Kobanê direniyor. Bu onurlu direniş sadece Kürtler adına değil, insanlık adınadır.

Ama gelin görün ki insanlık can çekişiyor. Kendi ulusal ve ekonomik çıkarları için "üç maymunları", yani görmedim, duymadım, işitmedimi oynuyor. Bir Kürt klamında "Kurd xayinê" diyordu. Doğru söylüyordu. Kürdün bu kadar xayinı olmasa idi Kürtlerin başına bu kadar felaket gelmezdi. Kürdün xayin’ının sürüsüne bereket. Ama Kürtler dünyanın da xayin olduğunu hiç unutmamalıdırlar.
Dünyanın xayin olması Kürtlerin dünya halkları, devletleri ile ilişki kurmasına mani değildir. Kürtler özellikle kendilerine karşı olan cephenin küçültülmesini sağlamalılar. Bunun yolu da herkese tu kaka demeyip, dost kazanmadan geçer.
PYD Eşbaşkanı Sayın Salih Muslim, iki yıllık bir aradan sonra Türkiye’ye gelip görüşmeler yaptı. Salih Muslim reel diplomasiyi iyi bilen bir politikacıdır. Kürtler koşullar gerektiğinde kendi sömürgecileri ile de görüşme yapabilmelidirler. Bunun bir tek şartı vardır; bu ilişkilerin diğer Kürtler aleyhine sonuç doğurmaması.
Türkiye basınına sızdığı kadarı ile TC yetkilileri Salih Muslim'den G.Batı Kürdistan’a IŞİD ile savaşabilmesi için gerekli olan ağır silahları geçeceği koridorun oluşması için bir takım koşulların yerine getirilmesini istemişler. Bu koşullar a-)Baas rejimi ile ilişkilerin sona erdirilmesi, b-) G.Batı Kürdistan’da oluşturulan Kantonal özerklik sistemine son verilmesi, Suriye’nin birliğinin sağlanması c-) Özgür Suriye Ordusu ile birlikte aynı cephede yer alınması d-) Tampon bölge oluşturulması, gerekli istikrar sağlanınca tampon bölgeye son verilmesi. TC’nin oluşacak tampon bölgede kalması söz konusu değilmiş(!). e-) Kandil’den ziyade İmralı’dan gelen sese kulak verilmesi.
Şartlar gerçekleşirse TC'nin uyguladığı veto kaldırılacak, ağır silahların Güney Kürdistan’dan Güneybatı’ya geçmesi için bir koridor oluşturulmasına evet denilecekmiş.
PYD Eşbaşkanı ise tampon bölge oluşturulmasına karşı çıkıyor ve ağır silahların G.Batı’ya geçişine izin verilmesini istiyor. Şu an itibarı ile taraflar arasında bir mutabakatta sağlanmamış. PYD Eşbaşkanı TC ordusunun girdiği yerden kolay kolay çıkmayacağını iyi bilir. Kıbrıs ve Kürdistan’ın güneyi bunun örnekleridir.
Bundan iki yıl önce Kürtler arasında birlik sağlanmış olsa idi Güney ve G.Batı Kürdistan şimdi belkide birleşebilmişlerdi. Sömürgeci sistemler Kürtlerin birleşmesine har zaman karşı oldukları gibi, bu birleşme ile oluşacak Akdeniz'e kadar uzanan koridorun oluşmasına da karşı idiler. Bunun tedbirini Suriye Baas rejim 1968'de uygulamaya başladığı "Arap Kemeri" planı ile aldı. G.Batı Kürdistan’ın belli mıntıkalarına Arap aşiretlerini yerleştirerek bugün olduğu gibi Kobanê’yi Efrîn ve Cezîrê’den ayırdı. TC’nin istediği Tampon bölge uygulaması da Kuzey ile G.Batı Kürdistanı birbirinden ayırmaya yöneliktir. Böylece sömürgecilerin ayrımcı, bölücü yüzü bir kere daha ortaya çıkmış oluyor.
Kürtler ise halen yaşadıkları acılardan, felaketlerden ders çıkaramıyorlar. Birliklerini sağlayıp ulusal siyasetlerini belirleyemiyorlar.
Sen kendi aranda birliğini sağlayamazsan kardeşlerine yardım edebilmek için sömürgecilerin vetolarının kaldırmasını beklemek zorunda kalırsın. Oysa ki Kobanê için değil saatlerin, saniyelerin bile önemi var. Külahımızı önümüze koyup düşünmenin zamanı halen gelmedi mi?!

KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* Kürt gazeteci ve gerillası Gurbetelli Ersöz Türk devleti ordusunun tank saldırısı sonucu 25 arkadaşı ile birlikte şehit düştü.
*  9 Ekim 1998 tarihinde PKK Genel Başkanı uluslararası baskılar sonucu Ortadoğu’dan ayrıldı.
*  1919 ve 1930 Güney Kürdistan başkaldırılarının lideri Şex Mehmud Berzenci Bağdat’ta 9 Ekim 1956 tarihinde vefat etti.
*  10 Ekim 1922 tarihinde Güney Kürdistan'da Mehmud Berzenci öncülüğünde Kürt Hükümeti kuruldu.
*  11 Ekim 1992 tarihinde PKK/PDK-YNK çatışmasında YXK kurucusu, Kürt aydını ve gerillası Hüseyin Çelebi Kürdistan'ın güneyinde şehit düştü.
*  12 Ekim 1997 tarihinde Kürt yazar, aydını ve politikacısı Mehmed Uzun Diyarbekir’de yakalandığı kanser hastalığına yenik düşerek aramızdan ayrıldı.