AKP rejimi güçlerinin ikinci vahşet bodrumunda katlettiği 19 yaşındaki Harun Barın, 6 kardeşin en küçüğüydü. Koruculuk dayatması nedeniyle köylerinden Cizre’ye göç etmek zorunda kalan Barın Ailesi, Yafes Mahallesi’ne yerleşti. Yoksulluk içinde yaşayan ailenin diğer çocukları gibi Harun da ailesine destek olmak amacıyla lise eğitimini yarıda keserek, çalışma hayatına atıldı. 

Uzun bir süre lokantalarda garson olarak çalışan Harun, son olarak Cizre Öğretmenevi lokantasında çalıştı. Çevresi tarafından çalışkan ve yetenekli kişiliğiyle bilinen Harun, yine fedakar biri olarak sevilip sayıldı.


Sürekli okurdu

Kitaplara olan düşkünlüğü nedeniyle kitap kurdu olarak hatırlanan Harun, okuduğu her kitabı da yine arkadaşları ile paylaşır, onların da okumasını sağlardı. Öyle ki soykırım saldırılarının başladığı ilk günlerde zarar görecekleri düşüncesiyle kitaplarını mahallenin çocuklarına dağıttı.

Yaşadıkları Yafes Mahallesi’ne dönük saldırıların yoğunlaşması ile birlikte ailesi daha güvenli olan bir mahalleye geçen Harun kendi evlerinde kalmayı tercih etti. Saldırılar şiddetlenince bir grup arkadaşı ile mahalleden çıkmak isterken, top atışları sonucu yaralandı. 


AYM ve AİHM’e başvuruldu

Yaralanmasının ardından arkadaşları tarafından Cudi Mahallesi’ndeki sonradan ‘vahşet bodrumu’ olarak anılmaya başlayan yere götürüldü. Burada mahsur kalan yaralı ve sivil yurttaşlar için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) ‘geçici tedbir’ konulması istenen isimler arasında o da vardı.

Ancak tedbir talebinin AYM tarafından reddetmesi ile birlikte başvurulan ikinci merci olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Barın ve arkadaşları hakkında Türkiye’den izahat istediyse de verilen yanıtta ‘Barın ve arkadaşlarının güvenliği için gereken her türlü çabanın gösterildiği’ iddia edildi. Devlet güçleri tarafından vahşet bodrumlarına yapılan saldırıda Barın ve onlarca arkadaşı vahşice katledildi.


Kurtarmak istedim ama…

Katledilmesinin ardından cenazesi ailesi tarafından Silopi’deki Habur Sınır Kapısı‘nda kurulan geçici ATK’de bulunan Barın, gecenin geç saatlerinde Cizre Çocuk Mezarlığı‘na devlet güçlerinin ablukası altında defnedildi. 

Babası Abdülhadi Barın, oğlunun yaralı olduğunu televizyondan duyduğunu kaydederek, oğlunu vahşet bodrumundan almak istediğini, ancak kendilerine izin verilmediğini söyledi. Oğlunun sivil olduğunu ve tek suçunun mahallesinde kalmayı tercih etmesi olduğunu ifade eden baba Barın, yitirdiği oğlunun ardından şunları dile getirdi: “Oğlumun aranması falan yoktu. Bir suç işlememişti. Katledildi, bedeni ateşe verildi. Tanınmayacak hale getirilene kadar işkence yapılarak, bize teslim edildi.”