Hans Fallada ya da asıl adıyla Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen yazarlığı ve yaşamının sınır dışına çıkardığı eserleriyle apayrı bir edebi çehre sunar. Bu nedenle Fallada’nın modern Alman edebiyatında güç gösterisi yapan eserlerindeki teori dokunaklıdır. Birçok kitaba imza atan Fallada, ’Herkes Yalnız Ölür’, ‘Köylüler Kodamanlar ve Bombalar’ gibi kitapları ile de yazarlığını tartışmasız kılar.

 

Behice F. DEMİR

Almanya, uygarlığa (özellikle Avrupa’daki diğer ülkelere göre) hep sonradan yetişen ve yetiştikçe uygarlığı dengeleyen ülke. Sakin, çalışkan ve uzun vadeli ülkü mühendisliği. Son iki asırda Almanyasız günü yoktur tarihin. Girdiği her savaşı savaşla bitiren, her tecrübeyi yaşamsal kalkınmaya dönüştüren mucizevi bir kültür. Kuşkusuz pek çok ülke tarihin etkisine tutulur ancak, Almanya tarihe tutunur. Zira herşeyden çok ülke olabilmeyi çabucak başaran bir Alman tutunmasıdır bu. Bunu dolduran düşünce, ekonomi, kültür, diplomasi ve uluslararası kimlik gücü var. Ülke olabilmeyi çabuk başaran zihni hep atılımdadır. Benzer bir atılımı Alman felsefe ve edebiyatında da görmek mümkün. İngiliz ve Fransız edebiyat kuşağı, iki Amerikan kültünün ortasında kendi başına yükselen bir Alman edebiyatı yeni çağın hazinelerinden sayılır. Üstelik politik tarihindeki pek çok toplumsal gerilime rağmen. Modern Alman yazarlarının çoğunda bu durum üstü kapalı bir gurur ve hüzün anısı olarak tasvir edilir, Alman ruhunun kaldığı yerden yola devam etmesi bireysel olarak tavsiye edilir.

Alman edebiyatında pek çok edebiyattan biraz fazla olarak kahramanlar toplum şartlarının içine itilir, toplumun ani, anlık refleksleri ortaya serilir ve bireylerin reel politika ile etkileşimleri resmedilir. Mann, Dublin, Fallada bu konuda diğerlerine nazaran biraz daha sivrilmeyi de sevmiş gibi eserleri, kahramanlarıyla bu toplumsal aurayı okurlarına çıtlatır. Ancak bireysel ve yazımsal yazgısı ile Hans Fallada istemese de diğerlerinden bir kaç adım öne çıkar.

Hans Fallada ya da asıl adıyla Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen yazarlığı ve yaşamının sınır dışına çıkardığı eserleriyle apayrı bir edebi çehre sunar. Bu nedenle Fallada’nın modern Alman edebiyatında güç gösterisi yapan eserlerindeki teori dokunaklıdır. Fallada, yazarlığı bireyselliğinin çok üstüne çıkmış biridir. Zira bireysel yaşamının zorlu çıkıntıları onu olabildiğince yorarken yazarlığını da bir o kadar yükseltmiştir. Fallada, “Küçük Adam Ne Oldu Sana”, “Ayyaş”, Herkes Yalnız Ölür”, “Kurtlar Sofrasında”, “Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar” adlı kitaplarıyla Alman edebiyatında yerini alırken, Herkes Yalnız Ölür, Köylüler Kodamanlar ve Bombalar adlı kitapları onun yazarlığını tartışmasız kılar.

Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar elbette pek çok çağdaşı gibi çağın edebi erozyon ve alüvyonlarına sahne olay ve kişilere yaslanarak yazılmıştır. Ancak bu sahneyi farklı kılan Alman ülkesinin dünyayı sarmış politik dinamikleri, ekonomik ihtirası, politik partileri ve Alman karakterinin bitmez tükenmez iç denge disiplinidir. Fallada (1893 Greifswald-1947 Berlin), Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar da işte bu dört kritik gerçeği taşra, sivil örgütler, kentin dengesi, iktidar blokları, ticari akış ve medya dünyasının içinde olduğu 1920’ler Almanyası’nı romanına çekmektedir. Bu çekim Alman edebiyatının ulusal birikim rezervini ve karakterlerinin bilinç kıvamını da içermektedir. Köylüler, Kodamanlar ve Bombalar küçük bir kent olan Altholm’de yerel iktidar gücünün inisiyatifinde ve etrafında gelişen olayları taşra dinamiği ve medya gücü aracılığıyla gelişen çok kollu bir iktidar çatışmasını konu edinmektedir. Dönemin national (ulusal) ve antinational çatışmasının sivrilmeye başlanışı, tarafların güç etkisi etrafında uzlaşısı, medya, taşra, esnaf ve ticaretin bu reel politikanın ikiyüzlülüğünü açıklıkla yazar. Kentteki politik güçlere hitap eden çeşitli yerel medya ağları etrafındaki komplo, şantaj, sansür, manipülasyon ve iktidar gücünün belirleyiciliği Fallada’nın yazarlığında geçmişten günümüze doğru ölümsüz bir öngörüye de adaydır.

   

Gareis karakteri reel politiktir

“Hava karardığında yola koyulan belediye Başkanı (Gareis) düşünüyor” şimdi geri mi çekileyim! Görevi bırakayım mı? Hayır, koltuğuma iyice yapışacağım. Başkaları benden çok daha hata yaptı.”

Köylüler Kodamanlar ve Bombalar’da bütün kahramanlar bir büyük reel politik oyuncusudur. Her biri geldiği mesleki, politik duruş, sosyo kültür, sınıf ve iktidar bileşenin yılmaz prototipidir. Herkes sınıfını, erk meramını, birbirini ekarte etme ve uzlaşma aralığını sonuna kadar kullanmayı bilir. Ancak bir nevi her devrin devrilmezi olarak Gareis karakteri edebi okurla, politik okurun tanıdık sembolüdür. Fallada’nın belediye başkan yardımcısı Bay Gareis’in hile ve demagojiyle yürüttüğü mesleki ve politik bağları salt Bay Gareis’in değil, pek çok politik makam, kural ve kesimin toplum adına toplum aleyhine oluşturdukları sistemin de adıdır. Zira politika ve ekonomik dengenin birbirini silikleştirdiği günümüzde bile hakim güç olgusunun Bay Gareis’leri yaşatma, yaratmadaki desteği gözden kaçırılmayacak kadar ironiktir. Bugün dünyanın pek çok yerinde fikirsel dayanağı ve ideal düsturu fark etmeksizin sayısız kişi, örgüt, parti tıpkı Bay Gareis gibi koltuk ve hak arasındaki hattı ilkesizleştirerek kendi konumunu koruma ve genişletmeye devam ediyor. Bay Gareis salt bir kişi ve makam değil, aynı zamanda bir reel politiktir. Kitap boyunca Fallada’nın zekası her bir kahramanın yapıp etmesinde bizi şaşkına çevirirken her kahramanın olay dönüştürücülüğü edebi hayranlığa şayandır. Pek az roman 1920’lerin Almanyası’nı bu kadar çok kahraman ve politik handikapın birbirine karıştığı süs ve usulde yazılmıştır.

Bay Gareis’ler çok ve konuşmaya devam ediyorlar. Partileri, makamları ve ülkeleri fark etmeksizin.