Kıyamete kadar çocuklarımın yolundayım
Amed’de evi basılarak gözaltına alınan, ancak bastonla yürüyebilen, kalp hastası 75 yaşındaki Hayriye Demir’e emniyette su ve ilaçları dahi verilmedi. Hayriye Ana yurt dışı yasağıyla adliyede serbest bırakıldı.
Rosa Kadın Derneği ve TUAY-DER’e gitmek, basına konuşmak, açlık grevini desteklemek gibi suçlamalara maruz kalan Hayriye Ana, ”Ne yaptıysam çocuklarım için yaptım. Kıyamete kadar da çocuklarımın yolundan gideceğim” dedi.
Amed’de kadınlara yönelik siyasi soykırım operasyonunda gözaltına alınan 25 kişi arasında yer alan 75 yaşındaki Hayriye Demir adliyede serbest bırakıldı. Gözaltında hakarete maruz kaldığını söyleyen Hayriye Ana, "İlaç ve su dahi vermediler" dedi.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturma kapsamında 75 yaşındaki Hayriye Demir (Türkekul) de Lice ilçesi Fis Mahallesi’ndeki evine 14 Temmuz’da düzenlenen baskınla gözaltına alındı. Yürümekte zorlanan ve önceki gün bastonla adliyeye sevk edilen Hayriye Ana, yurt dışı yasağıyla serbest bırakıldı. Hayriye Ana katıldığı eylem ve etkinlikler gerekçe gösterilerek ’örgüt adına faaliyet yürütmek’le suçlandı.
Hayriye Ana’nın oğlu Tekin Demir 1992’de PKK’ye katıldı, 1993’te çıkan çatışmada şehit düştü, cenazesinin nerede olduğu ise bilinmiyor. PKK’ye katılan oğlu Cengiz 1999 yılında şehit düştü. Yıllar sonra Kilyos Kimsesizler Mezarlığı’ndan alınan cenazesi Fis’te toprağa verildi. Oğlu Abdullah Demir ise siyasi gerekçelerle aldığı müebbet hapis cezası nedeniyle 25 yıldır cezaevinde.
Rosa Kadın Derneği’ne neden gittin!
Hayriye Ana, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı cezaevlerinde başlatılan açlık grevi eylemleriyle dayanışma için Koşuyolu Parkı’nda katıldığı eylemler ve tutuklu anneleriyle yaptığı telefon görüşmeleri nedeniyle suçlandı. Fotoğraf teşhisinde bulunan “ZS35SN58UV52PG10” isimli gizli tanığın, Demir hakkında “Bana göstermiş olduğunuz bu şahsı Hayriye Ana olarak biliyorum. Rosa Kadın Derneğine gidip gelmektedir. Dernek yöneticileri tarafından alınan kararlar doğrultusunda düzenlenen yürüyüşlere ve etkinliklere gönüllü olarak katılmaktadır” dediği öğrenildi.
Yabancı basına konuşamazsın
Demir ve tutuklu annelerinin cezaevlerinde bulunan tutukluların durumuna ilişkin TUAY-DER’de yabancı basın mensuplarıyla görüşmeleri de suçlamalar arasında yer aldı. Basın mensuplarıyla görüşmenin 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni uluslararası arenada küçük düşürmeye yönelik faaliyetler' olarak görülmesi dikkat çekti.
Oğlunun fotoğrafı da suç
Adliyede hakkındaki suçlamaları reddeden Hayriye Demir, “Benim iki çocuğum PKK’deyken öldürüldü. Üç çocuğum ise hapisteydi o dönem. Ben çocuklarım için her gün bu eylemlere katıldım. Çocuklarım hapiste ölmesin diye eylemlere katıldım. Çocuklarım için canımı her şeyimi veririm” ifadelerini kullandı.
Hayriye Ana ev aramasında el konulan şehit oğlu Tekin Demir’e ait fotoğraf nedeniyle de suçlandı.
Bir bardak su dahi vermediler
Adliyede serbest bırakıldıktan sonra Mezopotamya Ajansı’ndan Cahit Özbek ve Fahrettin Kılıç’a konuşan Hayriye Ana, gözaltında yaşadıklarını anlattı. 14 Temmuz’da 40 kişilik bir grup asker tarafından evlerinin basıldığını dile getiren Hayriye Demir, baskın sırasında askerlerin PKK’ye katılan iki çocuğunun fotoğraflarına itiraz etmesine rağmen el koyduğunu söyledi. Askerlerin evde bulunan çocuklarına, “Biraz işimiz var. Annenizi Lice’ye kadar götürüp getirdikten sonra tekrar serbest bırakacağız” dediğini aktaran Hayriye Ana, şunları anlattı: “İlaçlarımı almadan apar topar Lice'ye götürdüler. Jandarmada iki saat boyunca bir odanın içinde beklettiler. Ben kalp hastasıyım, nezarette başım ağrımaya başladı. Bir bardak su istedim, vermediler. Beni daha sonra neresi olduğunu bilmediğim 3 yerde gezdirdikten sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne getirdiler. Burada gözaltındaki diğer kadınları da gördüm. ‘Ne suçum var, hangi suçu işledim’ diye polislere sordum. Oradaki yetkili polis, ‘Sen terörist yetiştirmişsin’ dedi. İtiraz ettim. ‘Oğullarım kötü bir şey yapmadı, onların yolu doğru yoldur' dedim."
İlaçlarını da teslim etmediler
Gözaltında hakaretlere maruz kaldığını vurgulayan Demir şöyle devam etti: “Ayaklarımda sağlık sorunları var, yürümekte zorluk çekiyorum. Bastonla yürüyorum. Çocuklarım emniyete ilaçlarımı getirdiler, ancak polis dolaba koyduğu ilaçlarımı vermedi. Beni bırakmasaydılar, ölecektim. Bu nasıl bir devlet anlayışı, insanlık namına, adalet namına hiçbir şey kalmamış. Bunlar insan değil" dedi. Telefon kayıtlarının olduğu yüzlerce sayfalık dosya hazırladıklarını söyleyen Hayriye Ana, "'Hepsi yalandır’ dedim. ‘Ne yaptıysam çocuklarım için yaptım. Kıyamete kadar da çocuklarımın yolundan gideceğim’ dedim. Onlar benim ciğerim, buna mecburum. 'TUAY-DER'e gitmişsin' dedi polis memuru. Gittim evet, çocuklarım cezaevinde açlık grevindeydi, onlar için gittim. Çocuklarımı yoksulluk içinde büyüttüm ve okuttum. Bir oğlum tıp okuyordu. Devletin Kürtlere karşı zulmünü ve yaptıkları haksızlıkları kabullenemediler ve PKK'ye katıldılar. 75 yaşındayım günlerce oradan oraya koşturarak, gözaltında zulüm ve hakaretler ettiler. Bunu kabul etmeyeceğimi, her yerde dile getireceğimi söyledim."