Rojava Devriminin tarihi ve toplumsal önemi büyüktür. Bu yüzden bugün bütün Kürdistan’ın kalbi Kobanê’de atıyor. Kobanê’ye yönelik saldırılar bunun içindir ki can alıcı özelliktedir. İdeolojik olarak mevcut sisteme alternatif olduğu için, tarihsel ve toplumsal bir özellik taşıyor. Bu alternatif çıkışı ve insanlık sorunlarına  çözüm alternatifini boğmak için, çok yönlü bir ittifak halinde herkes saldırıyor. Kobanê ise büyük bir direniş sergiliyor. Bu anlamı dolayısıyla direnen ideoloji ve tarihtir. Irak Şam İslam Devleti Örgütü (DAİŞ) denen çetenin geliştirdiği saldırılara verilecek yanıt bu anlamda ideolojik ve toplumsal-tarihseldir.

DAİŞ ve büyük ortağı AKP sırt sırta vermiş, başta ideolojik-askeri yönden olmak üzere her açıdan Kürt halkına saldırıyor. Kobanê şahsında Kürt halkına topyekün savaş ilan edilmiş durumda. Bu savaşı yürüten güçler özde Kobanê’nin sistem dışılığına ve alternatifliğine saldırmaktadır.
Kobanê sistem dışıdır. Kapitalist moderniteye karşı demokratik modernitenin savunucusudur. İdeolojik ve felsefik olarak mevcut sistee alternatiftir. Özgür ve demokratik yaşamın öncüsüdür.
Kobanê yıllar önce PKK’ye kapılarını aştığında, yeni ve özgür bir yaşamın kapısını açmıştı bütün Kürdistan halkına… Aynı Kobanê 19 Temmuz’da ilk öz-yönetim olarak kendini ilan ettiğinde ikinci bir devrimin adını tarihe yazdırdı. Kobanê şimdi 3. kez direnişte, 3. kez savunmada…
Kürt Halk Önderi Öcalan’ın Kobanê çıkışı özgür bir toplumsallığa çıkıştır. Bir soluklanma ve nefestir Kürt halkı için. 19 Temmuz devrimi Kürdistan için, Kobanê Kürdistan için bir soluktur. İşte bu yüzden bütün faşist güçler Kobanê’yi boğmak istiyor. Kürt halkını nefessiz bırakmak isteyenler, Kobanê’yi sarmış vaziyette. Kobanê ise sadece kendisi için değil, bütün Kürdistan için savaşıyor. Ama malasef herkes bunun farkında bir duruş içerisinde davranmıyor. Kobanê insanlık için savaşıyor. Ortadoğu barışı için savaşıyor.
DAİŞ’e karşı önemli bir mücadele yürütülmektedir. Direniş devam ediyor. Bu direnişi kabullenemeyenler, daha doğrusu kirli planlarını hayata geçiremeyenler, özellikle de AKP devleti her yönüyle direnişi kırmak için uğraşıyor, çetelere destek veriyor. Tampon bölge numarasıyla Rojava’yı işgal etmek istiyorlar. İnsanlık dışı uygulamaların sahipleri, insani yardımdan bahsediyor. İnsanlığın büyük ayıbı ise bakur-rojava sınırında yaşanıyor. Kuzeyde rojava halkı için duyarlılık gösteren halkımıza saldırılıyor.
Kobanê boşaltılmak isteniyor. Boşalacağı umuluyor. Fakat Kobanê gençliği, Kürdistan’ın yükünü sırtlamış, direniyor. İnsanlık için direniyor. Çünkü yeni insanlık kültürü özgür Kürt kimliğinde Kobanê’de canlanıyor. Toplumsallık, tarih orada kendini buluyor. Kobanê insanlığa soluk oluyor…
Kobanê halkı kendini savaşa göre konumlandırdı ve savaşıyor. Kürdistan’ın her yerinde bu duyarlılığı gösterememek ise bir özeleştiri konusu, aşılması gereken bir konudur.
Kobanê konusunda boşluğa düşen bir diğer güçte Güneyli güçlerdir. Politikaları boşa çıkan bu güçler, Rojava politikasını yeniden doldurmak için yavaş yavaş harekete geçmek istiyor. Ama direniş onların bu heveslerini kursaklarında bıraktı desek yerinde olur. Tabiri caizse çizilen karizmayı düzeltmek için kapı kapı gezmekteler…
“Biz DAİŞ’e müdahale etseydik Maliki güçlenirdi” diyenler, bugünde biz müdale etsek Özgür Kürt güçlenir diyecek, fakat özgür Kürt bırakıp gitmedi, direniyor. Direnişin etkisizleştirilip, KDP’nin Rojava’da etkili olması bekleniyor. Bu ise tam bir hayal, beyhude-boş bir çaba… Bu güçler DAİŞ’in Rojava Devriminin yenilgiye uğratmasını geçerliliğini yitirmiş sınır kapılarında bekliyor... Bundan kaynaklıdır ki, şu bu güçlenecek diyerek katliam olmasını bekleyenler, aynı Şengal’de olduğu gibi, DAİŞ’in gerçek suç ortaklarıdır.
DAİŞ’e karşı en büyük mücadeleyi Rojava veriyor. Bu gerçeği kimse örtemez. Kimse çarpıtamaz. Hakikat er-geç herkese kendini gösterir. Eğer özgür Kürt direnmesydi, Kürt gençliği direnmeseydi, DAİŞ Suriye’de de, Irak’ta da daha güçlü olurdu. Bu yüzden Kobanê insanlık için savaşıyor diyorum. Bu gerçek herkesçe görülmelidir. Direniş olmasaydı; DAİŞ Irak’ta ve Suriye’deki petrol bölgelerini ele geçirecek, Güney Kürdistan’ın tümü olmasa bile önemli bir bölümünü kontrol altına alacaktı. Petrolü kimin aracılığıyla satışa sunacaktı herkesçe biliniyor. AKP devleti tetikçisine hem Kürtleri vurduracak, hem de petrol satışından para kazanacaktı. Bir taşla bir çok kuş vurmayı hesaplıyordu.
Son olarak; DAİŞ gibi sapkın örgütlere karşı mücadele İslam’a doğru yaklaşmayı getirir. Erdoğan PKK’ye saldırıyor. Adında İslam yok diyor. Ama dünya alem biliyor ki, İslama doğru yaklaşan PKK’dir. Halkın PKK’ye ilgisi bunu kanıtlıyor. Demokratik İslam Kongresi bunun somut ispatıdır.
PKK ve Rojava’da savaşan güçler, İslam’ın özünde olan toplumsallık ve kültürel değerlere seslenmektedirler. Tarihi ve toplumsal bir yaklaşım sergilemektedir. DAİŞ’in yaklaşımı ise 90’lı yılların faşist uygulamalarından farksızdır. Ha tanklar arkasında insanlığı sürüklemişsin, ha kameralar önünde vahşet yapmışsın ne farkı vardır.
Kapitalizmin toplumsallığı dağıtıp hiçbir ahlaki ve manevi değer bırakmaması ortamında bu tür çeteler, toplumun din konusundaki hassasiyetini istismar ederek kendilerini etkili kılmak istemektedir. Bu nedenle tüm sol ve sosyalist güçlerin İslam’a yaklaşımını düzeltmesi bu tür çete eğilimlerinin de kökünü kazıyacaktır. Çünkü aynı işi Türkiye’de AKP yapmaktadır.
Her yer Kobanê, her yer direniş…