Anlatmasam onlara haksızlık olur. Bu yüzden size kısaca da olsa; Sınır nöbetindeki yaşlıları, gençleri çocukları, ülkenin dört bir yanından gelen insanları, üzerlerine yağan havan toplarına, gaz fişeklerine tazyikli sulara rağmen tavizsiz kararlılıklarını, bir saat önce havan topu düşen yerde nöbet tutmaya gönüllülüklerini, yanı başlarına düşen havan topundan yara almadan kurtulanların gazetecilerin ilgisini çekecek kadar yüksek bir moralle mevzi değiştirerek nöbete devam edişlerini anlatmak isterim.
Savaşa rağmen yurdunu terk etmemekte direnen Kobanê halkının asaletli duruşunu, misafirperverliğini, asayişi sağlamakla görevli YPG ve YPJ gerillalarının kendinden emin, kararlı, cesur hallerini, özellikle Kobanê kadınlarını ve ille de çocuklarını anlatmak isterim.
Çölde açan çiçekler misali çocukları, öbek öbek toplaşıp hiç ara vermeden attıkları direniş sloganlarıyla havaya saldıkları kararlılığı, annesinin kucağındaki henüz emekleme yaşındaki çocuğun iki eliyle yaptığı zafer işaretinin yüreklerde dokunduğu yeri anlatmak isterim.
O çocukların seslerini duysanız, o ellerdeki kararlılığı görseniz, bombalar yanı başlarında, evlerinde ocaklarında patlarken, destek için oralara gelmiş diye halkın insanlara gösterdiği saygıyı, özveriyi görseniz, bir yudum suyu, bir bardak çayı paylaşmak için gösterdikleri enerjiyi hissetseniz, siz de oralardan dönmek, onları ölüme bırakmak istemezdiniz. Oradan çıkmak vicdanınızı, yüreğinizi kanatırdı, demek isterim.
Kobanê halkına dokunan, aynı havayı soluyan kitleden direnişe katılmak isteyen pek çok kişi olduğunu, sivilleri risk altına sokmak istemeyen YPG/ YPJ engellemese birçok insanın orada kalmak istediğini, bunu hissetmenin insan yanınızı nasıl güçlendirdiğini söylemek isterim.
Sınırda çitleri yıkarak Kobanê halkına ulaşan, Türk devletinin aynı noktadan geri dönüşlerine engel olduğu, kilometrelerce yürüterek ve tazyikli suyla, gaz bombalarıyla saldırdıktan sonra sınırdan girişine izin verdiği binlerce TC vatandaşından, tek birinin bile “ben neden buradayım” demediğini paylaşmak isterim…
O gün sınırın Suriye tarafındaki vatandaşlarına bile acımasızca saldıran, kitleyi defalarca mayın tarlasına süren devlet, bu gün aynı insani hislerle, dayanışma duygularıyla Kobanê için sokağa çıkanlardan, yazının yazıldığı an itibari ile 23’ünün ölümüne neden oldu. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, iktidar medyası düşman, ötekileştirici, tehditkar ve tahrikkar bir dille, şiddeti tırmandırıyor.
Savaş daha da şiddetlenirken, Kobanê daha da kuşatılırken, emperyalist güçler Kobanê düştü düşecek diye Türkiye gibi açıktan değilse de masa altından ellerini ovuşturuyorlar. Türlü oyunlar, türlü dalaverelerle DAİŞ çetesi desteklenmeye devam ediliyor.
Ancak, pek çok ilde ilan edilen sokağa çıkma yasağına ve fiili olağanüstü hal uygulamalarına rağmen binler sokaklarda. Kobanê’de de burada da ölümüne bir direniş, insanlık değerlerinin ölümüne savunusu var.
Kobanê bir insanlık sınavı. Minicik elleri, incecik sesleri, kahraman yürekleriyle belki de bir yıkıntının altından, bir ateşin ortasından haykırmaya devam ediyor. Ve Kobanê, direnişe karar verdiği gün kazandı bu sınavı. Şimdi sırada, aynı coğrafyada dünya halklarının insanlık sınavı var.
Kobanê bir insanlık sınavı
On gün önce Suruç, sınır köyleri, Kobanê ziyaretleri ve katıldığımız sınır nöbetinden paylaşmaya değer gözlemlerle ve en yakın zamanda geri dönmek üzere ayrılmıştım.