YPJ’li doktorlardan Aran Güneş, “Biz YPJ’li kadınlar, tüm renklerimizle varlığımızı koruyoruz. Hem özgür kadın savaşçısı oldum hem de kadın ordusunda doktorluk görevini üstlendim” dedi.

Kobanê’de derme çatma bir binada sağlık hizmeti veren YPJ’li doktorlar, YPJ’de yer alma gerekçelerini, Kobanê direnişinde cephe cephe sundukları sağlık hizmetini anlattı. Efrin’de 13 yıl önce doktorluk mesleğine başlayan ve şu an YPG saflarında yer alan Dr. Aran Güneş Efrîn, sorularımızı cevapladı.


Kobanê direnişine ne zaman katıldınız, ne tür zorluklarla karşılaştınız?

Halep Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra 2003 yılında Efrîn’de doktorluk görevine başladım. Kobanê savaşıyla birlikte YPJ saflarına katıldım. Yoğun savaştan dolayı 6 aydan bu yana tüm savaş cephelerinde ve hastanelerde yaralı tedavilerinde bulundum. Bir yandan savaştım öte yandan doktorluk yaptım. Çok önemli bir alanda yerimizi aldık. Her irade sahibi birey savaşabilir ama insan yaşamını kurtarmak farklıdır ve sorumluluğu da bir o kadar büyüktür. Kendi toprağını savunan bir Kürt savaşçıyı tedavi etmek kutsaldır. Bir çatışmada ağır yaralanan bir arkadaşını kurtaramamak çok ağır bir yük olarak omuzlarına biniyor. İmkanlar da çok kısıtlıydı. İlaçlar neredeyse yoktu. Bir çok yaralı savaşçıya acil kan ihtiyacı vardı ve bir çok arkadaşımız bu şekilde şehit düştü.


YPJ’de doktorluk yapmak nasıl bir duygudur? İlaç sıkıntısı olduğunu söylüyorsunuz; farklı bir tedavi yönteminiz var mıydı?

YPJ saflarında doktorluğu ahlak, vicdan ve yoldaşlık temelleri üzerinde ele aldığımızda, yaralı arkadaşının iyileştiğini görmek çok farklı bir duygudur. Dünya sistemlerinin tamamında bir doktorun görevi muayene etmek, ilaç yazmak, ya da ameliyat yapmaktır. Biz her yönüyle yaralılarımız ile ilgilenmek zorundayız. Bazen ilaç bir yarayı iyileştiremeyebiliyor ama fikri ve ruhi motivasyonla yaralının yaşam azmi daha da güçleniyor. Bir çok arkadaşımızın yaraları çok ağırdı ama onun yarasını ve acısını paylaşıyoruz. Doktorluk dünyanın en zor mesleğidir, Kürt mücadelesi içerisinde doktor olmak ise çok daha zordur. 


Mesela yaralanan bir eski arkadaşınıza müdahale ettiniz mi? O anda nasıl bir duygu yaşadınız?

Çocukluğumuzun birlikte geçtiği birçok arkadaşımın yaralarına müdahale ettim. Açık söylemek gerekirse çok zorlandım. Örnek verecek olursak sınır kapısında DAİŞ’in bombalı saldırısında normal bir insan o koşulları kaldıramazdı. Kapı saldırısında çok yoğun bir çatışma yaşanıyordu ve kurşunlar başımızın üzerinden geçiyordu. İşte o anda hiçbir şey düşünmüyorduk. Tek bir hedefimiz vardı, o yaralı arkadaşlarımızı kurtarma gayreti içerisindeydik. Birçok arkadaşımızı sırtımıza alarak savaş alanın dışına çıkarttık. O sırada benim çocukluk arkadaşım Özgür’ün yaralı olduğunu öğrendim, hastane de yıkılmıştı. Onu depoda gördüm ve o an son nefesini veriyordu. Eğer farklı bir koşulda olsaydı belki o arkadaşımızı kurtarmış olurduk. O an içimde büyük bir kin ve nefret ortaya çıktı. Kendimi imha etmek istedim. Ama heval Özgür, savaş süreci boyunca hep ‘Tek hayalim YPJ savaşçılarının bir daha Miştenûr Tepesi’nde halay çekmelerini görmektir’ diyordu. O hayali ve güler yüzle şehit düştü. İşte o arkadaşların şahadeti karşısında duygusal yaklaşıp bilinci devre dışı bırakırsak, her yeri tarumar edebilecek derecede öfke birikiyor. Ama arkadaşlarımızın yaşamını kurtarmak için duygularımızı geri plana atmak zorundayız, ancak gece başımızı yastığa koyduğumuzda kendimizle baş başa kalıyoruz.


Bir doktoru hangi motivasyon savaşçı yapar, sistemin olanaklarını nasıl bırakıp YPJ’ye katıldınız?

Yaşamak istediğimi ve hayal ettiğimi, ancak bu hareketin içerisinde bulabilirdim. Bu esas üzerine katılımım oldu. Sistem mantığı ile yaklaştığımızda paran varsa, mal mülkün varsa yeterlidir. Ama insan içindeki özgürlük tutkusu esir alınırsa, o her zaman kaybettiği özgürlüğünün peşinde olacaktır. Kendimi hayal ettiğim tek yer özgürlük mücadelesiydi. Dünyada hiçbir hareket, hiçbir lider Önder Apo’nun olduğu kadar kadının güç olmasına vesile olamamıştır. Önderlik kendi fikirlerini kadın şahsında inşa etti. Biz hastalarımızın hastalığının kaynağından başlıyoruz. Önderlik de toplumun yarasının kaynağına indi. Biz YPJ’li kadınlar, tüm renklerimizle varlığımızı koruyoruz. Onun için sistem yaşamını elimin tersiyle iterek hem özgür kadın savaşçısı oldum, hem de kadın ordusunda doktorluk görevini üstlendim.


Ağır yaralı olup savaş cephesine gitme ısrarı olan savaşçı ile karşılaştınız mı?

Şehit Dicle, Şehit Pelda, Beritan, Şehit Slava, Şehit Hebûn vardı. Bu arkadaşlarımız ağır yaralıydı ve onların hastanede bir süre kalmaları gerektiğini belirttik. Şehit Hebûn’un bileğindeki sinir damarları kesilmişti. Şehit düştüğünde halen eski yarası açıktı. Heval Dicle yoğun çatışmaların olduğu bölgede gece saat 22.00 sıralarında yaralanmıştı ve arkadaşın yarasına müdahale etmem için gitmemi istediler. Gittiğimde DAİŞ ile arkadaşlarımız iç içe girmiş, aramızda duvarlar vardı. 5 metrelik bir mesafede arkadaşın yarasına müdahale ettim ama çok ağır yaralanmıştı. O sırada eski yarasına gözüm çarptı. Arkadaşı kurtaramadık. Dicle Heval hastanede yatıyordu. Kendisi gelip bana ‘Cepheye gideceğim’ dedi. Ben de ‘hayır gidemezsin çünkü belindeki yara daha açıktır’ dedim. Oturup ağlamaya başladı. Cepheye gideceğim ısrarına tamam dedim ama iki gün daha bekle öyle git dedim. Fakat sabahın erken saatinde Dicle heval, Beritan heval ile birlikte çantalarını sırtlayarak cepheye gitmişler. Hastanedeki görevli arkadaşlara da ‘Yemek almaya gidiyoruz’ demişler. Dicle ve Beritan hevalin yaraları açık olmasına rağmen bedenlerinde açılan yeni yaralarla cenazeleri geldi. Şehit Pelda yine büyük bir ısrarla cepheye gitti. Yaralarını sarmıştım, her gün yarasının iyileşmesi için ilgileniyordum ama bir hafta sonra kendisini bir daha görmemek üzere gitti ve şehit düştü. Şehit Silava ayağından kanas kurşunu ile yaralanmıştı, Şehit Delila gözüne kurşun isabet etmişti. Bu arkadaşlar tüm ısrarlarımıza rağmen yaralı halde savaşın ortasında yerlerini aldılar. Kobanêli bir Dicle arkadaşımız vardı, yaralanmıştı. Onu hastaneye taşıyorduk. Yolda yaralı arkadaşımızın zorla ağzından cümleler dökülüyordu ve ‘ne olursa olsun ben yaşayacağım ve arkadaşlarımın intikamını misliyle alacağım’ diyordu. Oysa ismini öğrenmek için kendisine sorduğumuzda zar zor ismini söyleyebiliyordu. Onlarca arkadaşımız Kobanê özgürleşmeden şehit düştüler ve gözleri açıktı. Bu belki ruhendir ya da inançsal bir şeydir, bu benim gördüğüm bir detaydır. Kent özgürleştiğinde ise tüm arkadaşlarımızın gözü kapalıydı. Hiçbir arkadaşımızın gözünün açık olduğunu görmedim.


YPG/YPJ’nin eline düşen yaralı DAİŞ üyelerini de tedavi ettiniz mi?

Son dönemde 3 arkadaşımız DAİŞ’in eline esir düştü. Bir arkadaşımız şehit düşmüştü, 2 arkadaşımız ise yaralıydı. Arkadaşlarımız çembere alındığı için son kurşununa kadar çarpışmışlardı. O arkadaşlarımızın başını kesmişlerdi ve başlarını taş üstüne bırakmışlardı. Oysa biz yaralı DAİŞ üyelerine ilk müdahaleyi yapıp yaralarını sardık. Yemek, su ihtiyaçlarını karşıladık. Cezaevinde bulunanlara da aynı muamelede bulunuyoruz. Kadın arkadaşlarımızın cenazesi ellerine geçmişti, DAİŞ akıl almaz yöntemlerle cenazeler üzerinde tahribat yaratmıştı. Dünyada eşi benzeri olmayan bir barbarlık ile arkadaşlarımıza yönelik uygulamaları olmuştu. Oysa kendim bizzat DAİŞ üyelerini bire bir tedavi ettim. İyileştikten sonra hukukun gereği savaş esiri olarak muamele gördüler. 


6 kişiydik, yetişemiyorduk


9 yıldır doktorluk yapan Batmanlı Helin Beritan’da Rojava devrimi ile birlikte Rojava’nın tüm kantonlarında savaş cephesinde yaralı YPG/ YPJ savaşçılarını tedavi etmiş. Beritan da sorularımızı cevapladı.


Kobanê’de kıyameti andıran zorlu bir savaşta zaferi elde ettiniz. Hem bir savaşçı hem de bir doktor olarak burada neler yaşadınız?

2006 yılından bu yana doktorluk yapıyorum. Kobanê’de 6 aydır görev alıyorum. Başta şunu belirtmek istiyorum. Burada tıbbi olanaksızlıklar ve ilaç eksikliği ile işimizi daha çok moral verme boyutuyla gerçekleştirdik. Buraya gelen çok sayıda akademisyen ve doktorlar yaptığımız işin ciddiyeti karşısında şaşkınlıklarını gizleyemediler. Kobanê savaşında yerimizi aldığımızda yaralanan arkadaşlarımızın yaralı haberi geldiğinde o an kıyamet bile kopsaydı yaralının bulunduğu yere ulaşıyorduk. 


Kobanê direnişinde kaç YPJ’li doktor görev yapıyordu, Savaş sırasında şehit düşen oldu mu?

Kobanê direnişinin başlangıcından bu yana 6 kadın doktor olarak her birimiz farklı bir cephede görev yapıyorduk. Kuzey Kürdistan’dan YPJ saflarına katılan Viyan adında kadın arkadaşımız şehit düştü. Ama 6 kişilik bir ekip yeterli olmuyordu. Cephe çok genişti ve savaşın yoğunluğu nedeniyle yaralı sayısı çok yüksekti. Bir yaralıya müdahale etmek için yola çıktığımızda yüz metre ileride başka bir yaralı arkadaşımız kan kaybından yaşamını yitiriyordu. Bazen bir saatlik yola yarım saatte ulaşabiliyorduk.


Yitirilen bu kadar savaşçı sonrasında nasıl yine çok güçlü duruyordunuz?

Kobanê’de şehit düşen tüm arkadaşlarımız değerlidir ama bazı arkadaşların şahadeti başlı başlı başına bir tarihti. Bu şahadetler karşısında moralimizi düşürsek ne savaşabilir ne de arkadaşlarımızı kurtarabiliriz. Yüzlerce yıl unutulmaması gereken bu kahraman şehitlerin gidişini kendimize engel görme şansına sahip değiliz. Daha da güçlenip arkadaşlarımızın intikamını almalıyız ve yaralanan arkadaşlarımızı tekrar yaşama geri getirmeliyiz. 


Kollarımda şehit düştüler


2012 yılında Amed’den Rojava Devrimi’ne katılan Dr. Arin Kobanê, gülümseyen yüzüyle sorularımızı yanıtlıyor.


YPJ’de ve savaş ortamında doktorluk yapmak nasıldır?

2012 yılından bu yana YPJ içerisinde doktorluk görevimi sürdürüyorum. Savaş ortamında doktorluk görevini üstlenmek çok zordur. Bizdeki doktorluk, sistem içerisinde doktorluk yapmaya benzemiyor. Burada biz düşmanımızı bile tedavi ediyoruz. İnsanlık düşmanı DAİŞ’li bir militanın yarasına müdahale ettim ve onun ölmemesi için doktorluk görevimi yerine getirdim. Bu duruma bazı genç arkadaşlarımızın içten içe tepki gösterdiğinin farkındaydım ama bizim felsefemizin gereği böyledir. Ben ilk kez kendi düşmanım ile karşı karşıya kalıyordum. Psikolojik olarak da çok zordur ama insani yönünü ele almam gerekiyordu. Hatta iyileşmeyene kadar sorgulanmasına dahi izin vermedik.


Yaralı arkadaşlarınızın aklınızda kalan son sözleri var mı?

Bir çok arkadaşım elimde şahadete ulaştı. Mesela Heval Berxwedan düşmanların arasında yaralı olarak kalmıştı. Kendi yarasına müdahale edebilmek için çatışmanın ortasına girdim ama heval Berxwedan elimde oracıkta şehit düştü. Çok hassas yerinde yaraları vardı. Kendisine söyledim sakın şehit düşeceğini düşünme ama o beni gördüğünde çok kısık bir sesle son sözleri; ‘Bijî YPJ, Bijî YPG, Bijî Serok Apo’ oldu. Heval Berxwedan, Kobanê’nin özgürlüğünden bir gün önce şehit düştü. Böyle anılarım çok oldu. Biz arkadaşlarımızın karşısında asla soğuk kanlılığımızı elden bırakmıyoruz. Zaten bu kahramanların çelikten iradeleri olmamış olsaydı burada bir gün dahi yaşayamazlardı. Bence savaş ortamında insanın hayatta kalmasına vesile olabilen tek şey, moral, inanç ve iradedir. Biz tarifsiz bir iradeye sahip olan bir ordu içerisinde yerimizi alıyoruz. Kobanê artık şehitlerin kenti olarak Kürdistan tarihinde yerini almıştır. Biz de arkadaşlarımızı kurtarmak için son nefesimize kadar üzerimize düşen görevi yerine getireceğiz.


FERHAT ARSLAN/ÖMER ÇELİK/DİHA/KOBANÊ