
Karakolların rüşvet geleneği
Midyad’dan Heskîf’e doğru yol alan bin 500 koyun sürüsüyle Mûş’un Şen Yaylası’na haftalarca süren yolculuk sonrası ulaşacaklarını ifade eden Ali Sönmez yolculukları ile ilgili şunları söyledi: “Midyad’da koruculuk sistemini kabul etmeyen köyler halen boş duruyor. Bizde kış mevsimi için köylülerden 6 aylık meralarını kiralıyoruz. Baharın gelişiyle de Mûş yaylalarına doğru yol alıyoruz. Koyunları sürmek, otlatmaz ve sağmak erkekler görevi üstleniyor. Çocuk, yemek ve elde ettiğimiz ürünü ise, kadın sahipleniyor. Biz yaşamımızdan memnunuz ama yolumuzun istikametindeki askeri karakollar asla rüşvet almadan bizi serbest bırakmazlar. Sadece zulmün en üst düzeyde olduğu süreçten bu yana değil, yüz yıldır karakolların koçerlerden aldığı rüşvet geleneği sürüyor ve itiraz etmemiz halinde, istenilen rüşvetin on kat zarar edeceğimizi kendileri biliyor.”
Devlet bilinçli bitirdi
Kürdistan’da devletin hayvancılığı bilinçli bitirdiğini ifade eden bir diğer koçer Hasan Karakuş, her yıl Hezex’den Wan’a gittiklerini dile getirerek, hayvancılık piyasasının iflas ettiğini kaydetti. Karakuş, “Devlet bize;’Siz PKK’yi besliyorsunuz’ gerekçesini öne sürerek Kürdistan’da tarımdan sonra en büyük geçim kaynağı olan hayvancılığı bitirdi. Her koçer obasının on binlerce küçükbaş hayvanı vardı. Ömrümüz dağlarda ve yollarda geçiyor. Biz yaşamımızdan memnunuz ancak bu devletin koçerlere bakışını bilen var mıdır? Yerleşik toplumdan biraz kopuk yaşadığımız için, devlet bize ne kadar zulüm etse de o ettiği zulüm orada kalıyor” diye konuştu.
Ölüler olduğu yerde gömülür!
Kürdistan toplumunun öz değerler ve kültürünü giysilerinde, yaşadıkları kıl çadırların motiflerine işleyen koçer kadınları, yemeklerinden, kilam ve payizoklarına kadar Kürt kültürün taşıyıcıları olarak bilinseler de, doğa koşullarında yaşam mücadelesinde öncülük ediyorlar. Bir yandan çocuklarına bakan diğer yandan yol boyunca yemek pişiren ve binek hayvanların sırtında taşıdıkları malzemeler ile ilgilendiğini söyleyen Hanım Karakuş, yollarda kadınların doğaya karşı verdiği mücadeleyi, “Bazen yolda ölenler oluyor, onu aynı yerde gömüp yolumuza devam etmek zorundayız. Benim annemde kız kardeşimi sürüleri yaylaya götürürken yolda doğum yapmış ve her yıl buna benzer onlarcası oluyor. Kadın doğumdan hemen sonra bebeğini emzirip ayağa kalkıyor ve sürü ile yol alıyor. Doğa acımasızdır, bizde doğanın zorluklarına karşı durmasını biliyoruz” sözleriyle anlatıyor.
ANF/ÊLIH