CJ Entertainment’ın yapımcıları arasında yer aldığı Parazit (Parasite), dünya prömiyerini yaptığı 72. Cannes Film Festivali’nden Altın Palmiye ile dönmesinin ardından tüm dünyada sinemaseverler ile ilgiyle karşılandı. ABD’de 11 milyon dolar hasılata ulaşarak bu yıl ABD’de en çok hasılat yapan “yabancı” film olurken, dünya genelindeki hasılatı da 120 milyon dolara yaklaştı.

Türkiye, Tayland, Endonezya ve Vietnam gibi ülkelerde kurdukları yerel yapım şirketleri ile başarıya ulaştıklarını söyleyen CJ Entertainment yöneticisi Jerry Ko, sıradaki hedeflerinin ABD pazarı olduğunu ifade etti. Parazit ile büyük başarı yakalayan şirket, her yıl iki veya üç ABD yapımı filme imza atacak.

Yönetmen Bong Joon-ho, yedinci filmi Parazit’te iki ailenin hikâyesini odağına alıyor. Her zaman varlıklı bir yaşam süren Park ailesi ve köhne bir evde “hamamböceği” gibi yaşamak zorunda kalan Kim ailesi. Park ailesinin avantajı nasıl ki zenginlikse, Kim ailesininki de çoğu zaman kötücül olabilen sosyal zekâları.

Kim ailesi ne olursa olsun hayatta kalmaya programlanmış ailelerden biri. Yarı kot sayılabilecek bir evde dört kişi yaşıyorlar. Bu evi bazen su basıyor, çoğu zaman ise sokaktan geçen sarhoşlardan biri camlarına işemeye çalışıyor. Hayatta kalmaya programlandıklarının en iyi örneklerinden birine de bu evdeyken tanık oluyoruz, böcek ilaçlama aracı sokaklarından geçerken babaları camları kapatmamalarını, bu ilaçlamadan faydalanabileceklerini söylüyor. Baba Kim Ki-taek’e hayat veren Kang-ho Song’un muazzam bir performans sergilediğini unutmadan ekleyelim.

Filme hakim olan konu koku

Ailenin en kendi halinde ve masum erkek çocuğu rolündeki Kim Ki-woo sayesinde ailenin yaşamı birden değişiyor. Zengin Park ailesinin kızına İngilizce dersleri vermek için bir şekilde eve girebilen Ki-woo, zamanla tüm aile üyelerini bu eve sokmayı başarıyor. Kız kardeşi, Park ailesinin şımarık ve kafası çalışmayan çocuğuna “sanat terapisi” adında bir yöntemi satmaya çalışıyor ve başarılı da oluyor. Artık kız kardeş de bu gösterişli evde. Ardından özel şoför olarak baba, evin tam zamanlı çalışan hizmetlisi olarak ise anne.

Ailenin birer parazit olarak Park ailesinin evine geçiş süreci keyifle izlense de tonu bazen fazla kaçabiliyor. Şöyle ki, çocuklarının çok özel olduğunu ve türlü dersler alması gerektiğini düşünen, küçük süs köpeğiyle gezen Park Yeon-kyo, aşırı saf ve kandırılması çok kolay bir ev sahibi olarak çiziliyor. Ancak sonraki sahnelerde Yeon-kyo’nun o kadar da saf olmadığını görebiliyoruz. Aynı şekilde Yeon-kyo’nun kocası Park Dong-ik; kandırılması aşırı kolay bir patron ve ev sahibi.

İşe alımlarla aralarındaki bağlantıları bazen bir tür tavsiye bağlantısı gibi sunan bazen de hiçbir bağları yokmuş gibi davranan Kim ailesi, Parkların çocuğu onların hepsinin aynı koktuğunu söyleyince tedirgin oluyorlar. Giysilerini yıkamak için aynı deterjanı veya sabunu kullanan aile, bu uygulamadan hemen vazgeçip kendilerine farklı kokan sabunlar almayı planlıyor. Ancak Park ailesi tatile çıktığında konakçı pozisyondan konağa geçen Kim ailesi, ailenin beklenmedik dönüşüyle yine bir “hamamböceği” gibi bir yere saklanıyor ve saklandıkları yerde sabun kokusunun tedirginliğini aratacak başka şeyler duyuyorlar. Park Dong-ik ve karısı yeni işçilerinden bahsederken, Dong-ik şoförünün, yani Kim ailesinin babasının garip bir koku salgıladığını söylüyor, bir tür rutubet kokusu. Ertesi gün arabaya binen Yeon-kyo’nun aklına kocasının söylediği “şoförün koktuğu” bilgisi gelir ve bir noktada camı açar. Tüm bunları yaparken Kim Ki-taek, dikiz aynasından kadını izliyordur.

Filmin kırılma anlarından biri ise konakçılıklarına tanık olduğumuz Kim ailesi dışında evde başka konakçılar da olduğu sürprizini yaşadığımız an. Kim ailesinin işinden ettiği, kendilerinden önceki hizmetli olan Moon-gwang ve bodrum katta sakladığı kocası Kimlerin asıl tedirginlik nedeni. Bu iki parazit aile arasındaki uzlaşma veya çatışma ise filmin belki de en etkileyici anları.

Genel olarak baktığımızda ise filmin işbu gerilimdeki gibi bir derinliğe sahip olmadığını söylemek, şahsi fikrimce, yanlış olmayacaktır. 2019’un en çok övülen filmi olması, bu filmi iyi kılmadığı gibi politik arka planını es geçmenin de doğru olmadığını düşünenlerdenim. Bir Güney Kore filmi olan Parazit’te, eski hizmetli Moon-gwang kıvrak zekâsı ve aslında “sınıf dayanışması” içinde olduğu halleriyle belki de filmdeki en iyi karakterlerden biriyken birden insanları aşağılayan ve onlarla dalga geçen birine dönüşüyor. Bunu yaparken de araya biraz Kuzey Kore aşağılaması, biraz da Kuzey Kore Lideri Kim Yong-Un’un taklidini sıkıştırıyor. Filmin ABD’ye açılmak isteyen bir Güney Koreli yapımcı tarafından yapıldığını düşündüğümüzde çok da eğreti durmayan bu sahneler, yer yer komik de olsa, bir şekilde manasız.

Bundan sonrası filmle ilgili spoiler içerir!

Filmin finalinde devam eden “koku” olayı yüzünden Kim ailesinin babası, Park ailesinin babasını öldürmeye yelteniyor. Bu nedenle de bodrum katının yeni sahibi oluyor. Polislerden kurtulmak için yıllarca orada saklanması gerekiyor. Olay içinde olay, konu içinde konu olan filmin son 10 dakikası ise “Lütfen bu kadar kötü bir finalle bitmesin” hissiyle izleniyor. Sınıf mücadelesinin veya çatışmasının ne’liğine dair görmek istediklerinizin hiçbiri duru bir anlatımla veya size “Ne kadar güzel yakalamış” dedirtecek şekilde verilmiyor. Adeta gözünüze soka soka bir varlıklı ve bir yoksul ailenin dramını izliyorsunuz. Üstelik yer yer karikatürize şekilde. Son derece ilgi çekici senaryosuna rağmen, neredeyse “fakirler kokuyor, zenginler salak” dışında basit bir temaya indirgenen filmin, sürekli söylendiği gibi “Zekâsına hayran duyulacak” bir yanı, neredeyse yok. Ancak ayrılan bütçeden olsa gerek çekimler ve mekân muazzam. Keza oyunculuklar da...