Şam’dan başlayıp Atina-Moskova-Roma-Moskova-Atina-Kenya arasında geçen ve İmralı’da hazin biçimde biten dört aylık mücadele bir ibret tablosudur. Kürdistan halkının on yıllardır süren özgürlük mücadelesinin bir özeti gibidir. Komplo Sayın Öcalan şahsında Kürdistan halkının özgür iradesini hedef almıştı. Bu komploda yer alan devlet, kurum ve kişiler büyük ölçüde deşifre olmuştur. Komployu başarıya ulaştırmak için açık-gizli her türlü alçaklık, pazarlık ve oyun sahnelenmiştir.
Aslında, 1993’teki ilk ateşkes ilanı ve barışçı çözüm girişiminden sonra komplo başlatılmıştır denebilir. Bu tarihten sonra, Türkiye’de Demirel-Çiller-Güreş-Ağar çetesi yönetime el koymuştur. Cumhurbaşkanı Özal ve Öcalan ile görüşmelerden yana olan herkes tasfiye edilmiştir. 93 konsepti denen uğursuz planlarla, on binlerce insan katledilmiş, kaçırılıp kaybedilmiştir. Binlerce köy ve kasaba yakılıp yıkılmış, milyonlarca insan göçertilmiştir. Daha sonraki Erbakan hükümeti de, irtica bahane edilerek ama esas olarak bu nedenle tasfiye edilmiştir.
Aynı süreçte Öcalan’a yönelik sayısız suikast teşebbüsü yapıldığı biliniyor. Çiller’in büyük paralar vererek Şam’a gönderdiği tetikçi çeteleri de biliniyor. Bu çetelerin bozguna uğramasından sonra da, inkar-imha cephesi amaçlarından vazgeçmemiştir.
1 Eylül 1998’de ilan edilen ateşkesle yeni bir diyalog süreci gündeme gelmiştir. Bunu engellemek için de 9 Ekim uluslararası komplosu planlanmıştır.
Daha önce Öcalan’ı Yunanistan’a davet eden PASOK milletvekilleri yerin dibine saklanıp kaybolmuşlardır. Rusya’da, Duma neredeyse oybirliğiyle Öcalan’a siyasi statü verilmesini kararlaştırmıştı. Ama koskoca(!) Rusya devleti, ABD’nin kredi teklifiyle bu kararını çöpe atmıştır. Almanya, Öcalan’ı tutuklamaktan bile korkmuştur. Öcalan hakkında var olan tutuklama kararını acilen kaldırmıştır. Bu süreçte her türlü alçaklıklar, ahlaksız pazarlıklar, ihanetler görülmüştür. Sonuçta, hem ulusal, hem de uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir kirli işbirliğiyle Öcalan Türkiye’ye kaçırılmıştır. Kirli işbirliğinin amacı Öcalan’ı ortadan kaldırmak, Özgürlük Hareketini bölüp parçalamak ve Kürdistan halkının özgür iradesini zincire vurmaktır. Halkın kahramanca direnci komplocuları hüsrana uğratmış ve bu kirli oyunu bozmuştur. Öyle ki, komplocuların sözcüleri “Bu kadar büyük tepki beklemiyorduk” itirafında bulunmuşlardır.
Aradan geçen 15 yılda halk muazzam bir direniş göstermiştir. Öcalan’ın zindan hücrelerinde teslim alınamaması, tersine çok büyük bir yoğunlaşma ile stratejik önderliğini sürdürmesi sonucunda, yeni bir diyalog ve müzakere süreci gündeme gelmiştir. Kürdistan halkının özgürlüğünü temel alan bir süreç başlamıştır. Ama, komplonun bu aşamada da sürdürüldüğü görülüyor. Devlet içinden ya da uluslararası çevrelerden Kürdistan halkının özgür iradesine karşı saldırılar gündemdedir. Paris’te Sakine-Fidan-Leyla yoldaşların alçakça katledilmesi, Rojava devrimine karşı kirli bir ittifakın saldırıya geçmesi bunun göstergesidir.
AKP liderleri ve sözcüleri çözüm sürecini değil, komployu sürdürmek istiyorlar. Hala konuşmaları-yazıları halkın özgür iradesine karşı ahlaksız bir sindirme-pazarlık çabasıdır. “Onu verdik, bunu verdik, daha ne istiyorsunuz, susun ve halinize şükredin, daha çok şey de vereceğiz” yaklaşımı Kürdistan halkına ve tüm demokrasi güçlerine saygısızlıktır.
Gene bu dönemde, Rojava devrimine karşı kapsamlı bir saldırı yapılıyor. Nusaybin-Qamişlo arasına tarihin en utanç verici duvarı örülüyor. Mayın tarlalarının, dikenli tellerin, jandarma kurşunlarının bölemediği halkı o duvar mı bölecek? İnsansız hava araçları, mobil üsler- insansız karakollar mı halkı sindirecek?
KCK’nin son açıklamasında belirttiği üç temel talebi savunmayan Kürt-Kürdistanlı var mı? AKP ve devlet, tüm komplocular aklını başına toplamalı ve halkın bu temel istemlerini kabul etmelidir. Bunun yerine komployu yeni biçimlerde sürdürmeye kalkışırlarsa, bunun altında kalırlar ve halkın direnişiyle tasfiye olur giderler. Etraflarına bir baksınlar, on beş sene önce Türkiye’de ve dünyada kendileri gibi anlı-şanlı nice Kürt düşmanı lider vardı. Şimdi, yerlerinde yeller esiyor ve isimlerini hatırlayan bile kalmadı.
Komplo sürüyor
9 Ekim 1998 komplosunun üzerinden on beş sene geçti. On altıncı yıla girerken Kürdistan halkının ve tüm devrimcilerin tepkisi dinmek bilmiyor. Çünkü komplo hala ve alçakça sürüyor.