Kobanê yönelik saldırı, işgal, talan ve katliam girişiminin üzerinden bir ay geçti. Talan, işgal, soykırım girişimine karşılık gösterilen direniş yapılan tüm hesapları alt üst etti. Planları alt üst olanlar her geçen gün biraz daha agresifleşerek içlerindeki kin ve öfkeyi kusuyor. Öfkesini kusanların başında ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sıfatıyla konuşan Erdoğan ile Başbakan sıfatıyla konuşan Davutoğlu’dur. Çünkü IŞİD Kobanê’de darbe yedikçe onların Kürtler üzerine yaptıkları kirli planlar çöküyor. Planları çöktükçe maskeleri de düşüyor. Maskeleri düştükçe de gerçek yüzleri açığa çıkıyor. Gerçek yüzlerinin arkasındaki din adına yaptıkları açığa çıkıyor. O yüzden tüm öfkeleri yüzlerin hatlarına yansıyor.

Aslında yaptıkları bu planlarla Türkiye nasıl bir tehlikeye sürükledikleri de karşı karşıya kaldıkları için bu denli öfkelenip saldırganlaşıyorlar. O yüzden Kobanê’den IŞİD’in kaybetmeye doğru haberler geldikçe onlardaki yıkım, yıkılış çok daha belirgin bir biçimde açığa çıkıyor.
Kobanê’deki direnişle tarih bir kez daha bize direnenlerin kazandığını gösteriyor. Bilindiği gibi IŞİD dünyanın yirmi dört ülkesinden derlediği binlerce barbarı ve son teknoloji ürünü silahlarla saldırdı. Bu saldırılara karşı YPG ve yaşlı, kadın, genç, çocuk demeden Kobanêliler çıplak yürekleri ve ferdi silahlarıyla direndiler.
Direniş inançtan gelir. İnancı olmayanlar direnemez. Haklı bir davanın sahibi olanlar direnebilir. Davasına inancı olmayanlar direnemezler.
Saldırıların en şiddetli olduğu günlerde telefonla ulaştığım bir YPG savaşçısı hangi koşullarda ve nasıl direndiklerini şöyle anlatıyordu: "Buradayız. Yani Kobanê’de. Ve hiç bir güçte bizi topraklarımızdan çıkaramaz. Belki güçleri bize vurmaya yetebilir. Çünkü ellerinde ağır silahlar var ve sürekli bombardıman yapıyorlar. Ama istedikleri kadar yapsınlar. Çıplak yüreğimiz ve elimizdeki kleşimizle onların tankları, topları, füzeleri ve havanlarına karşı topraklarımızı koruyoruz. Kanımızın son damlasına kadar da korumaya devam edeceğiz. Çünkü bu topraklar bizim. Bu topraklara atalarımızı, dedelerimizi, kardeşlerimizi gömdük. Onların mezarlarıyla topraklarımız kutsandı. Tarihimiz, toplumsal varlığımız onların gelenek, emek ve değerleri üzerinde şekillendi.
Bizden önce topraklarımız için kavgaya tutuşanların kanlarıyla topraklarımız sulanarak kutsandı. O yüzden taşlarla da olsa tanklarına karşı durarak topraklarımızı savunacağız. Ve onların kirli, işgalci, soykırımcı, ırz namus düşmanı ayaklarının topraklarımıza basmasına izin vermeyeceğiz. Aslında öyle kolay değil. Zor günlerdir yaşadıklarımız. Ve belki birçoğumuzda vurulup düşeceğiz. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki birilerimiz kalacak ve yaşadığımız bu zor günleri anlatacak. Çünkü barbar, vahşi olanlara karşı gösterilen direnişin görkemi insanlara anlatılmalı. Taşırılmalı. Bu birilerinin olacağını da biliyoruz. Çünkü hepimiz vurulup düşsek biliyoruz ki bizden sonrakiler gelip bu toprakları onlara karşı koruyacaklardır. Kobanê direnişi geleneğini bizden sonra sürdüreceklerdir…"
Bu çok kısa ve öz cümlelerle görüşme imkanı bulduğum YPG savaşçısı aslında insanlık tarihine tanıklık edecek şeyler anlatıyor. Bir daha defalarca aramama rağmen o savaşçıya ulaşamadım. Kim bilir belki söylediği gerçekleşmişti. Yani Kobanê'nin herhangi bir yerinde vurulup toprağa düşmüştü. Ama Kobanê düşmedi. Onun gibilerinin görkemli direnişi ile ayakta kalarak uluslararası kuruluşlar ile dünya halklarının gönlünde direnen bir kasaba olarak taht kurdu. Kim bilir bekli şimdi bir başka binada, ya da köşe başında barbarlara karşı Kobanê'yi savunmaya devam ediyor. Belki telefonunun şarjı bittiği için görüşemiyorum.
Ama her halükarda kazanan, görüştüğüm savaşçı ve onun yiğit arkadaşları oldu. Çünkü onların direnişi Kobanê’nin düşmesini durdurdu. Kobanê'ye yönelik plan yapanların hepsinin planlarını alt üst etti. Kobanê'nin değil plan sahiplerinin sonunu getirdi.
O yüzden Kobanê değil IŞİD Kobanê’de darbe yedikçe sona doğru Erdoğan ve Davutoğlu düştü, düşecek.
Kürdistan’dan üç günlük serhildanlarla düştüler. Şimdi de sıra Türkiye genelinde düşmelerine geldi…