Aylar önce Rojava Devrimi Kuzey Kürdistan devrimi oldu, diye yazmıştım. Türkiye ve onu yöneten AKP ve özellikle de onun artık DAİŞ’li olduklarına dair hiçbir kuşku bırakmayan yöneticileri bunu gördüğü için Rojava'ya yönelik saldırılarını arttırdı.

Rojava Kürt Halk Önderi’nin eseridir. Bunu artık herkes görüyor, biliyor ve tartışıyor. Hatta kimileri istemeyerek de olsa kabul ediyor. Rojava’ya yönelik saldırılar baştan beri Kürt Halk Önderi Öcalan ve onun devrimci, direnişçi, özgürlükçü çizgisine yönelik saldırıdır. AKP ve uluslararası güçler baştan beri bu çizgiye yönelik saldırı planı içinde oldu. Bunun için muhalefet adına çok çeşitli paravan güçler desteklendi. Bütün bu kirli ve bir o kadar çirkin planlar açığa çıktı. Bu kirli planlar tek tek belge, bilgi ve kimi zaman canlı görüntüleriyle kanıtlandı. Son Kobanê saldırısına kadar bu şekilde devam eden saldırılar artık somut bir gerçeği daha açığa çıkardı. O da Kobanê'ye saldıranın aslında barbar, soysuz çeteler olmadığı AKP’nin kendisi olduğudur.
AKP yönetimindeki Türkiye’nin son bir hafta içindeki uygulamaları ile yine başta Erdoğan olmak üzere Davutoğlu, Arınç, Akdoğan’ın açıklamalarına bakılırsa Kobanê'ye yönelik saldırıları gerçekleştirenlerin kendileri olduğu çok açık bir şekilde görülür.
Erdoğan önce Kürt Özgürlük Hareketi ile bu barbar, soysuz kelle kesen, halkların namusuna el koyan çete grubu ile aynılaştırdı. Ardından 'bu gün Kobanê’de olanlar yarın Hasekê, Efrîn, Qamişlo’da başlayabilir' diyerek açıkça çetelere talimat verdi. Bu talimattan bir gün sonra Hasekê’de çeteler bomba yüklü arabalarla bir saldırı gerçekleştirdi. Ahlaktan yoksun insanların yapabileceği her şeyi yaptı. Ardından konuşma fırsatını bulduğu her yerde 'Kobanê düştü düşecek' şeklinde konuştu. Kobanê’nin düşmesinin an meselesi olduğunu söylüyor her fırsatta. Bu söylemleriyle aslında bu ne denli bu saldırıların içinde olduğunu kanıtlıyor. Kobanêye yönelik en şiddetli saldırıların yapıldığı önceki akşam koalisyon güçlerinin hava saldırılarını başlatmasına karşılık yaptığı açıklamalar da ibret verici. Saldırıları durdurmak için hava saldırılarının çözüm olmadığını söylüyor. Koalisyon güçlerinin bu saldırılarını durdurmaya çalışıyor.
Davutoğlu en şiddetli saldırıların başladığı gecenin sabahında koalisyonda yer almak için şart ileri süren konuşmasında açıkça Kobanê'de savaştıklarını ilan ediyor. 'Esad gitmese DAİŞ daha çok güçlenecek', Kobanê'yi kastederek daha çok şehir düşecek diyor. Arınç Kürtlerin Rojava oluşturdukları Özerk Kanton yönetimleriyle dalga geçmeye çalışarak, Kürtlerin bu iradesini kırmak için çalıştıklarını gösteriyor. Ardından Kuzey köylerinde nöbet tutan halka askerler saldırdı ve köş boşaltıldı. Bir sonraki akşam yani en şiddetli saldırının olduğu akşam boşaltılan bu köyden Kobanê'ye dördüncü cephe açılarak saldırı başlatıldı. Bütün bunlar genelde Rojava’ya özelde de Kobanê’ye yönelik saldırılarda bulunan DAİŞ örtüsü altında AKP olduğunu gösteriyor.
Bütün bu verileri bir araya getiren bazı Türk yazarlarda bu gerçeği dile getirmeye başladı. Bu yazarlardan biri olan Cengiz Çandar "Adını koyalım: Ankara, Kobanê düşsün istiyor" diye yazdı. AKP ve Türk askerlerinin dört koldan başladığı saldırılar, Kürtlerin sabrını taşırdı. Ve Kürtler Kuzey Kürdistan’ın tüm kent, köy, kasabalarında ayaklanmaya başladı. 'AKP DAİŞ’tir, DAİŞ AKP’dir diyerek AKP binalarını hedef alarak bir ayaklanma başlattı. Kısa süre içinde birçok ilçenin denetimi halk tarafından ele geçirildi. Bu ayaklanma sadece Kuzey Kürdistan ile sınırlı kalmadı. Avrupa'da yaşayan Kürtler de bu ayaklanmayı kendi alanlarında yürütmeye başladılar. Birçok merkez işgal edildi. Bununla uluslararası alanda AKP’nin saldırılarına dikkat çekildi.
Kuzey Kürdistan ve Avrupa'da başlayan bu ayaklanma AKP’nin Kobanê saldırılarına karşı bir devrim hamlesi olarak başladı. AKP saldırılarla Rojava’da ortaya çıkan statüyü yıkmaya çalışırken aynı statü Kuzey Kürdistan’da adım adım geliştirilmeye başlandı. Tabii AKP buna karşı 12 Eylül Faşist Askeri Darbe yöntemlerini devreye soktu. Öte yandan çokça gitmesini istediği Esad’ın halka karşı kullandığı milis kuvvetler tarzındaki gizli, karanlık yapılarını devreye soktu. Sokak ortasında gençleri, kadınları, yaşlıları katletmeye başladılar. Kobanêde DAİŞ’in yaptığını böylelikle Kuzey Kürdistan’da AKP yapmaya başladı. Ama kaybettiler. Bu kayıpları sadece Kürtler ve Kuzey içinde de değil. Uluslararası alanda da bitişlerine böylelikle imza attılar.