Kobanê’de gerçek bir halk direnişi kıran kırana sürüyor ve tüm dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyor. Bu kadar büyük bir direnişe rağmen, Rojava üzerindeki ambargo ise hala sürüyor.

Ambargoyu ancak Kürtlerin kendi içindeki dayanışma duygusu yıkmaya başladı. Kuzey Kürdistan’da Birecik’te başlayan Rojava Devrimi’ne katılım giderek yükseliyor. Bunun daha da büyümesi lazım. Çünkü bundan sonra Kürdistan’da nereye bir saldırı gelişirse, tüm Kürtlerin orası için seferber olması gerekir. Bugün saldırı altında olan Kobanê’dir. O zaman tüm Kürtler Kobanê için birleşip direnecek, yarın öbür gün Riha saldırı altında kalır, o zaman tüm Kürtler Riha için birleşip direnir.
Her an Kerkük’ün de IŞİD tarafından düşürülmesi gündeme gelebilir. Şu anda bile bu olasılık çok yüksektir. Böyle bir durumda Kerkük’ü sadece ilkel milliyetçi Kürt yapıları savunamayacaktır. Çünkü bu güçler bugün hiç kimseye karşı direnmemektedir. Teslimiyet çizgisini sürdürmektedir.
Tüm Kürtlerin tıpkı Kobanê için birleştiği gibi elbette Kerkük için de birleşmeleri gerekecek. Ama Kerkük için kurtuluşun ve birleşmenin yolu, şimdiden Kobanê’deki direnişe katılmaktan geçmektedir. Nasıl ki, Kobanê ve Birecik arasındaki, Rojava ve Bakur arasındaki sınır telleri, Kürt anaları ve gençlerinin birleşen elleri ve yüreklerinin gücüyle kaldırılıyorsa, Başur ve Rojava, Başur ve Bakur sınırlarının da aynı biçimde kaldırılmasının zamanı çoktan gelmiştir.
Bu bakımdan Lozan’ın bir halk olarak Kürtlerin arasına, bir ülke olarak Kürdistan’ın arasına, Kürt ulusunun arasına çektiği sınır tellerini artık koparıp atmanın tam zamanıdır. Buna direnen, bunu engelleyen, buna hendek çeken güçler, Kürt halkının lanetinden ve ihanet yargılamasından kurtulamayacaktır.
Ey bunu görmezlikten gelen güçler!
Ey bu gerçeğe lanetlenme pahasına da olsa direnen güçler!
Ey bu zamana, bu olanağa hendek çekerek ihanet sınırında dolaşan güçler!
Görmüyor musunuz?
Görmüyor musunuz elli-altmış yaşında çoluklu çocuklu onlarca ananın raxt, silah kuşanıp kurdukları taburları?
Görmüyor musunuz, Kobanê’de bir bütün Kürtlüğün ve Kürdistaniliğin tüm kazanım ve değerlerinin çalınmak istendiğini?
Görmüyor musunuz, bu anaların yürek aklıyla gördüklerini?
Elli-altmış yaşındaki torun sahibi analarımızın raxt kuşanıp, hürmetli ellerine silah alıp, Şehîd Jîn Taburu’nu kurmaları, bir yandan Kobanê’ye saldırının Kürtler için ne anlama geldiğini kavrama düzeylerini göstermekte, diğer yandan ise gelişen saldırıların şiddetini gözler önüne sermektedir. Kobanê’nin düşmesinin, tüm Kürtlük ve Kürdistaniliğin değer ve kazanımlarının düşmesi anlamına geleceğini, bu anaların yürek aklı herkesten daha çok anlamış ve kavramış durumdadır.
Bu yüzden de Rojava’daki analarımız sadece askeri tabur kurmadılar. Asayişleri tutan kızlarını ve oğullarını cepheye gönderip, onların tuttukları asayişleri de devraldılar. Asayişleri tutan anaları babalar da takip ediyor tabii.
Rojava’da gelişen bu direnişin büyük kazanımlarla sonuçlanması gerekmektedir. Bu kazanımların her halukarda bir İsrail planı olan Güney’de küçük bir Kürt ulus devleti projesini kesinlikle boşa çıkarması gerekmektedir. Kobanê’ye karşı geliştirilen bu saldırılar, İsrail’in Güney’de kurmak istediği Kürt devleti projesinden asla bağımsız değildir. Kobanê’ye karşı geliştirilen saldırıların Cizirê’ye de sıçrama olasılığı yüksektir. YPG ve YPJ güçlerini ambargo altındaki Kobanê’de zayıflatıp, ardından Cizîrê’yi bir şekilde ele geçirme ve kurmayı düşündükleri küçük Kürt devletine, diğer adıyla küçük İsrail’e eklemeleri yüksek olasılıklar arasındadır.
Kürtler, İsrail eliyle kurulması planlanan bir Kürt devletini asla iyi bir gelişme olarak görmemelidirler. Böyle bir devletleşme, Kürtlerin lanetinden kurtulamayacaktır. Kürtler, devletli yaşamdan en çok çeken bir halktır. İsrail’e bağımlı, başa bela bir merkezi ulus devlet otoritesindense, tüm Kürtleri kapsayacak Demokratik Ulus çözümünün oluşturacağı Demokratik Halk Otoritesi, elbette tercih edilen olacaktır.
Beklenen bu sona bir an önce ulaşmak için, tüm Kürtlerin birleşip sadece toprağa değil, kafalara da dikilmiş olan sınır tellerini artık paramparça edip bir tarafa atmaları ve ulusal bütünlüğünü bir an önce sağlaması gerekmektedir.