DAİŞ çetecilerinin Kobanê'ye dönük saldırılarının başladığı ilk günden bu yana Kobanê direnişinin bir parçası olan nöbet eylemi 38'inci gününde birçok farklı kimlik ve inançtan halkı da bir araya getiriyor. Kobanê için başlatılan nöbet eylemi Arnavut, Alman, Arap, Türk, Kürt, Ermeni birçok etnik kimlikle birlikte farklı inançları da buluşturuyor.
Nöbet eylemine katılanlar arasında Hristiyanlar da yer alıyor. Direnişin başladığı ilk günlerde Mersin'den gelerek nöbet eylemine katılan ve bir süre kaldıktan sonra tekrar geri dönmek zorunda kalan Hristiyan Halil İbrahim Binici, üç gün önce bir kez daha Mehser Köyü'ne gelerek direniş nöbetine dahil oldu. 

İnsanlığı kurtarmak için

Kobanê'de insanlığın öldürülmek istendiğini belirten Binici, vicdanının sesini dinlediğini ve bunu önlemek için nöbet eylemine katıldığını kaydetti. Nöbet eylemi başında bir süre Kobanê'ye de geçerek orada kaldığını belirten Binici, "Bir mezhep ya da din için değil insanlığı kurtarmak için buradayız. Dört taraftan kuşatma altına alınan bir halk var. Buna rağmen nefes alan ve direnen bir halkın yanında olmak gerekiyor" diye konuştu. Bütün halk ve inançlara seslenen Binici, "Gelin el ele verelim insanlığı kurtaralım. Bu bir insanlık görevidir. Yoksa onlar da bu katliamın altında kalır. Kobanê'yi savunmak insanlığı savunmaktır" dedi.
Kobanê'ye insani yardım koridorun da bir an önce açılması için yetkililere çağrıda bulunan Binici, "Türkiye başından beri DAİŞ'i destekliyor. Bu imajını düzeltmek için Kobanê direnişine sorumlu yaklaşması gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Aleviler sahipleniyor

DAİŞ çetelerinin işgal saldırılarına karşı YPG/YPJ ve Kobanê halkının direnişi devam ederken, 20 gündür sınır nöbetinde yer alan Dersimli Yusuf Polat da ikinci bir Dersim Katliamı yaşanmaması için sınırdaki direnişte yerini aldığını belirtiyor. Polat, Kürtlerin, Alevilerin ve ötekilerin direniş kalesinin Kobanê olduğuna dikkat çekiyor.
Dünyada hiçbir canlının canına kast edilmesini istemediğini söyleyen Yusuf Polat, bunun için direniş eyleminde yer aldığını belirtiyor. Polat katılım gerekçesini şöyle özetliyor: "Yeğenimle İzmir'den nöbet eylemine katıldık. Kobanê'deki çatışmalar şiddetlenince yeğenim nöbet eyleminden YPG saflarına katılmaya gitti. Ben de geçmek istiyorum. Rojava direnişine katkı sunmak istiyorum. Çünkü yeğenime söz verdim. Ben hiçbir canlının ölümüne dayanamıyorum. Sadece Kobanê'de cephede yer alan insanlara yardım etmek istiyorum, gerekirse onlara çay yaparım, soba yakarım yani elimden gelen ne varsa onu yapacağım. Aksi takdirde ben bu yaşamdan tat alamam."

'Dersim'in feryadını duyuyorum'

DAİŞ çetelerinin yaptığı katliamın Dersim 1937 Katliamı ile benzer yönünün olduğunu anımsatan Polat, insanlık düşmanı DAİŞ çetelerinin önü alınmadığı takdirde farklı inanç ve kimliklerin katliamla yüz yüze kalacağını belirtti. "Kobanê ile Dersim'de yaşanan katliam o kadar benzerliği var ki; koşarak gidip oradaki taşlara sarılmak istiyorum" diyen Polat, şöyle devam etti: "Dersim 1937 feryadını sanki şuan duyuyorum. Annelerin, gelinlerin, kızların ve çocukların Munzur Nehri'ne atıldığı anki feryadı kulağımda. Çok acı bir durum; ben diyorum ki; Pirim Seyit Rıza, bu dünya sen gittikten beri daha kötü oldu. Kobanê kapısı da düşerse Kürdistan bir yüz yıl daha geri gidecek. Dersimliler yine katliamlarla yüz yüze kalacak ve kimliğimizi inkar etmekten başka bize yaşam hakkı verilmeyecektir. Annem 80 yıl yaşadı ve sürekli Munzur çocuğu olmadığımızı ispatlamakla ömrü geçti. İşte biz böyle kalleş bir dünyada yaşıyoruz."

'Kobanê düşerse Dersim düşer'

Kızılbaş kimliğini annesinden kızına kadar sürekli gizlemek zorunda kaldığını dile getiren Polat, şunları kaydetti: "Kızım büyük bir şirkette müdür ama arkadaşlarını eve getirmekten çekiniyor. Arkadaşlarım bizim Kızılbaş Alevi olduğumuzu öğrenmesin diyor. Onun için diyorum, eğer Kobanê Kantonu düşerse Dersim, Bingöl, Varto da düşecek. Dersim halkına sesleniyorum: Eğer bu coğrafyanın kaderini değiştiren devrim hareketi yenilirse, Kobanê Kantonu düşerse, biz belki dünyada yaşabiliriz, evimiz ve arabamız olabilir ama kimliğimiz, inancımız kalmayacaktır. Bunlar tabiata düşman, insanlığa düşman ve bu bilinçle Kobanê direnişine sahip çıkmalıyız."

DİHA/URFA