Kobanê faşizan yapı ve çetelerden 26 Ocak 2015 günü kurtarıldı. Söylenmesi dile kolay, tam 134 gün büyük düşünerek, yürekten inanarak, gönülden gelen özgürlük tutkusu ve çığlığıyla Kürt özgürlük savaşçıları Kobanê’de, dünyada eşine ender rastlanılan efsanevi bir direniş ile inanılması zor olan bir başarıya imza attı.
Bu tarihi direnişin, evrensel düzeyde ele alındığını söylememiz zordur. Ancak inanıyoruz ve biliyoruz ki, bu direniş mutlaka çok yönlü ele alınacak ve hak ettiği değerde anlam bulacaktır. Tarihin ŞİMDİ olduğu gerçekliğini dikkate aldığımızda özü itibariyle Kobanê’de ortaya konulan destansı direniş, şimdiden bu toprakların yaşayanları için canlı bir tarih olduğu açıktır.
Kobanê’de olup bitenler, ortaya çıkan direnişler, hakkaniyetle ele alınmak isteniyorsa, öncelikli olarak bu direnişin ortaya çıktığı koşulları, direniş içerisindeki şartları ele almak gerekiyor. Ve tabi birde bu direnişin özneleri olan Kürdistan Özgürlük gerillalarını…
Bir yoldaş; “çağlara çengel atma” diye bir kavram kullanmıştı. “Göklere merdiven dayamışsanız, alnınız değmişse yıldızlara, en korkunç cehennemlerde, en korkunç ateşlerde yanmak bile sevimli gelir size” diye de eklemişti. Siz buna bir de: “Yüreği yıldız, gözleri yıldız yağmuru” sözlerini de eklerseniz Kobanê’de destan yaratan büyük devrimcileri daha iyi anlamaya başlarsınız.
Kobanê’de adeta tüm gerici yapılar ortaklaşarak bir avuç insanın üzerine en gelişkin askeri teknikle adeta çullandı dersek, yanlış bir şey söylemiş olmayız. Öyle ki bu gerici çetelere hatta çağın en faşist yapılarına bir de Ortadoğu’daki köhnemiş geleneksel yapılar tüm güçleriyle arka çıktılar. Arka çıkmanın da ötesinde belki de DAİŞ denilen faşist yapıyı, zoraki teşvik ve tahrik ederek, Kobanê’nin üstüne saldılar. Ellerinde ne kadar askeri-teknik malzeme ve imkan varsa, DAİŞ’in kullanım hizmetine sundular. Katar, Suudi Arabistan ve özelde de TC-devlet partisi gibi kara-yeşil olan, Erdoğan ismindeki kişi daha da ileriye giderek, bir nevi bu çetelere halifelik yapmıştı. İşte Kobanê bu gerici ittifaka karşı direnerek bugüne gelmiştir.
Dünyanın birçok yerinde özelde de Ortadoğu’da bazı güçler bu direnişe anlam vermekte zorlandıkları görülüyor. Anlamadıkları için de faşist yapılara arka çıkan kara-yeşil parti çıldırmış durumda. Başta da RTE’nin serzenişlerini ve Kürtlere son birkaç yıldır insan aklının alamayacağı düşmanlığını nereye koyacağız? Bir halkın en doğal hakkı olan büyük bir başarıyı, bayram coşkusuyla kutlamasını, kin ve öfke duyarak karşılamasını ve saldırılarını her zeminde dile getirmesini nasıl değerlendirip, anlamlandıracağız?
Anlıyoruz, söylediği gerçekleşmedi. “Kobanê düştü, düşecek” sözleri yerine, Kobanê kurtarıldı ve özgürleşti. Bu durumu tepkiyle karşılamalarına anlam veriyoruz. Ancak sorun bunu aşıyor. Esas mesele daha derinlere gidiyor. Kobanê’de kurgulanmış bir plan alt-üst oldu. TC devletinin ve AKP’nin Özgürlük Hareketini boğma istemi ve planı bozuldu. Saldırganlıkta başat olması, pervasız davranması bu sebepledir. Kürtlere karşı sürdürdüğü azgın düşmanlık bu minvaldedir.
Bunlar düşman cephesinde olup bitenlerdir. Ama birde Özgürlük Savaşçılarının cephesi vardır ki, o daha da önemlidir. Ortadoğu’da yepyeni ve insanlara umut veren özgürlük çizgileriyle, kimseye boyun eğmeyen duruşlarıyla, zamanın kahramanlık çağını başlattılar. Kadın özgürlük çizgisinin öncülüğünde yürürken ona karşı gösterdikleri büyük saygı ile gönülleri fethettiler. Halkların ortaklaşması ve kardeşleşmesini bizzat kendi pratiklerinde gerçekleştirince, iktidarların oluşturduğu sanal problemler, yerle bir oldu. Milliyetçiliğin her türlüsüne karşı gösterdikleri büyük direnişin ve çözümün anlamı destansı ifadelere konu oldu. Özellikle Ortadoğu’da sol ve sosyalist güçleri bir arada toparlayabilme potansiyelleriyle enternasyonal ruhu canlandırdılar. Kadercilik çarkını parçalayıp, umut ve inanç ateşiyle devrim tohumlarını yeşerttiler. Özgürlük fırtınasıyla yelkenleri açıp, hakikate doğru aktılar. Bu coşku ve heyecanı, bu sevdayı ve aşkı, gerici yapıların şok olmuş şaşkın bakışları altında Ortadoğu’ya yaydılar.
Yeni paradigma ekseninde hamle yapılırken, pratik uygulama mecrası ve kaynağı Kobanê oldu. Beş bin yıldır devam eden özgürlük türküsünün dönem mısraları ve imgeleri bu direnişte ilham buldu. Kobanê’nin özgürleştirilmesi, kendi başına asrın bir devrimidir. Hem de verili çağı aşan, etkileri yıllarca sürecek olan bir devrim.
Evet, görülmek istenmeyen ve yıllarca sürecek olan bu devrim türküsü ve devrim havasıdır. Çağlara çengel atma, özü itibariyle bu gerçekliktir. Bu gerçeklik görülmeden Ortadoğu’nun makûs talihini değiştirmek zor olacağı gibi Ortadoğu’da ilerleyişte olan faşizan yapıları durdurmak da zor olacaktır.
İşte Kobanê’de Kürt Özgürlük Savaşçıları ile Kobanê’ye gelen ilerici insanlığın ve devrimcilerin yaptıkları budur. Çağlara Çengel atarak, mevcutları aşıp kendi çağlarını yaşayarak, tarih yapmışlardır. Ancak bu tarihi duruşu ve direnişi tersine çevirmek için bugün aynı kara-yeşil faşizm daha ileri bir düzeyde tüm Kürdi (insani) değerlere saldırmaktadır. Bu durumda yapılması gerekli olan önce bu saldırılara karşı aynı ruh ve aynı heyecanla karşı durmasını bilmektedir. Sadece arka çıkmak değil, sadece bir şeyler söylemek değil, daha ileri adımlara ihtiyaç vardır.
Nasıl mı?
Hatırlayanlar bilirler, Vietnamlı direnişçilere karşı da 1970’lerde büyük bir sempati uyanmış ve dünyanın dört bir yanında ise bu sempati sokaklara dökülerek; “Yankee Go Home” diyerek ABD emperyalizmine karşı sel olup akmıştı insanlık. Yine hatırlayanlar bilirler ki Che Guevara Vietnam Direnişi için:
“Bugün dünyanın tüm ilerici güçlerinin Vietnam halkıyla dayanışması, Roma arenalarındaki gladyatörleri alkışlayan pleblerin acı ironisine benzemektedir. Sorun, saldırının kurbanına başarı dilemek değil, onun kaderini paylaşmaktır; kişi, zaferde ya da ölümde onunla olmalıdır. Vietnam halkının yalnızlığını tahlil ederken, insanlığın bu mantık dışı anında zangır zangır titriyoruz” diyerek, herkesi Vietnam halkı ve direnişiyle dayanışmaya hatta daha da ileriye götürerek bizzat katılmaya çağırması bu gerçeklerle birebir bağlantılıdır."
İşte önemli olan budur. Kürt halkının yanında bizzat kara-yeşil faşizme karşı, Kobanê’de olduğu gibi inançla ve azimle durmasını bilmektir. Söylenen Özgürlük türküsünde bir ses olmaktır. Ezgilerde yer almak, dizelerde seda olmaktır. Nağmelere ilham olurken, direnişe esin kaynağı olmaktır.
Evet, önemli olan bu çağlara çengel atmayı hem daimi kılmak hem de özgürlük çığlığını daha da gür kılarak, tüm insanlığı bu haykırışa katarak, bu cihanda yeni ve gür bir ses olmasını başarabilmektir.
Önümüzde duran en temel görev işte budur!
Kapitalist moderniteye çengel atmak, demokratik moderniteyi yaşamak.
Demokratik modernite aşkıyla, özgür yaşama ulaşmak.