Kobanê halkı ve YPG güçleri iki haftayı aşkın bir süredir kenti ele geçirmeye çalışan DAİŞ çete örgütüne karşı savaşıyor. Son dönemde gittikçe şiddetlenen DAİŞ'in saldırıları Kuzey Kürdistan sınırından izlenebilir hale geldi. "Şehir savaşına hazırız. Sonuna kadar direneceğiz ve zafer bizim olacak" diyen Kobanêliler uluslararası yardım çağrısında bulunurken, DAİŞ'in Kobanê'ye girmesiyle kentin büyük bir katliama sahne olacağı korkusunu taşıyor.


Salih Muslim destek arıyor

YPG güçleri ile halk can siperhane bir şekilde kentlerini savunurken,  Rojava'nın siyasi temsilcisi PYD'nin Eşbaşkanı Salih Muslim de destek alabilmek için Avrupa'da mekik diplomasisi yürütüyor. Muslim, ABD ile diğer Avrupalı koalisyon güçlerine YPG'ye de silah yardımı yapılması mesajını veriyor, ayrıca Suriye'de yürütülen hava saldırılarında kuşatma altındaki Kobanê'deki DAİŞ mevzilerinin etkili bir şekilde vurulmadığı eleştirisi yöneltiyor. Muslim, Kobanê'nin sonuna kadar direneceğini ancak uluslarası bir yardımın Kürtleri, DAİŞ'e karşı savaşta daha güçlü kılıcağını da vurguluyor.

Türkiye DAİŞ'in ortağı

1,5 yıldır çete örgüte karşı amansız bir savaş veren Kürtler, DAİŞ'i "Ortadoğu'nun JİTEM'i olarak" tanımlıyor.  Türkiye ile müzakere süreci yürüten KCK'nin liderlerinden son günlerde sert açıklamalar gelmiş, çözüm sürecinin Kobanê olup bitene bağlı olduğu söylenmişti. HDP milletvekilleri aracılığı ile bir açıklama yayımlayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da Kobanê düşerse çözüm sürecinin de biteceği mesajını iletti. Kürt yetkililer Türkiye'yi DAİŞ'e askeri yardım ve lojistik destek sağlamakla suçluyor. Çarşamba günü, güpe gündüz Suruç sınırından Kobanê'ye eli kolunu sallayarak geçen DAİŞ unsurları İMC TV kameralarına yakalanmıştı.

Davutoğlu samimiyetsiz

Ancak Türk devleti bu yardımı inkar ederken, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun ağzından, "Kobanê'nin düşmemesi için de ne gerekiyorsa, elimizden geleni yaparız" diyerek Kürtlerin pek de inanmadığı bir açıklamaya imza attı. Kürtler, "eğer AKP samimi ise DAİŞ'ten desteğini çekmeli ve Rojava ile işbirliğine gitmeli" diyor. Rojava'ya işgal planları yapan ve bunun için gerekli tezkereyi de Meclis'ten geçiren AKP hükümetinin başı Davutoğlu ise "Kobanê'dekilere biz nasıl silah verelim, bu ancak koalisyon içinde olur" diyerek de Kürtlere silah yardımı yapılmayacağını yineledi.

DAİŞ'i ABD ve müttefikleri yarattı

YPG'ye silah desteği vermemekte ısrar eden ABD ile bazı müttefikleri ise DAİŞ'e silah temin eden ülkeler arasında sayılıyor. Kürtlerden sonra ABD'ye bu konudaki en sert eleştiri Arjantin Devlet Başkanı Cristina Fernandez'den geldi. Birleşmiş Milletler Toplantısı'nda konuşan Fernandez, ABD Başkanı Barack Obama'nın yüzüne "Terörizm canavarını yarattınız ve bu canavar şu an kontrolden çıktı" dedi. Arjantin Devlet Başkanı, "Bu gün burada IŞİD'e karşı bir BM kararı çıkarmak üzere toplandık oysa IŞİD'in bazı BM Güvenlik Konseyi ülkelerinin gözetiminde dostları tarafından kurulup beslendiğini herkes görüyor" sözleriyle ABD'nın politikasını açık ve cesur bir şekilde eleştirdi. Bu esnada Barack Obama'nın Fernandez'i düşünceli bir şekilde dinlemesi ise dikkat çekti.

Bombardımanların etkisi yok

ABD ile müttefikleri ise şu anda çıkarıyla ters düşen DAİŞ'e yönelik havadan bombardımanlarını sürdüyor. ABD ile Arap müttefikleri Suriye'deki, İngiltere ile Fransa ise Irak'taki DAİŞ karargahları, mevzileri ile rafinelerini vuruyor. Ancak koalisyonun Suriye ve Irak'ta DAİŞ'i hedefleyen hava bombardımanlarının Kürtlerin direnişine ciddi bir katkısı olmuyor. Zira bölgedeki gazeteciler ile YPG komutanlarına göre, ABD ile koalisyon güçleri, ya DAİŞ'in boşalttığı karargahları ya boş arazileri ya da zaten terk edilmiş olan petrol rafinelerini vuruyor. En son DAİŞ'in Tel Abyad ve Cerablus’taki hedeflerinin de havadan vurulduğu açıklandı. Hava saldırısında Kobanê'deki DAİŞ mevzileri vurulmazken, çete örgütün kentte yönelik saldırısı tüm şiddetiyle devam ediyor.

Koalisyon genişliyor ama ne fayda

DAİŞ'e karşı ABD'nin öncülüğünde oluşturulan koalisyon ise her geçen gün genişliyor. En son Avustralya da savaş uçaklarını Irak'a gönderme kararı aldı. Hollanda ise DAİŞ çetelerine karşı uluslararası alanda kurulan koalisyona destek vermek amacıyla Irak'a asker göndermeyi kararlaştırdı. Hollanda askerleri Suriye'de gerçekleştirilecek herhangi bir operasyonda ise yer almayacak. Almanya ise hava bombardımanlarına katılmazken, ağır silahla donattığı peşmergeyi bir taraftan da askeri olarak eğitiyor. Şimdiye kadar Alman ordusu Bavyera'da "Milan" tipi tanksavar sistemini kullanabilmeleri için 32 peşmergeyi eğitti. Verilen kursla ilgili bilgi veren yetkililer, eğitilen kişilerin diğer peşmergelere eğitim vereceğini belirtti.

Kobanê'ye destek verilmiyor

Ancak diğer ülkeler gibi Almanya'nın da DAİŞ saldırısı altındaki Kobanê yönelik duyarsızlıkları ve sessizlikleri tepki çekiyor. Almanya'nın yüksek tirajlı gazetelerinden Die Zeit'ta yer alan bir haber yorumda federal hükümetin DAİŞ çeteleriyle mücadele politikası sert şekilde eleştirildi. Almanya'nın DAİŞ politikasını "tutarsızlık" şeklinde yorumlayan gazete "Êzîdîleri soykırım tehlikesinden kurtarmak için DAİŞ'e karşı Irak'ta Kürtlere (peşmergelere) silah gönderen Merkel hükümeti Kobanê'de ise yaşanacak katliama izleyici kalıyor" yorumu yapıldı.

İyi Kürt kötü Kürt ayrımı

Suriye'de DAİŞ'e karşı savaşan Kürtlere yardım edilmemesini yorumlayan gazete Merkel hükümetinin Batı ve Güney Kürdistan arasında "İyi Kürt, kötü Kürt" ayrımı yaptığını yazdı. Haber yorumda devamla şöyle dendi: "Almanya'nın soykırımı önlemek için sorumluluk üstlenmesi Kürtleri 'iyi' ve 'kötü' diye ayırmak değildir. Savunma Bakanı, Irak'ta Kürtlerin katledilmesine karşı kararlılık gösterirken, aynı bakanın Suriye'de benzer kaderi yaşayacak olan Kürtler için tek bir söz söylememesi utanç duyulacak bir durumdur.

Tüm güçler desteklenmeli

Almanya'nın yapması gereken DAİŞ ile mücadele eden bütün güçleri desteklemesidir. Bunun içine Batı'nın hoşuna gitmeyen PKK'ye yakın Suriye ve Türkiye'deki Kürtler de giriyor. Ayrıca Almanya, Türkiye'yi de DAİŞ ile mücadeleye çekmelidir ve hatta gerekirse Türkiye'nin bölgedeki azınlıkları koruması halinde silah desteği vermesidir. Ancak Türkiye'nin yaklaşımına soru işareti koymak gerekiyor. Türkiye'nin niyeti terörist DAİŞ ile mücadelenin ötesinde PKK'yi silahsızlandırmaktır.

YPG'ye yaklaşım yanlış

Suriye'deki Kürtler etnik ve dini grupları da içine alarak demokratik yönetimlerini oluşturdular. Bu neden Batılı ülkelerin hoşuna gitmesin ki? Batının YPG'ye yaklaşımı bilgisizlikten öteye stratejik nedenlerden dolayı yanlış. Bölgede DAİŞ'e karşı en etkili mücadeleyi onlar veriyor. Suriye ve Türkiye'deki Kürtlerle işbirliği sadece silah yardımıyla sınırla olmamalı. Böylelikle Almanya daha önce bildirdiği 'soykırımı önleme' adına uluslararası sorumluluğunu uygulamada bir adam daha atmış olacak."

HABER MERKEZİ