
DAİŞ barbarlığına karşı destansı bir direnişe şahit olan Kobanê’de gündem, yeniden inşa. Kanton Yönetimi’nin tahminlerine göre kentin yüzde 80’i yıkılmış durumda. Barbarlığa karşı zaferin kenti, bu yıkıntılara rağmen enkazın değil umudun kenti olmayı sürdürüyor. Dünyanın dört yanından gönüllüler, Kobanê’nin yeniden inşası için yapılabilecekleri tartışıyor.
Kobanê’yi Yeniden İnşa Platformu, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’dan kurumları ve gönüllüleri kapsıyor. Platform, Kobanê’nin Demokratik Özerkliğin ilkeleriyle uyumlu, ekolojik, cinsiyet özgürlükçü, demokratik inşası için projeler üretiyor; uygulamaya başlıyor. Amed’de, 22 Mart 2015’te ilk toplantısını yapan platformun bileşenlerinden Bûka Baranê Ekolojik Yaşam Derneği’nin üyesi Mîraz Ruspî, Kobanê’nin ekolojik, demokratik, özyönetimci, cinsiyet özgürlükçü projeye uygun bir biçimde yeniden inşa edilmeye çalışıldığını belirterek, gönüllülere çalışmalara katılma çağrısı yaptı. Ruspî, “Bu küllerden yeryüzüne umut doğacak, bir Anka Kuşu doğacak” dedi.
Kobanê’yi Yeniden İnşa Platformu’nun çalışmaları içerisindeki rolünüzden bahseder misiniz?
Bu düşünceler ve dayanışma ağı, elimizden alınan yaşamın ta kendisi. Yapmaya çalıştıklarımız, Rojava Devrimi’nin dayanaklarının yeşerip güçlenmesi için verilen mücadelenin bir parçası. Bu büyük bir umut. Yüreğimizde bir titreşim. Demokratik Özerkliğin ekolojik bir zemine oturtulduğu an yeryüzünü sarsacağını bilenlerin sevinçle, “İşte yapılması gereken tam da bu!” dedikleri, kapitalist modernitenin işgal edemeyeceği bir yaşam alanı yapılanması.
Benim bu yapıdaki konumuma gelince, bir akşam Salih Muslim’in sivil toplum kuruluşlarına yardım çağrısını okurken “Kobanê’ye nasıl yardım edebilirim” diye düşünen, birkaç gün sonra Erdoğan’ın, “Kobanê’de toplu konut mu yapmamızı bekliyorsunuz?” söylemine karşı bir dayanışma grubu kuran ekolojik oluşumlardaki arkadaşlara, “Neler yapabiliriz?” diye soran, bu sorudan yola çıkarak harekete geçen kişilerden biriyim. Anlayacağınız, ilk gününden beri bu dayanışma ağının içerisindeyim. Dayanışma ağımız, Demokratik Özerklik tezlerinde vurgulandığı gibi herhangi bir hiyerarşik yapının ve tahakkümün olmadığı, gönüllülerle yürüyen bir ağ. Eşim, en yakın dostlarım, düşüncelerine değer verdiğim ekolojistlerle birlikte bu dayanışma ağının içerisindeyim. Bu büyük düşün örülmesi için var güçleriyle çalışan her dostum gibi yeteneklerim ölçüsünde yetişebildiğim hemen her yerdeyim.
Çatışma öncesi ve sonrasında Kobanê’nin içinde bulunduğu durumdan özce bahseder misiniz?
Çatışma öncesi diye, Suriye yöneticilerinin devlet terörünü yayan silahlı güçlerini Kobanê’den çektikleri anla DAİŞ barbarlığının Kobanê’yi işgal ettiği zaman aralığından bahsediyorsanız, bu zaman aralığı tek kelimeyle inanılmazdı. Ortadoğu’nun göbeğinde halk demokrasisiyle yönetilen, milliyetçi ve dini bağnazlığa dayanmayan, halkların kendi renkleriyle bir arada yaşamaları gerektiğini savunan, cinsiyet eşitlikçi ve özgürlükçü kantonlar oluşturmak... Bu hayalperestlik, bir tür ütopyacılıktı ama oldu! Rojava’da kantonlar ilan edildi. Demek ki hayaller gerçeğe dönüşebiliyormuş ve Demokratik Özerklik bir ütopya değilmiş. Bize sunulan gerçeklik meğer değiştirilebilirmiş. DAİŞ ve ardındaki güçler, Kobanê’deki ışığı görebiliyorlardı. Göz kamaştıran bu ışıktan korktukları için petrolü ve hatta doğru dürüst su kaynağı olmayan bir kente saldırdılar. Yeryüzüne umut dağıtan düş rezervlerini yok etmeyi amaçladılar. Çatışma öncesi Kobanê’ye gidemedim ama Buka Baranê olarak 5 Ekim 2014 tarihinde Kobanê sınırında Alizer köyündeydik. Nöbet tuttuğumuz köyün hemen karşısındaki köylerde kendilerine DAİŞ‘li diyen barbarlar vardı. Her şeyin her dakika daha kötüye gittiği bir zaman aralığındaydık. Biz Kobanê’nin yarısının YPG’nin elinde olduğunu sanıyorduk. Oysa gerçek çok farklıydı. Yüzde on, belki de yüzde yirmi; hala kesin olarak emin değiliz. O gerçeklik bozulmaya uğrayarak Alizer’e ulaştı. “Kobanê düştü” dediler. Özellikle yaşlılar böylesi haber getirenlere kızıp kavga ediyorlar, Kobanê düşmez diyorlardı. Savaşta psikolojik üstünlük önemlidir; psikolojiler de savaşır. Eminim o an Kobanê’de savaşan YPG’lilerin üzerine de bir an olsun aynı kabus çöktü. Fakat o savaşçılar inançla, “Kobanê düşmez!” dediler. Açıklanamayan bu enerjinin etkisiyle insanlar, sadece Kobanê’de değil, yeryüzünün herhangi bir yerinde sokaklara çıkarak bu barbarlıkla savaşabileceklerini gösterdiler ve tek bir bireyin haykırışıyla dahi savaşın gidişatını değiştirecek bir sinerji yayıldı. Savaş kazanıldı. Savaş sonrası Kobanê’ye gittiğimde büyük bir yıkıntı ama her şeyden yüce bir umut bıraktığını gördüm. Kentin yüz 80’i yıkılmış; su ve elektrik yok; altyapı çökmüş; enkaz altında hastalık yayan cesetler var; neredeyse her yerde patlamamış bomba var ama insanlar daha önce hiçbir toplulukta görmediğim büyük bir inançla dolular. Başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanan ümitli insanlarla doluydu Kobanê ve herkesin gözünde aynı şeyi okuyordum: Bu küllerden yeryüzüne umut doğacak; bir Anka Kuşu doğacak!
Peki Kobanê’nin yeniden inşası hangi esaslarla gerçekleştiriliyor?
Bize göre yeniden inşa, ekolojik esaslar göz önünde bulundurularak yapılmalıdır; çünkü doğanın yasaları çok açıktır. Doğa, “Adil, eşitlikçi ve bağımsız bir yaşam için benimle dayanışmak zorundasınız” der. Anlaşılır bir dille kaleme alınan Rojava Toplumsal Sözleşmesi, yeniden inşa sürecini de çok net ifade eder. 23. maddede, “Rojava’da yaşayan her yurttaş ekolojik esaslara göre yaşama hakkına sahiptir”; 44. maddede, “Toplumsal sözleşmeden doğan haklar ve özgürlükler kişiye ve menfaatlere göre yorumlanamaz” diyerek ekolojik esaslara göre yaşama hakkını güvence altına alır. Öcalan’ın Demokratik Özerklik’le ilgili yazdıklarını da okumuşsanız eğer ekoloji zeminine oturttuğunu görürsünüz. Ekolojiye dayanmıyorsanız tahakküm ilişkilerini reddedemezsiniz; çünkü doğayı tahakküm altına almaya devam ediyorsunuzdur. Doğanın üretkenliğini teknoloji ile eziyorsanız, eril zihniyetin dışına çıkamayacağınız için cinsiyet eşitlikçi de olamazsınız. Doğayla uzlaşılmadan özerk bir ekonomi oluşturamazsınız.
Kürt hareketinin ideallerini bir kenara bırakıp bu sorunuzu yanıtlarsak dahi Kobanê’nin özerkliği, Rojava’nın bağımsızlığı için buna, ekolojik bir inşaya mecbursunuz. Neden mecburuz? Kobanê’de enerji üretmek için baraj ve kömür yok. Cizîrê Kantonu’ndan bir koridor açılmadığı takdirde Kobanê, enerji açısından Türkiye veya Suriye’ye bağımlı olacak ya da güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretip doğayla işbirliği yapacak. Güneş enerjisinden elektrik üretiyorsanız, enerjiyi dikkatli kullanmak zorundasınız. Bu zorunluluk bize -30 derece ile +40 derece ısıtma ve soğutma için enerjiye ihtiyaç duymayan, yağmur suyu hasadı yapan, kışın evin girişinde bulunan seralarda yiyecek üreten, kendine yeten ekolojik evler yapmamız gerekliliğini dayatır. En önemlisi de -kurtuluş savaşlarıyla devrim arasındaki farkın ne olduğunu bilenlerin anlayacağı biçimde söylersek- devrim, Kobanê’yi otomobil merkezli kent anlayışına karşı yaşama endekslenmiş, eril mimariyi dışlayan, kendine yeten ve sürdürülebilir ekolojik esaslara göre inşa etmelidir.
Kobanê’nin yeniden inşası için tartıştığınız konu başlıkları neler?
Kapitalist modernite, savaşla yenemediklerini savaş sonrası yeniden yapılandırmada alt etmek için çabalar. Kobanê’deki mücadelenin bir tür kurtuluş savaşı olarak kalması için yoğun çaba sarf eden karanlık güçler var bir de. Demokratik Özerklik hakkında çok az şey bilip, “Ekolojik yapı olmaz!” diyerek, bilmeden kapitalist modernitenin ekmeğine yağ sürenler... İşte öncelikle bu insanlarla tartışıyor, ekolojik bir inşanın önemini anlatmaya çaba harcıyoruz. Kendi aramızda ise ekolojik ve bütüncül bir kent planı oluşturmaya çalışıyor, bunun için dayanışmayı nasıl büyüteceğimizi, nasıl bir kooperatifçilik anlayışı geliştirmek gerektiğini, otomobil merkezli kent mimarisinin dışına çıkmanın yollarını, kadın ve kent ilişkisini, özgür öğrenim ve ne türde ekolojik evler yapılabileceği gibi konuları tartışıyoruz.
Bu platform kimlerden oluşuyor? Kimler destek veriyor?
Platformumuz, çok az platforma nasip olacak bir biçimde, bir araya gelme olasılıkları düşük olan birçok farklı yapı ve düşüncedeki gönüllülerin bir araya gelmesi ile oluştu. Hiyerarşik bir yapılanmaya gidilmediği, kolektif hareket ederken dahi birey ve grupların kendilerini değerli hissettikleri bir alan olduğundan ve de Kobanê direnişinin heyecanıyla kısa sürede genişledi. Özerk bir yapılanma içinde olan platfromlar şu an için üç ülkede, on iki kent platformu olarak çalışmalarına devam etmekte. Ayrıca yeni kent platfomları için de iç tartışmalar sürmekte.
Kobanê yönetimi ile sürekli iletişim halindeyiz ve bizleri destekliyorlar. Amed’deki toplantı öncesi yaptığımız görüşmelerde bizzat Demokratik Toplum Kongresi adına Hatip Dicle, platforma desteklerini iletti. Amed’deki toplantının bir önemi ise platformlarla Mezopotamya Ekoloji Hareketi’ni birbirlerine örmekti ki, güçlü bir birliktelik oluştu.
Peki nasıl projeler var?
Projeler daha çok bağımsız mimarlar ve kolektiflerden geldi. Bûka Baranê Derneği ve Kolektifi, bütüncül kent planlamasıyla ilgili, altyapı problemleriyle, permakültür, doğal tarım ve “Hevsel kültürü” de diyebileceğimiz kent bahçeciliği teknikleriyle ilgili çalışmalar yürütüyor. Çevre dostu evler (Earthshipler) hakkında çalışma yürüten Yeryüzü Kolektifi, Mala Jiyan projesini; İTÜ Toprak Yapılar Derneği, Alker tekniğini; Jingêh Kolektifi ekolojik kent planını; Eğitimde Çözüm Derneği güneş enerji sistemlerini; Anadolu Meraları bütüncül mera yönetimini; ayrıca bireysel olarak katılan birçok doğal tarım ve yapı uzmanlarının yanı sıra özgürlükçü öğrenim hakkında çalışmalar yürütenler de kendi projelerini sundu. Diğer taraftan asıl bütüncül kent planı bir çok katılımcının yardımıyla kolektif olarak yürütülmekte.
Ayrıca farklı alanlarda çalışma grupları oluştu: Basın ve Propaganda, Özgür Öğrenim, Ekolojik Mimari, Kampanyalar ve Ekonomi, Toprak-Su, Kooparatifler ve Dayanışma, Acil Durumlara Ekolojik Çözümler...
İnsani yardım koridorunun açılması çabanız da vardı...
Evet. Şimdi koridor için var olan kampanyaları desteklemek dışında uluslararası toplumun dikkatini çekebilecek projeler üzerinde de çalışıyoruz. Ekolojik inşa için öncelikle bütüncül bir planın çıkacağı uygulamaya dönük şu ana kadar yapılan forumlara benzemeyen bir forum yapmayı planlıyoruz.
Kobanê Dış İlişkiler Sorumlusu İdris Nasan Kobanê’de su ihtiyacının kuyulardan karşılandığını fakat suların temiz olmamasının hastalıklara yol açtığını söylemiş, savaş atıklarının da yaşamsal sorunlara yol açtığını aktarmıştı...
İdris Nasan’ın belirttiği sorunlar yaşamsal. Ekolojinin acil durumlarda da çözüm üretebileceğinin bilinciyle tüm bu konularda harekete geçtik. Su sorunu için güneş enerjisi ile kuyulardan su pompalayıp içme suyunu arıtacak bir sistem için grup oluşturduk. Bu hafta içi bu grup Kobanê’yi ziyaret edecek. Daha sonra platforma sunacakları önerilerle en yakın zamanda bir çözüm planı oluşturacağız. Savaş atıklarının temizlenmesi konusunda halihazırda süren bir imza kampanyası var, bunu da genişletmeye çalışıyoruz.
Platormun bundan sonra yapacaklarından bahseder misiniz?
Gönüllülerden oluşan ve birçok kurum ve kuruluştan yüksek olan yaratıcı enerjimizi yerleşik kurumlara aktarmak, Kobanê’nin yeniden inşasında bölgedeki kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, demokratik kitle örgütlerinin ve uluslararası yardım kuruluşlarının ekolojik perspektifle hareket etmelerini sağlamak, temel amacımız. Kısa vadede Kobanê’nin aciliyet içeren sorunlarına ekolojik çözümler bulmaya çalışıp uygulamak, orta vadede örnek yapılar inşa etmek, uzun vadede ise bütüncül ve ekolojik bir kent planı çıkarıp bu planı uygulamaya koymak ve ardından inşa anında aynı zamanda ekolojik bir okul olacak olan Kobanê’den öğrendiklerimizi yaşadığımız kentlerde de uygulamak istiyoruz.
İhtiyaçlarınız neler?
En başta, sistemin zihnini köreltmediği, “Başka bir mimari mümkün” diyebilecek özgüveni olan, dayanışmacı mimar ve mühendislere; kooperatifçilik konusunda kafa yormuşlara; merkezi olmayan yenilenebilir enerji üretilebileceğine inanan enerji mühendislerine; ekolojik ve geleneksel tarım uygulayabilecek doğa dostlarına; eğitimin eğme işlevini dışlayan, karşılıklı öğrenme ilkesini benimsemiş öğretmenlere; tüm bu işlerden herhangi birini yürütebileceğine inanan diplomasız bilim insanlarına; ekolojik bir kentin mimarisinin mümkün olduğuna dair söylemiyle kapitalist modernitenin algı savaşıyla mücadele edecek iletişimcilere ve herhangi bir alanda sorumluluk hisseden tüm dostlara ihtiyaç duyuyoruz. İletişim kurmak isteyenler, “ekolojikobane.com” internet sitemizden veya “/ekolojikobane” Facebook grubumuzdan ulaşabilir.
SUNA ALAN/LONDRA