
HÜSEYİN HAZAR / SIEGEN
7 Kasım’da Şirnex’te şehit düşen HPG gerillası Edibe Karakan'ın (Ronya Botan) annesi Hatice, kızı için "Birgün uçup dağların özgür güvercini olacağım, zulme ve baskılara karşı duracağım' diyordu. Çok sevdiği Kürdistan’da şehit düştü. Ne kadar üzülsem de hep başım dik oldu, onur duydum onun yolundan" dedi.
1971 yılında Duhok'ta doğan Hatice’nin dedesi ve babası peşmergedir. 1975'te dedesi şehit düşer, ailecek savaş mağduru olarak Kuzey Kürdistan'a göçer ve Silopi’ye yerleşirler. Yurtsever bir aileden geldiğini söyleyen Hatice, "Yurtsever bir ailenin çocuğu olmak kolay değildi. Devletin baskısı hep üzerimizdeydi; her gün yakalanmalar, işkenceler ev baskınlarından oluşan bir ortamda büyüdüm. Yine de ailece hiçbir zaman davamızdan vazgeçmeyi düşünmedik, hep daha aktif olmaya çalıştık. Babam 1980 darbesinde yakalandı ve 4 yıl Diyarbakır Zindanı'nda yattı" diye anlattı.
Saddam rejiminden beter
Saddam rejiminden kaçtıklarını ancak Türkiye’de de kendilerine yönelik saldırıların sürdüğünü anlatan Hatice, "Türk devleti Kürt'e her zaman olduğu gibi kan ve gözyaşını reva görüyordu. Cezaevleri Kürt devrimcileriyle doluyken, dağlarda da bir devrim havası vardı. Baskılar, işkenceler devam ediyordu. Çok kez evlerimize baskınlar düzenleniyordu ve kız kardeşim ile gözaltına alınıyorduk" diye devam etti.
Ablası gerillaya katıldı
Ablasının 1989 yılında baskılara cevap olarak gerillaya katıldığını anlatan Hatice, "Kendisi artık özgür Kürdistan dağlarında bir gerillaydı. 1992 yılından sonra devletin gözaltı, işkence ve katliamları artmıştı. Bunlara dayanmak zordu. Babam beni ve kız kardeşlerimi Avrupa'ya göndermek istedi. 1996 yılında da bu nedenle Almanya'ya geldim" dedi.
Üç çocuğunu geride bıraktı
O dönem 3 çocuğunu geride bırakarak Avrupa’ya çıkmak zorunda kaldığını aktaran Hatice ana, 'O dönem oturum alamadığım için çocukları yanıma alamadım. Çocuklarım büyüyünce getirmek daha da zor oldu. Çocuklarımı burada, yanımda büyütmeyi çok isterdim ama maalesef nasip olmadı" diye belirtti.
Babası da Güney’e gitti
Avrupa’ya geldikten sonra babasının da ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını aktaran Hatice ana, "Öğrendik ki, Türk devleti babamı öldürme kararı almış. Babam da bizden sonra Güney Kürdistan'a kaçmak zorunda kaldı. Ailem yeniden dağıldı. Yüreğim, geride bırakmak zorunda kaldığım ailem ve çocuklarımda kaldı. Zor günler yaşadım" dedi.
Kızı gerillaya katıldı
Sürgünde olduğu süreçte 5 çocuk sahibi olduğunu aktaran Hatice ananın ülkede bırakmak zorunda kaldığı çocuklarından kızı Edibe, 2014 yılında Silopî’de gerillaya katılır. Katılmadan iki ay önce telefonda kararını kendisine anlattığını aktaran Hatice ana, "Kendisine 'okulunu oku, bilinçli biri olarak katıl' dedim. Bana dağlarda aktif bir şekilde mücadele etmek istediğini söyledi. Katıldıktan iki hafta sonra haberim oldu. İster istemez bir anne olarak üzüldüm ama gururlandım da…" diye konuştu.
Şırnak’ta şehit düştü
Kızının 7 Kasım 2016'da Şirnex’te 6 yoldaşıyla birlikte şehit düştüğünü anlatan Hatice ana, "Çok sevdiği Kürdistan'da şehit düştü" dedi. Hatice ana, kızı Edibe ile ilgili duygularını, "Kızım Edibe’ye sadece bir yıl bakabildim; daha sonra hep onun rengini hayal ettim. Çok zorlu bir hayatım oldu, kızımın sesini sadece telefonla duyabiliyordum.
Başım dik onur duydum
Bana hep 'Anne, keşke bir kere seni görebilsem... Rengin nasıl, nasıl birisin, bunu görebilsem' diyordu. Bana hep dağlardan bahsederdi; 'Birgün uçup dağların özgür güvercini olacağım zulme ve baskılara karşı duracağım' diyordu. Dağlarda olduğunu rüyasında görüyordu. 'Artık yeter' diyordu. Sürekli kendi bildiğini yapan biri olduğunu ve aklında hep gerilla olmak istediğini anlatırlardı. Kendi bildiğini yaptı da... Ben ne kadar üzülsem de, hep başım dik oldu, onur duydum" şeklinde anlattı.
Kadın kendini ispatladı
Kendisinin 17 yaşında henüz çocuk yaştayken iradesi olmadan evlendirildiğini ifade eden Hatice Ana, "Aile büyüklerim buna karar verdi. Ortadoğu'da kadının yeri toplumda genel olarak bellidir. Kadına sorulmadan evlendirilir. Şimdi bu zamanla değişti. Tabii bunu biraz da partiye de borçluyuz diye düşünüyorum. Başkan Apo'nun Kürt toplumuna kadının yeri konusunda sayısız çözümlemeleri var. Bugün bir kadın partimiz, ordumuz var. Kadın artık kendini ispat etmiş durumda" diye konuştu.
Kadınlar barış için birleşmeli
Kürtlere birlik Türklere de barış çağrısında bulunan Hatice ana son olarak şunları belirtti: "Biz Kürtler asırlardır bu toprakların kadim insanlarıyız. Başımızdan çok savaşlar geçti. Bizleri bitirmek istediler ama biz yok edilmek istendikçe var olan bir toplumuz. Türk analarına da çağrım, bizim acılarımızı hissetsinler. Gelsinler el ele verip bu savaşı bitirelim. Başka çocuklar ölmeden bu gidişata bir 'dur' diyelim. Savaşın olduğu yerde barış mutlaktır. Ama geç olmadan bu barışı hayata geçirelim. Anadolu'daki tüm analara, kadınlara sesleniyorum: Barış için haykırsınlar; ayağa kalksınlar. Yoksa yarın bütün herkes için geç olabilir."