Kolombiya yine karıştı. -Şu karıştı kelimesine de bayılıyorum. Mavi patiska gibi bir şey. Neye istersen kullanabiliyorsun.  Ortalığı karıştıranlar, kafa karışıklığı yaratanlar, karışıklığa müsaade etmeyecek olanlar… Düzen ve intizam sanki sevimli bir çocuk kafasıymış gibi hemen karıştırıvermek geçiyor insanın içinden bu lafı bu duyunca.- 30.000 çiftçi barikatlar kurdu sokaklarında. Marjinal göstericiler gibi Molotof filan attılar. 3 kişi öldürdü güvenlik güçleri. –‘Güvenlik güçleri’ demekte her ülkede karışıklık giderici manasına geliyor. Brezilya fönü gibi. Nerede karışıklık var dümdüz et. Aferin. Her şeyi düzeltiyorlar, gaz bombası, plastik mermi gibi itinalı ya da doğrudan ateş açarak. Kolombiya güvenlik güçlerine alçak demek geçiyor içimden. Neden derseniz en son 3 çiftçiyi öldürdükleri için ve kolay oluyor buralardan, uzaklara alçak demekte ondan. İnternet de imza vermek gibi bu da.

Bu karışıklığı çıkartan çiftçiler ‘tarımsal destek’ istiyorlarmış. Öyle izledim televizyonlarda. Oh iyi iş. Sen kahve, soğan, patates, pirinç ek. Sonra iyi para etmeyince ‘tarımsal destek’ iste. Bu ülke ondan battı. İşçinin, memurun, yetimin hakkını size mi versin devlet başkanımız. Pardon gaza geldim. Kolombiyalı sandım kendimi. İnsan yalakalığa başlayınca dur durak bilemiyor. Hangi ülke de olduğunu bile unutuyor. Başkan başkandır diye konuşup duruyorsun. Saçına briyantin süresi geliyor insanın vıcık vıcık. Faiz lobisinin bu oyunlarına karşı ailecek ağlamaya başlıyoruz hep birlikte…
Kolombiya’da çiftçiler ‘Serbest Ticaret Anlaşması’na karşı çıkıyorlar. Yani WTO-Dünya Ticaret Örgütü’nün yıllar önce verdiği kararı uygulamaya çalışan hükümetin, tarım politikalarına karşı direniyorlar. Bu anlaşmaya göre gıda ürünleri için uygulanan gümrük kaldırılıyor. Böylece dünyanın her hangi bir yerinden gelen gıda, gümrüksüz bir şekilde, iç pazarda yerini alacak. Hemen aklıma Koreli çiftçi Bay Lee geldi.
WTO-DTÖ’nün Meksika’daki toplantısı yapılırken, protesto gösterilerine katılıyordu. Sonra elinde kısa ve keskin bıçağı ile barikatlara tırmandı. DTÖ Koreli çiftçileri öldürüyor diye haykırarak, bıçağını hızlı ve sert bir darbeyle kendi karnına batırdı. Harakiri yaptı. Onun anma törenleri için Kore’ye gittiğimde, bu eylemin çiftçileri nasıl etkilediğini sormuştum. Önemli bir eylemdi ama sırf bir yıl içinde 200’den fazla çiftçinin iflas ettiği için intihar ettiğini söylediler. Sonra polis otolarını yaktılar. 2 gün, gece gündüz, polis kalkanlarını, kasklarını uzun demir çubuklarıyla yine hızlı ve sert darbelerle kırdılar. Pek delikanlılıkları filan kalmadı Kore polislerinin. Meydanları ele geçirdiler. DTÖ Koreli çiftçileri öldürüyordu. Çünkü Koreli çiftçiler 80 kg pirinci 120 dolara üretebiliyorlardı. DTÖ’nün kararları geçerli olduğunda 80 kg ABD pirinci 22 dolara, 80 kg Çin pirinci ise 20 dolara ülkeye girebiliyordu. 120 dolar ve 22 ya da 20 dolar…
DTÖ’nün Kolombiya’daki gibi serbest ticaret anlaşması uygulanmaya başladığında artık Koreli küçük çiftçilerin rekabet edebilme şansı yoktu. Burada hemen devreye girerler ama halk ucuz pirinç yiyebilecek diye. Hayır bu da doğru değildir. Çünkü rekabet edemeyen küçük çiftçi yok olduğu andan itibaren, pirinç fiyatı yavaş yavaş yükselir ve eski fiyatın 2-3 katına varır. Aynı zamanda kendi toprağında artık üretim yapamayan küçük çiftçi de kent kenarlarına sürüklenir. Eh ne yapalım en azından o pirinci ihraç eden köylü ve devlet kazanır diyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü orada da mesela pirinç artık ihraç edildiği için fiyatı pahalı olduğundan, yoksullar artık daha az satın alabilirler. Hindistan dünyanın en fazla pirinç ihraç eden ülkesidir ama aynı ülkenin sokaklarında bu pirinci bulamadığı için açlıktan ölenler ile doludur. Kazanansa dünyada bütün gıda ihracatının yüzde 82 sini tek başına yapan ulus ötesi tekel Cargill’den başkası değildir. Yani gıda ihracatı her iki ülkeye de açlık getirir.
Demokratik Özerkliğin, ekonomi politik çizgisinin en önemli temellerinden biri mutlaka Via Campasina- Uluslararası çiftçiler hareketinin kabul ettiği ‘gıda güvenliği’ ilkesi olmalıdır. Yani çok kısa ve kaba olarak ‘Hiçbir gıda 100 km’den ötede satılamaz.’ Bu her tarafı açlıktan kurtarır. Yoksa küçük çiftçiler, eğer kalırlarsa, karıştırmaya başlar sokakları. Kolombiya da barikatlar tarımsal destek değil bu haklarını talep ediyorlar ve hepimizin yiyeceklerini korumak için kuruluyor.
 Yani hareket de her zaman bereket vardır…