
Türkiye’nin obüslerle Efrîn Kantonu’na yönelik bombardımanında yaşamını yitiren YPG’li Serdar Babat’ın (Serhildan), yaşam hikayesi daha gencecik yaşına rağmen halkının kara yazgısı haline getirilmeye çalışılan baskı, zulüm ve katliamlara bir başkaldırı hikayelerinden biri. Sêrt’in (Siirt) Bervarî (Pervari) ilçesinden devlet zulmünden dolayı 1996 yılında göç etmek zorunda kalan Babat ailesi, Adana’ya yerleşir. 1997 yılının Haziran ayında Adana’da dünyaya gelen Serdar Babat, 7 çocuklu ailenin en küçük çocuğu olarak, kısacık ömrüne devrimciliği nakşetti.
Seyhan ilçesinin Gülbahçe Mahallesi’nde büyüyen Serdar, erken yaşlarda tanıştığı devrimci kimliği tanındı. DAİŞ çetelerinin Kobanê’yi işgal girişimlerine karşı 2014 yılında özgürlük yolculuğuna çıkan Serdar, Kobanê’nin barbar çetelerden temizlenmesi ardından geçtiği Efrîn Kantonu’nda TSK’nin saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.
‘Devletin eğitimine karşı çıktı’
Serdar’ı anlatırken gülümseyen ve her konuşmasında oğluyla gurur duyduğunu söyleyen anne Xanım Babat, 1990’lı yıllarda bitmek bilmeyen devlet baskılarının sonunda köylerinin boşaltılarak yakıldığını belirtti. Anne Babat, “Aileden birçok şehit verdik. Daha sonra Adana’ya göç ettik. Bizim o zaman arılarımız vardı, buğdaylarımız vardı. Devlet her şeyi yakıp yıktı” dedi.
Oğlunun mücadeleyle küçük yaşlarda tanıştığını vurgulayan anne Babat, “Serdar daha küçük yaşta partisine çok bağlıydı. Sürekli eylemlere katılırdı. Küçüksün dediğimde ‘anne bana küçüksün deme’ diyordu. Ben pencereleri kapatırdım kapıları, kapatırdım sokağa çıkmasın diye ama Serdar ne yapar eder sokağa çıkardı. Daha 10 yaşında sokaklarda mücadele eden Serdar devletin eğitim sistemine karşı okulu bıraktı. Hep derdi ‘anne tek amacım başarılı bir gerilla olmaktır’ ben zaten Serdar’ın gerillaya gideceğini biliyordum” dedi.
‘Alanlarda mücadele var’
Oğlunun Kobanê Serhildanı döneminde yönünü Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne çevirdiğini dile getiren anne Babat, çocuğunun Kobanê’de barbar DAİŞ çetelerine karşı savaştığını söyledi.
Serdar’ın ilkokulda arkadaşlarını örgütleyip sınıf içinde „Ey Raqip“ marşını okuttuğunu anlatan abla Hüsna Babat da, şunları aktardı: “Küçük yaşta arkadaşlarını örgütleyip okuldan sonra ‘eyleme gidelim’ derdi. Serdar sürekli yaşamın nasıl olması gerektiğini bize anlatırdı. Çoğu zaman bana derdi ‘abla böyle her gün yaşamaktansa sadece bir gün özgürce yaşamak daha anlamlı’ diyerek bütün hayatı sokaklarda geçti. Sırtında bir çantası vardı ve o çantayla eylemlere giderdi. Evde kalmaktan hoşlanmazdı. ‘Alanlarda mücadele var’ derdi. En son bana ‘Abla ben gideceğim büyük bir komutan olacağım ve kendimi halkıma feda edeceğim’ dedi ve gitti.
Kardeşinin söylediğini yaptığını dile getiren abla Babat, „Serdar hayalinde olduğu gibi halkı için yaşamını yitirdi” diye belirtti.
DİHA/ADANA