Kobanê’nin Kürdistan tarihinde önemli bir yeri vardır. Sayın Öcalan Ortadoğu’ya ilk girişini 30 Haziran 1979 tarihinde buradan yapmıştır. Kürt Özgürlük Hareketinin ilk planlamasına burada başlamıştır.
Şengal ve Maxmur saldırılarında başarıya ulaşamayan, Hewler yakınlarına kadar dayanan DAİŞ ABD’nin hava saldırıları, Kürt silahlı güçlerinin karşı atakları sonucunda Kürdistan’ın güneyinden çekilirken saldırılarını G.Batı Kürdistan’a (Rojava), özelliklede Kobanê’ye yöneltmiştir.
DAİŞ (IŞİD) çeteleri iki haftadan bu yana Kobanê’ye beş koldan saldırmaktadır. Çetelerin elinde Irak ve Suriye’nin resmi güçlerinden elde ettiği modern ağır silahlar bulunmaktadır. Buna karşın YPG gerillaları ise klasik gerilla silahları ile bu barbar saldırılarına karşı direnmektedir.
Yeni AKP Hükümeti bir yandan çözüm sürecinin ilerlediğinden, nehrin yarısını geçtikten sonra geri dönüşün mümkün olamıyacağından söz ederken, diğer taraftan ise DAİŞ çetelerini kendi adına vekaleten G.Batı Kürdistan’a saldırtmaktadır.
Son saldırılarda Kobanê’nin köylerinden Kuzey Kürdistan’a büyük bir göç dalgası başlamıştır. Üç gün içerisinde göç eden Kürdistanlıların sayısı 100.000 sınırına dayanmıştır. Türkiye basınında DAİŞ çetelerinin Qamişlo’ya saldırı hazırlığında olduğu, Nisebin ile karşı karşıya olan Qamişlo’dan büyük bir göç dalgasının olabilirliğine dair haberler yayınlanmaktadır.
TC vekalet verdiği DAİŞ çetelerinin eli ile G.Batı Kürdistan’ı insansızlaştırma politikasını yürürlüğe koymuştur. Çiçeği burnunda TC Başbakanı Davutoğlu önceki gece NTV’de yayınlanan söyleşisindeki satır aralarına bu politikanın ana hatları yansıdı. Davutoğlu ‘insanların etnik kökenleri ve dini inançları arasında fark gözetmeksizin Türkiye’nin kapıları herkese, özelliklede Kürt kardeşlerimize açıktır’ diyerek G.Batı Kürdistan’dan Kürdistan’ın Kuzeyine göç olayını açıkça teşvik etmiştir. Davutoğlu’nun dün akşam yayınlanan söyleşisinde yer alan “artık PYD ile DAİŞ karşı karşıyadırlar” belirlemesi yaşanan göç dalgasının arkasında TC’nin Kürdistan’ı insansızlaştırma politikasının olduğunu ortaya koymaktadır.
TC Cumhurbaşkanı BM toplantısına katılmak üzere gittiği Newyork’ta ‘hudut’ta tampon bölge ve uçuşa yasak bölge oluşturulmasını gündeme getirecektir. Bununla hedeflenen amaç ise Kürdistan’ın içlerinde tampon bölge oluşturmak için Kürdistan’ın belli bir kısmının TC ordusu tarafından işgal edilmesidir. Bunun hazırlıkları da Ankara’daki son günlerde sık toplanan güvenlik toplantılarında yapılmaktadır.
Kürdistan yeni bir kirli tuzak ile karşı karşıyadır. Bu kirli tuzağın bertaraf edilmesi için DAİŞ çetelerinin Kobanê’ye yönelik beş koldan yaptığı saldırıların durdurulması, sivil Kürtlerin sömürgecilerin oyunları sonucu boşaltığı köylerine geri dönmeleri gerekmektedir.
YPG ve YPJ’nin çetelere karşı direnişleri tüm cephelerde devam ediyor. Ancak YPG ve YPJ’nin tek başına direnişi kafi gelmeyebilir. Bu nedenle YPG’nin başta Güney Kürdistan’daki peşmerge güçleri başta olmak üzere tüm Kürdistanlılara yönelik yaptıkları yardım çağrısı cevapsız bırakılmamalıdır. Kobanê’deki direniş sadece Kobanê’nin savunması değildir. Tüm Kürdistan’ın savunmasıdır. En güçlü birlik cephede omuz omuza vatan savunmasında sağlanır.
Sömürgeci sistemlerin kirli tuzakları hep birlikte boşa çıkarılmazsa yarın Hewler, Diyarbekir ve Mehabbad içinde geç olabilir.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 24 Eylül 1996 tarihinde güvenlik güçleri ile infaz memurlarının birlikte yaptıkları operasyonda Diyarbekir Cezaevinde bulunan 10 PKK’li tutsak kafaları parçalanarak katledildiler.
* 27 Eylül 1994 tarihinde ARGK Dersim komutanlarından Celal Barak TSK ile girdiği bir çatışmada yaşamını yitirdi.
* 28 Eylül 1975 tarihinde İstanbul’da DDKD (Devrimci Demokratik Kültür Derneği) kuruldu.
* 28 Eylül 1992 tarihinde İstanbul’da MKM kuruldu. Kurucuları arasında şehit Ozan Ali Temel de vardı.