Adım “resimli roman yazarına” çıkacak. Olsun. Son bir kere daha resimli bir yazı yazacağım. Çünkü artık lafla, cümleyle, paragrafla başımıza gelenleri anlatmak mümkün değil.
Biraz yazayım:
Uyduruk, kaydırık gazeteciler Yenikapı mitingine hayran olmuş bayılmışlar…5 milyonmuş…Bir “deniz varmış, bir de insan denizi…”
Şimdi bakın bu insan denizi hikayedir. Aslında Türk devletinin “yönetimi” altında, Türkiye’de 80 milyona yakın insan her gün sokaklardadır, evlerdedir, meydanlardadır, AVM’lerdedir. Türkiye’yi bir “meydan” farzedin; alın size her gün, her dakika, her saniye 80 milyonluk miting…
Arkasında “devlet” olan kitle, sadece “kalabalıktır”. “Nüfustur”… Devlet “vergi ver” deyince veren, “askere git” deyince giden… “Yenikapıya gel” deyince giden…Yenikapı Oya Baydar’ın dediği gibi “RTE idam meydanı” adına layık bir “devlet meydanıdır.” “Devlet meydanını” doldurmak, taşırmak yalnızca basit bir “devlet kararına” bağlıdır.
İkinci resme bakalım…Yıllardan 1930’lar…

Ve şimdi Yenikapıyı bununla karşılaştıralım:

Ortak nokta nedir?
İkisinin de devlet mitingi olmasıdır. Hitlerin kalabalığı onu ne kadar “demokrat” ve “milli irade temsilcisi” yaparsa, Erdoğan’ın kalabalığı da onu o kadar “demokrat” ve “milli irade temsilcisi” yapar.
Ben Yenikapı’ya miting demem. Devlete karşı yapılana miting derim. Devlete rağmen, onun gazına, copuna, basınçlı suyuna rağmen yapılan mitingteki “kalabalık” gerçek “demokrasi gücüdür”. Marifet odur.
Hatta diyebilirim ki, aşağıdaki resimde gördüğünüz kadın, Erdoğan’ın mitingine katılan 5 milyona bedeldir:..

Size bir şey soracağım:
Eğer köprüdeki darbeciler…
Elli altmış silahlı adam…
Altlarına tank alacaklarına, bellerine “gaz bombaları” ve önlerine de “TOMA” koysaydılar…
Oradaki kalabalık “kaç dakika darbeye karşı direnebilirdi.?”
Ben iddia ediyorum ki, Erdoğan, bir an Yenikapı’daki kalabalığa bozulsaydı. Diyelim ki kalabalığın arasına karışan “üç tane Kuto”nun “ne kışlanın darbesi, ne sarayın darbesi yaşasın radikal demokrasi” diye bağırması üzerine, “siz kimsiniz ya, dağıtın bunları” deseydi…
TOMA’lar su sıksaydı…Akrepler gaz bombası atsaydı. Tek bir mermi patlamasaydı. Uçaklar bombalamasaydı…Ne olurdu?
Kitle denize dökülürdü…
Şu hale bakın…Kürdistan’da ne TOMA, ne Gaz sökmüyor. Kürt denize dökülmüyor. Niye? Çünkü orada “deniz” yok…”DAД var… Kürt sırtını dağa vermiş…Ne yapsan bir milim geriye gitmiyor. “Deniz” devletinse “dağ” Kürdündür çünkü…
Evet. Yenikapı devlet mitingidir. Oradaki güç “kağıttan kaplandır.”
Amed’de, Dersim’de, Hakkari’de sokağa çıkan kitle ise “granitten Kuto”dur. Yıkılmaz…
Darbelerin karşısındaki gerçek demokratik güç, devlete rağmen, ona karşı alanlara çıkan, Cizre’de, Lice’de, Sur’da, Şırnak’da, Nusaybin’de tanklara rağmen aylarca ölümüne direnenlerdir…
Resmi kalabalık hiçbir şeydir.
Gayrı resmi tek birey her şeydir…