
Gözleri Kobanê‘de
Çadır kentin gönüllü sağlık ekibi, muayene mesaisine erken başlıyor. Hastaları bir bir sağlık taramasından geçiriyorlar. Saatler ilerledikçe dünyanın dört bir tarafından gönüllü destek için misafirler geliyor. Kobanêliler hiçbirini geri çevirmeden candan, gönülden ağırlıyor. 3 ila 13 yaşları arasında olan çocuklar bir çadırda kurulan eğitime giderken, büyükler de çadır kentin diğer ihtiyaçlarının tamamlanması için çalışmalara katılıyor. Ne yaparlarsa yapsınlar hepsinin gözü, kulağı Kobanê’de. Babalarını hiç görmeyen bebekler geleceklerinden habersiz ağlayarak suskun çadırların sesi oluyorlar. Çoğu ilk kez Kobanê’nin dışına çıkıyor. Bunun için 20 günlük çadır hayatı onlara 20 yıl gibi geliyor.
İhtiyaçları belediye karşılıyor
Kobanê göçüne hazırlıksız yakalan Suruç Belediyesi, savaşın yaralarını sarmak için çadır kentlerdeki çalışmalara dört elle sarıldı. Olumsuz koşullara bir de havaların soğuması eklenince salgın hastalıkların başlaması kaygısı yaşanıyor. Suruç Belediyesi bünyesinde ortaklaştırılan yardım koordinasyonu dışarıdan gelen tüm yardımları ayırım yapmaksızın ihtiyaca göre dağıtıyor. Gündüzleri çadır kent komisyonları tüm çadırları teker teker gezerek ihtiyaç listesini hazırlıyor. Ardından çadırlara yiyecek, içecek, giyim ve yatak malzemeleri dağıtılıyor. Tüm sorunlar çadır kentte oluşturulan komisyonlar üzerinden çözüme kavuşuyor.
Kobanê‘yi yaşıyorlar
Kobanêlilerin tamamı deyim yerindeyse Kobanê ile oturuyor, Kobanê ile kalkıyor. Kobanê direnişine tanıklık eden yaşlılar gün boyu çadır kentte efsane anlatırcasına direnişi anlatıyorlar. Her biri tanıklığını aktarıyor. Gün battıktan sonra çadırlarına çekilen Kobanêliler, loş ışık altında yaşadıkları trajedi ile baş başa kalıyorlar. Karanlığın getirdiği hüzünle, içi buz gibi çadırda battaniyeye sarılıp yarına Kobanê’nin özgürleşeceği umuduyla uykuya dalıyor.
Sabah olmuyor…
Soğuk çadırların geceleri de oldukça zorlayıcı. Geceleri çadırlarda zamanın geçmediğini söyleyen 85 yaşındaki Yazê Şexani, Kobanê’den sonraki yaşamını şöyle anlatıyor; “Kobanê‘de konak yaşamından sonra çadırda yaşamak beni çok etkilemedi. Bunun tek bir nedeni var. Çünkü, DAİŞ‘e teslim olmak ve onursuz yaşamı seçmektense çadırda ölmeyi yeğlerim. 10 yıl önce hacca gittim ve şimdi uyurken Kabe’ye sesleniyorum; bu zalimlerin ocağını söndür, bugün bu zor günde bana yardım etmezsen ne zaman edeceksin, diyorum.”
Bêkes bisikletini özlüyor
Kobanê‘de savaşan babaları, abla ve abilerini bırakarak göç eden çocuklar da sığındıkları çadır kentlerde evlerine dönecekleri günün hayalini kuruyor. Saldırılardan dolayı sadece birkaç parça eşyayı getirenbilen ailesi Bêkes’in bisikletini DAİŞ’in işgal ettiği köyde bırakmak zorunda kaldı. Geride en çok özlediği bisikletini bırakarak gelen 7 yaşındaki Bêkes Ahmed, bir an önce bisikletine ve arkadaşlarına kavuşmak istiyor. Gün içerisinde zamanının tamamını yaşıtlarıyla birlikte geçiren Bêkes, Kobanê’yi çok özlediğin belirtiyor.
DİHA/URFA