteyenlere belki de daha effectif nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda bir tavsiye de olabilir.
Öncellikle söylemeliyim ki, benim için oldukça duygusal bir ziyaretti ve gözyaşlarıma engel olamadım. Hem bir zamanlar ben de mülteciydim ve dokuz aylık çocuğum ile bir mülteci kampında altı ay yaşamak zorunda kalmıştım. Hem de insanın kendi topraklarında mülteci olarak çadırlarda yaşaması beni korkunç etkiledi. Bütün hücrelerim isyandaydı. Bu kadar zengin topraklara sahip olup da çok değil, on kilometre mesafedeki bir yerleşim yerine geçince mülteci olmak ne yaman bir çelişki! Kabul edilir bir 'kader’ değil.
Yardım etmek isteyenler, yardımlarının yerine ulaştığına inanmak istiyorlar ve bunun para ile değil, eşyaya dönüşmüş bir obje olarak yapılması kişide psikolojik bir tatmın yaratıyor. Bu, insan psikolojisine uyan anlaşılır bir durumdur. Ancak effectif (gerçek değer) değil. İki örnek vererek açıklık getirmek istiyorum. Birinci olarak; Hollanda'da 'Kobanê ile dayanışma’ grubu battaniye kampanyası başlattı. Her bir battaniye bildiğim kadarıyla 17 Euro'ya alındı. Buna alınan battaniyelerin transportu için gerekli parayı da ekleyip düşünün. Oysa bana İsviçre'den verilen yardım ile Amed’de 17 TL'ye bir batanniye aldım. Yaklaşık Hollanda'dan alınmış bir battaniye ile Amed’de üç battaniye alabiliyorsun. Transport parası da 60 TL. Buna bir de paranın Amed içinde dolaşıma sokulduğunu eklerseniz, hangisinin daha effectif olduğuna siz karar verin.
İkinci vereceğim örnek ile ne demek istediğimi daha net anlaşılacaktır: Hollanda'dan bazı dostlar sadece çocuklar için ilaç ve mama yardımında bulunmak istiyorlardı. Bu bir tercihtir. İnsanların yardım biçimlerindeki tercihlerini sorgulamadan, saygı duymak gerekir. 13 Kasım'da İstanbul Eczacılar Odası'nın kampta gidip nöbet tutup, ilaç yardımında bulunacakları duyumunu aldım. Onlar ile birlikte, kamptaki doktorların verdiği ihtiyaç listesindeki bütün ilaçları, Amed'de Eczacı Kooperatifi'nden satın aldık, tabii ki eczacıya uygulanan indirim ile birlikte.
Bunlar benim tavsiyelerim. Belki bazıları için bir şey ifade etmeyebilir ve gereksiz bulunabilir. Ancak gelecek günler bizler için bir kuruşun önemli olduğu günler, kendimi böyle bir açıklamaya zorunlu hissediyorum.
Üçüncü ve çok önemli bir konu da, nereye yardım yapılacağı ile ilgili. Kısa bir araştırma yapınca en çok Suruç bölgesindeki misafirlerimizin yardıma ihtiyacı olduğu, üstelik Suruç'ta bulunan misafir kardeşlerimizin sayısının yüzbinin üzerinde olduğu söyleniyor. Kişisel ya da grupsal yardımlar en çok coğrafik nedenlerden dolayı Amed’e gidiyor. Bu çok doğal. Ancak Amed’de yardımların toplandığı bir havuz var ve bu havuzdan ihtiyaca göre dağıtım yapılıyor. Dolayısıyla ille de Suruç'a yardım göndermek için uğraşmak çok anlamlı değil, dağıtımı yapan görevliler bu konuda çok hassas ve duyarlılar, ayrıca hangi kampın ve hangi şehrin neye ihtiyacı var konusunda bilgileri yeterince var.
Şimdi asıl en önemli konuya gelmek istiyorum. Amed'deki 'Fidanlık' kampı için halk arasında 'hilton kamp' deniliyor. Gözlemlerim de bunu doğruluyor ancak artık mevsim değişiyor ve kış günleri geliyor. Var olan çadırlar, insanları, çocuklarımızı soğuktan korumaya yeterli değil. Her ne kadar Kampta kış hazırlıkları yapılıyor olsa bile, bu hazırlıkların yeterli olacağını sanmıyorum.
Yetkililere ve sorumlulara bir öneri; bildiğiniz gibi Amed’de Kırklar Dağı'nda istenmeyen bir yapılanma var. Ve inşaat şimdilik haklı olarak durdurulmuş, atıl bir durumda. Büyük oranda misafirlerin ihtiyacını karşılayacak, şu anda boş olan yerler. İnsanlarımız kış aylarını neden orada geçirmesinler? Geçici olarak misafirlere barınak yeri olabilicek ideal bir yer. Engel ne olabilir ki…