
BDP Gençlik Meclisi, gerçekleştirdiği basın toplantısıyla kuruluşunu ilan etti. BDP Amed İl Örgütü'nde gerçekleşen toplantıya, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ve çok sayıda Gençlik Meclisi üyesi katıldı. Meclis'in ilanına ilişkin açıklama yapan BDP Gençlik Meclisi üyesi Evin Barış, son birkaç yıldır yaşanan siyasi soykırım operasyonlarından en fazla gençlik yapılanmasının etkilendiğini kaydetti. Barış, Gençlik Meclisi'nin amaç ve örgütlenme sistemine ilişkin bilgilendirmede bulundu. Barış, özgürlüğün yaratıcısı ve teminatının örgütlü gençlik olduğu bilinciyle hareket edeceklerini kaydederek, kendine yurtsever, demokrat ve sosyalist diyen tüm gençliği, Meclis çatısı altında mücadeleye etmeye davet etti. Barış, daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayarak, başlattıkları uyuşturucu, fuhuş, ajanlaştırma ve asimilasyona karşı "Sömürgeci uygulamalara son" kampanyasına destek çağrısı yaptı. Kampanyanın zorunlu askerliği de reddettiğini belirten Barış, kampanyanın startını da 23 Haziran'da Amed'de gerçekleştirecekleri yürüyüşle vereceklerini kaydetti.
Gençlerin güçlü katılımı
Barış'ın Gençlik Meclisi'nin ilanına ilişkin açıklamasından sonra konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, 23 Haziran'da gerçekleşecek olan yürüyüşe katılım çağrısı yaparak, sadece gençlerin değil 7'den 70'e herkesin kampanyaya katılmasının önemine vurgu yaptı. Demirtaş, başlatılan kampanyaya ilişkin olarak, demokratik barış sürecinin konuşulduğu ve Öcalan'la müzakerelerin devam ettiği bir dönemde Gençlik Meclisi'nin toplumsal sorunların çözümünde devletten ve hükümetten beklenti içerisinde olmadan kendi alternatiflerini üreterek, kendi çözüm modellerini ortaya koyacak kampanyalar başlatmasının bütün kesimlere örnek olması gerektiğini söyledi. Demirtaş, "Sayın Öcalan da, 'Asıl görev halkındır' şeklinde Newroz'da yaptığı çağrıda altını çizerek, belirtmişti. Genç arkadaşların bu görev ve sorumluluk bilinciyle bu döneme güçlü bir katılımları inanıyorum ki, çözüm sürecine ve demokratik barış sürecine güç katacaktır" dedi.
Hükümet ile görüştük
Demirtaş, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Demirtaş, geçtiğimiz günlerde Türük Hükümeti ile geçekleştirdikleri görüşmeye ilişkin şunları söyledi: "Biz BDP olarak AKP ile görüşmedik, hükümet ile görüştük. İki parti arasında bir görüşme değildi. Devlet Bakanı Beşir Atalay ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile bir görüşme gerçekleştirdik. Resmi bir görüşmeydi. Bu sürecin ikinci aşamasında neler yapılabileceğine dair yaptığımız ilk müzakere tarzı görüşmeydi. Hükümet ile şu ana kadar yaptığımız resmi görüşmeler ve arkadaşlarımızın daha önce gerçekleştirdikleri görüşmelerden çıkardığımız sonuç bizim açımızdan çok büyük umutlar ortaya koyacak derecede ciddi görüşmeler değildi. Hükümetin uygulamaları pratikte gözle görülüyor. Görüşmelerde henüz somut bir aşama kat edilmiş değil. Son yaptığımız görüşmede de somut bir aşamaya gelmedik. Bu sürecin tıkandığı veya ilerlemediği anlamına gelmiyor. Görüşmeler sürüyor. İmralı'da Sayın Öcalan'ın devlet ile görüşmeleri sürüyor. Bizim beklentimiz hükümetin birinci aşamada Kürt tarafının ciddiyetle sorumluluklarına yaklaştığı şekilde ikinci aşamada aynı ciddiyetle kendi sorumluluklarına ve görevlerine yaklaşmasıdır. Bunun olup olmayacağını kısa süre içerisinde göreceğiz."
Hükümetin hazırlıkları
Hükümetin bir takım hazırlıklar içerisinde olduğunu ifade ettiğini dile getiren Demirtaş, bu hazırlıkların ne olduğu, başlıkları ve kapsamının ise herhalde parlamentoya sunulduktan ve kamuoyuna yansıdığında görüleceğini belirtti. Kendilerinin sunduğu demokratikleşme önerilerine karşı somut bir çalışma göremediklerini kaydeden Demirtaş, "Bu görmeyeceğimiz anlamına gelmiyor ama kapsamının ne olacağı, bizleri tatmin edip etmeyeceği, Türkiye kamuoyunun genelde demokratikleşmeyle ilgili beklentisini karşılayıp karşılamayacağını da kendileri açıkladıktan sonra anlayabiliriz" dedi.
Başdanışman meselesi!
Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın başdanışmanı Yalçın Akdoğan'ın söylemleriyle ilgili bir soruya ise şu kısa yanıtı verdi: "Başbakan'ın başdanışmanına gerekirse benim danışmanım cevap verir."
Kesilirse İmralı'da kesilir
Hükümete çok hızlı hareket etmesi yönünde görüş belirttiklerini aktaran Demirtaş, şunları ifade etti: "Kendileri de herhalde önümüzdeki hafta çalışmalarını tamamlayacaklar. Kamuoyuna açıklarlar, parlamentoya getirip getirmezler mi? Bunu bilemiyorum. Çünkü parlamentonun çalışma takvimi henüz netleşmedi. Biz ısrarcıyız; kapanmadan mutlaka bu teklif parlamentoya sunulmalıdır. Biz hiçbir zaman müzakerelerden çekileceğimiz söylemedik. Müzakereleri Sayın Öcalan kendi inisiyatifi, iradesiyle başlattı. Müzakereleri kesecekse kendisi İmralı'da keser. Dolayısıyla kendisi bu müzakereleri sürdürdüğü sürece biz bu müzakerelere destek oluruz. İçinde oluruz, güç veririz. Bizim belirttiğimiz husus hükümet İmralı'ya gidiş geliş noktasında hukuk dışı davranmaya, sürecin ruhuna aykırı bir şekilde emri baki bir tutum içerisinde olmaya devam ederse biz gidiş geliş tutumuzu gözden geçiririz. Hükümetin o tutumunu kabul etmeyiz anlamında söylemiştik."
Sürecin ruhuna ters
Demokratik siyaset işleyecekse gerillaların Güney'e çekildiği bir süreçte siyasetçilerin siyaset yapmaktan kaynaklı tutukluluklarının hiçbir anlamı olmadığına dikkat çeken Demirtaş, şöyle devam etti: "Bu sürecin ruhuna da ters. Bu bizim bir dayatmamız, bizim bir olmazsa olmaz koşulumuzdan öte sürecin olmazsa olmaz koşuludur. Başbakan sürecin başında 'Silahlar sussun, fikirler konuşsun' diyordu. Şimdi silahlar susmuşken, siyaset yapanlar içerde tutuklu kalmaya devam edecekse bunun adına çözüm süreci denemez. Bu nedenle arkadaşlarımızın tahliye olması hem demokratik siyasetin ve demokratik çözüm sürecinin bir gereğidir hem de yasanın, hukukun gereğidir. Arkadaşlarımız infazlarını bitirdiler. Tutuklu olanlar ceza alsa bile devlet borçlu. Madem çözüm süreci bir devlet politikası, bu mahkemeler bu devletin mahkemesi değil mi? Başka ülkenin mahkemesi mi bunlar? Bunlar çözüm sürecine karşılar mı? Karşılarsa ve buna uygun olarak yasayı çiğniyorsa derhal soruşturma açılması lazım. Çünkü şu anda Diyarbakır'daki, Silivri'deki hâkimler kanun dışı davranıyorlar. Arkadaşlarımız içerdeyken biz dışarıda hiçbir şey olmamış gibi demokratik siyasetten demokratik çözüm, barış sürecinden falan söz edemeyiz. Duruşma olmaksızın da tahliyeler mümkündür. Aralarda da arkadaşlarımızın dosyasının gözden geçirilmesi yasa gereğidir."
Ortak kaygılar oluştu
Süreçle ilgili ortak Kürt tarafında ortak kaygılar oluştuğunu kaydeden Demirtaş, "Düzenli bir şekilde artık avukatlarının, ailesinin, siyasi heyetlerin İmralı'ya gidip Sayın Öcalan'la görüşmelerini bekliyoruz. Bu sorunun çözülmüş olduğunu biz kabul ediyoruz. Bundan sonraki aşamalarda pratikleşecek mi pratikleşmeyecek mi yine hep birlikte göreceğiz" dedid.
7'nci heyet gidiyor
Demirtaş, hafta sonu ya da hafta başında İmralı'ya 7'nci heyetin gidişinin gerçekleşmesini beklediklerini belirtti.
'Akil insanlar devam edebilir'
Karakolların, koruculuk sisteminin geliştiriliyor olmasının, askeri amaçlı barajların inşasının devam ediyor olmasının halkta büyük bir öfke oluşturduğunun bilindiğini belirten Demirtaş, bu kapsamda bu haftadan itibaren kitlesel eylem ve etkinlikler yapılacağını kaydetti. Akil İnsanlar Komisyonu ile gerçekleşen görüşmede kaygılarını ve düşüncelerini paylaştıklarını aktaran Demirtaş, heyetin bu süreçten sonra neler yapabileceğini tartıştıklarını dile getirdi. Komisyonun raporlarını toplayıp hükümete sunduktan sonra görevinin bittiğini kaydeden Demirtaş, "Ama biz şuana kadar yürüttükleri çerçevede olmasa bile daha az sayıda; ama niteliği yüksek bir Akil İnsanlar heyetinin görevinin devam edilebileceğini düşünüyoruz. Bu konuda önerimizi yaptık. Önerimizi tartışacaklar. BDP olarak Akil İnsanlar heyetinin başka bir formata bürünerek çalışmalarını sürdürmeleri halinde biz destekleyeceğimizi ve yanlarında olacağımızı belirttik. Bunun süreç sonuçlanıncaya, netleşip, kesinleşinceye kadar da bir ihtiyaç olduğunu, böylesi bir komisyonun varlığının önemli olduğunu kendileri ile paylaştık. Kendileri de tabii ki değerlendirecekler kendi komisyonlarında, bunu ele alacaklar" diye konuştu.
AMED