
Yüzleşme sürecinin toplumsallaştırılması gerektiğinin de altını çizen Kışanak, "Birbirimizin yüzüne bakabilmek ve bir daha asla diyebilmek için toplumsal bir yüzleşmeye ihtiyaç var" diye konuştu. Yüzleşme noktasında en uzak duran mekanizmanın ise devlet olduğu eleştirisinde bulunan Kışanak, şunları ifade etti: "Yüzleşmeye en uzak yer olarak devleti görüyorum. En nihayetinde yüzleşme hakikatin ortaya çıkması ve adaletin tecil etmesi ve yaraların sarılması ve bir daha asla diyebilmek için yapıldığını düşünüyorum. Ama ben devletin bir daha asla diyebileceğini düşünmüyorum. Bu yüzden hakikatin araştırılması için yapılan çalışmalara destek vermiyor. Ama sivil yüzleşme çabaları var. Toplumsal olarak bu yolun başındayız, bunun sivil mekanizmalarını kurmaya çabalıyoruz, ama resmi yüzleşmeden çok uzağız."
Devletin yüzleşiyor izlenimi vererek yüzleşmeden uzak durduğunu belirten Kışanak, "İktidar, faili meçhuller var diyor. Ama faillerini bulalım dediğimiz de hareket etmiyorlar. Dersim Katliamı konusunda 'özür dilemek gerekiyorsa' deniyor ama buna karar veremiyor. Bu çok sağlıksız bir şeydir. Çünkü yaşadığımız travmalar çok derin çok katmanlı ve birbiriyle çok bağlantılı" dedi.
Kışanak bir soru üzerine ise, yaşanan sürecin bir zorunluluk olmadığını, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın yazdığı mektuplarda da belirttiği gibi barışa ve demokratik topluma olan inancından kaynaklı bir tercih olduğunu söyledi. Kışanak, "Öcalan çözüm sürecinin ilk hamlesini, demokratik siyaset ve topluma inandığı için kendisi yapmıştır" diye ekledi.
DİHA/İSTANBUL