Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde 1980 yılında doğan Seyran Er’in ailesi ekonomik nedenlerden ötürü 1985 yılında Manisa’ya göç etmiş. Er ailesi, 3 kız çocukları ile birlikte Manisa’nın Urganlı kasabasında tarım işçiliği yaparak hayata tutunmuş. Mevsimlik tarım işinde çalışmak için bölgeden gelen Kürtlerle birlikte barakalarda kalan Er ailesi, ekonomik nedenlerden ötürü çocuklarını okula da gönderememiş.
Ailenin en küçüğü olan Seyran okuma yazmayı kendi çabası ile öğrenmiş. Annesi Perişan Er, kızının okuduğu kitaplardan öğrendiklerini kendisi ve kardeşleriyle paylaştıklarını anlatırken, henüz küçükken bile kolektifliği ve paylaşımcılığıyla öne çıktığını söylüyor. Kızının kendisine “dayê“ yerine “Hevala Perişan” diye seslendiğini anlatan anne, evliliğe, kadına yönelik baskı ve şiddete her zaman karşı durduğunu belirtiyor. Anne Er, “Kızım, ‘Ben bu yaşamı kabul etmiyorum. Anne, bunlar bizi köle yapmış, yaptıkları yetmezmiş gibi kadınlar üzerine ve kadınlar adına söz söyleme yetkisini kendilerinde görüyorlar, ben bunu kabul etmiyorum. Bunun tek sorumlusu biz kadınlarız. Erkeklerin bundan suçu yok. Biz itiraz etseydik, bunlar bize bunu yapamazdı’ diyordu” diye konuştu.

Kızının 2008 yılında özgürlük mücadelesine katılmak isterken yakalandığını ve 3 ay Bergama Cezaevi’nde kaldığını anlatan Er, “Kızım okuma yazmayı öğrenirken gösterdiği azmi burada da gösterdi ve defalarca kendisine engel olunmasına rağmen dağlara çıktı” dedi. Mücadeleye katıldıktan sonra 13 yaşındayken kontragerilla tarafından katledilen dayısının kızı Zuhal Zerga’nın ismini kullanmaya başlayan Seyran Er’in ailesi geçtiğimiz günlerde şehadet haberini aldı. Kobanê‘ye giderek kızının cenazesini alan anne Er, “Kızım ile sonuna kadar gurur duyuyorum ve kızım alnımızın akıdır. Ben kızımdan çok memnunum. Yüce Rabim öbür dünyada onun mükafatlandırır inşallah” diye belirtti.

İBRAHİM ÇOŞKUN/DİHA/MANİSA