PKK Yürütme Komitesi, 9 Ekim komplosunu protesto eylemlerine daha güçlü katılmaya, 9 Ekim’den 15 Şubat’a kadar olan süreçte komployu protesto ve Öcalan’a özgürlük eylemlerini bir kampanya biçiminde çok daha güçlü ve bütünlüklü geliştirmeye çağırdı.
PKK Yürütme Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik gerçekleştirilen 9 Ekim Uluslararası Komplo’nun 20. yıl dönümü, güncel gelişmeler ve önümüzdeki sürecin mücadele seyri değerlendirildi. Komite’nin açıklaması şöyle:
Hiçbir ahlak ve hukuku tanımıyor
Komploya karşı varlık ve özgürlük mücadelesinin 21. yılına giriyoruz. Bilindiği gibi, 1 Eylül 1998’de ateşkes ilan ederek Kürt sorununun barışçıl ve demokratik siyasi temelde çözümü için çağrıda bulunan Önder Abdullah Öcalan’a karşı Kürdistan’da soykırım uygulayan küresel, bölgesel ve yerel gerici güçler, 9 Ekim 1998’den itibaren komplocu bir saldırı başlatmıştı. Küresel kapitalist modernite sisteminin öncülüğünü yapan Amerika, İngiltere ve İsrail devletleri tarafından planlanan ve koordine edilen bu faşist-soykırımcı saldırı, tüm gerici güçler seferber edilerek ve hiçbir ahlaki ve hukuki kurala bağlı kalınmayarak tam 20 yıldır vahşice uygulanmaya çalışıldı. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan 20 yıldır rehine tutulduğu İmralı işkence ve tecrit sistemi içerisinde tarihin en ağır baskı ve tehdidine maruz bırakıldı.
20 yıldır sonuç vermedi
Aslında 20 yıl boyunca İmralı işkencehanesinde Önder Abdullah Öcalan şahsında tecrit edilip baskı altına alınan Kürt halkı, kadınları ve gençleriydi; Ortadoğu halkları ve tüm özgür insanlıktı. Kapitalist modernite sistemi, bölgenin faşist-soykırımcı güçleri ve işbirlikçi ihanet, bu biçimde Önder Abdullah Öcalan şahsında tüm bu güçlerden intikam almak istedi. Fakat Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünden ve Kürt halkının özgür varlığından korkan tüm bu güçlerin vahşi çaba ve saldırıları 20 yıldır sonuç vermedi. Kendi varlığını ve özgürlüğünü bölge halklarının kurtuluşu, insanlığın özgürlüğe ve demokrasiye kavuşması, kadınların ve tüm ezilenlerin özgürlüğü ile birleştirmeyi başaran Kürdistan halkı, tüm bu güçlerle birlikte 20 yıldır geliştirdiği destansı mücadeleyle uluslararası komployu parçalamayı ve özgürlük umudunu daha güçlü yeşertmeyi başardı.
Türk devleti sürdürmeye çalışıyor
Sömürgeci-soykırımcı TC devleti ve onun faşist AKP-MHP hükümeti, bugün son bir çırpınışla ve en vahşi katliam uygulamalarıyla uluslararası komployu sürdürmeye çalışmaktadır. İmralı rehine sistemini Önder Abdullah Öcalan üzerinden ağır bir işkenceye dönüştürerek, söz konusu ağırlaştırılmış tecridi halkımıza karşı tırmandırılan faşist saldırılar biçiminde sürdürme çabasındadır. Kürdistan halkının, Önder Apo ve PKK öncülüğünde geliştirdiği özgürlük mücadelesiyle elde ettiği tüm kazanımları birer birer tasfiye etmek istemektedir. Söz konusu faşist-soykırımcı saldırıları tırmandırarak Bakurê Kurdistan, Kuzey-Doğu Suriye devrimlerini ve Başûrê Kurdistan halkımızın kazanımlarını yok etme amacına vardırmaktadır. Cizre ve Sur başta olmak üzere Bakurê Kurdistan’daki katliam uygulamaları, Efrîn’in işgali ve demografyayı değiştirme çabaları, Minbic’tan Derik’e Rojava’ya yönelik tehditleri bilinmektedir. Yine Şengal’de Zeki Şengalî’nin alçakça yöntemlerle katledilmesi, saldırının boyutlarını gözler önüne sermektedir. Bu saldırılar, Hitler ve Mussolini faşizmini geride bırakmakta, İttihat ve Terakki soykırımcılığının güncellenmesi olmaktadır.
Gerilla özgürlüğünü dayatıyor
Bugün uluslararası komplocu güçlerin de yardım ve desteğiyle AKP-MHP faşizminin tekniğe dayalı olarak gerilla güçlerimize yönelik saldırı yapmadığı gün hemen hemen yoktur. Ancak Kürdistan Özgürlük Gerillasının kahramanlık çizgisindeki direnişi, tüm bu saldırıları boşa çıkartmakta ve Önder Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü dayatmaktadır. İmralı’da ve tüm Kürdistan’daki baskı ve katliamların intikamını almaktadır. Bedeli ne olursa olsun ‘Özgür Önderlik, Özgür Ülke, Özgür Halk ve Özgür Yaşam’dan asla vazgeçilmeyeceğinin açık kanıtı olmaktadır. AKP-MHP faşizmini çılgına döndüren ve 20. yıl dönümünde komploya verilen açık cevap olan Batman intikam eylemi, sömürgeci-soykırımcı TC faşizminin tekniğe dayalı saldırılarının sonuç almaktan ne kadar uzak olduğunu, tersine özgürlük mücadelemizin ise zafer kazanma imkanının ne kadar somut ve yakın olduğunu bir kez daha tüm açıklığıyla ortaya koymuştur. Bu temelde ve Batman eylemi şahsında faşist-soykırımcı gericilikten hesap soran kahraman gerilla direnişini kutluyor ve selamlıyor, her zaman başarılı olacaklarına dair inancımızı ifade ediyoruz.
Öcalan’ın yol göstericiliği süreklidir
Hiç kuşkusuz 20 yıldır Önder Abdullah Öcalan’ın İmralı zindanında büyük bir kararlılık ve inatla geliştirdiği direniş, tarihin tanık olduğu en onurlu ve anlamlı bir direniştir. Bu gerçek, hiçbir biçimde yadsınamaz bir hakîkattır. Bu direniş Kürt halkının ve bölge halklarının önünü aydınlatan bir direniştir. Bu direniş, başta kadınlar olmak üzere tüm ezilenlere kurtuluş yolunu gösteren bir direniştir. Bu direniş tüm insanlığa yol gösteren bir direniştir. Dolayısıyla tarihi İmralı direnişinin teorik ve pratik aydınlatıcılığı ve yol göstericiliği sürekli olacaktır.
Demokratik modernitenin gücü
Uluslararası komplonun 21. yılına girerken Önder Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır baskı ve tecrit özünde Kürdistan, Ortadoğu ve dünya halklarına, tüm emekçilere, kadın ve gençlere yönelik bir baskı ve saldırı anlamına gelmektedir. Çünkü Önder Apo, başta Türk sömürgeciliği olmak üzere kapitalist modernitenin geliştirdiği tüm saldırılara karşı yeni bir özgür yaşam alternatifini ortaya koymuş ve geliştirmiştir. Kadın özgürlüğüne, demokratik ulusun inşasına ve ekolojik topluma dayanan çözüm gerçeği, her geçen gün Kürdistan, Türkiye ve bölge halkları ve tüm insanlık tarafından daha fazla anlaşılmakta ve pratikleştirilmektedir. Eğer İmralı işkence ve tecrit rejimi karşısında kapitalist modernite güçleri sessiz-sağır rolünü oynuyorsa, CPT ve AİHM gibi kurumlar kendi kuruluş gerekçe ve kanunlarını bile ayaklar altına alıp çiğniyorsa, işte bunun temelinde Önder Abdullah Öcalan’ın kapitalist modernite karşısında geliştirdiği demokratik modernite kuramı ve pratiği yatmaktadır. Bugün demokratik modernite kuramı tüm ezilenlerin kurtuluş yolunu aydınlatmakta, büyük bir umut ve cesaretle ezilenleri kurtuluş mücadelesine sevk etmektedir. Özgür gelecek, demokratik modernite kuramı temelinde mücadele edenlerin olacaktır.
Halkın öfkesinden kurtulamayacaklar
Nasıl ki tarihin tüm dönemlerinde zulmedenler, kan dökenler kendi döktükleri kanda boğulmaktan kurtulamamışlarsa, Önder Apo şahsında Kürdistan halkına yönelik en ağır zulmü ve soykırımı gerçekleştirmeye çalışan Erdoğan-Bahçeli faşist-soykırımcı diktatörlüğü de döktüğü kanda boğulmaktan hiçbir zaman kurtulamayacaktır. Halkımızın tarihi hesap sorma kararlılığından ve büyük öfkesinden kurtulamayacaktır. Kürdistan Özgürlük Gerillasının ve halkının geliştirdiği kahramanca direniş daha şimdiden AKP-MHP faşist-sömürgeci diktatörlüğünü derin bir kriz ve çöküş içine sokmuştur. Bu temelde faşist AKP-MHP sömürgeciliğinin sonunun çok yakın olduğu açıktır. Bu da Özgürlük Hareketimizin ve halkımızın zafere ve özgürlüğe her zamankinden yakın olduğu anlamına gelmektedir. AKP-MHP faşizminin medya üzerinden geliştirdiği yoğun psikolojik savaş yöntemlerinin de bu gerçekliği gizlemesi mümkün değildir. İmralı’da direnen Önderlik, direnen halk ve savaşan gerilla, insanlığın büyüyen özgürlük umududur. Uluslararası komploya karşı 21. yıl mücadelesi bu gerçekliği çok daha yakıcı hale getirecektir.
9 Ekim’den 15 Şubat’a kadar
İşte bu temelde, uluslararası komplonun 21. yılına Hareket ve halk olarak Apocu çizgide derinleşme, örgütleşme ve savaşma kararlılığımızı daha da geliştirerek giriyoruz. Böyle bir duruş ve mücadele ile uluslararası komployu yenilgiye uğratacağımıza kesinlikle inanıyoruz. Bu temelde bir kez daha komplocu güçleri lanetliyor, kahraman şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, başta kadınlar ve gençler olmak üzere tüm halkımızı ve dostlarımızı 9 Ekim komplosunu protesto eylemlerine daha güçlü katılmaya, 9 Ekim’den 15 Şubat’a kadar olan süreçte komployu protesto ve Önder Apo’ya özgürlük eylemlerini bir kampanya biçiminde çok daha güçlü ve bütünlüklü geliştirmeye, 21. yıl mücadelesini komployu yenilgiye uğratma temelinde yükseltmeye çağırıyoruz!
ANF/BEHDİNAN
Çok boyutlu mücadeleye
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, komplocuların yenilgiye uğratılacağını belirterek, tecride ve tecridi destekleyenlere karşı çok boyutlu mücadele çağrısında bulundu.
KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışına yol açan 9 Ekim 1998 komplosunun 20. yıl dönümü dolayısıyla yazılı bir açıklama yaptı. Açıklama şöyle:
Dünyada örneği yok
Önder Apo 20 yıldır bir adada tek kişilik cezaevinde ve hücrede tutulmaktadır. Dünyada hiçbir siyasi tutsağa yaşatılmamış olan ağır bir tecrit uygulanmaktadır. Avukatlarıyla 2011’den bu yana görüştürülmemektedir. 5 Nisan 2015’ten bu yana sadece bir defa kardeşiyle görüştürülmüştür. Yakın zamanda disiplin cezası aldığı gerekçesiyle 6 ay hiçbir görüşme yaptırılmayacağı ilan edilmiştir. Böylece İmralı’da ağır baskı düzeni kurduklarını itiraf etmiş olmaktadırlar. 20 yıldır uygulanan bu ağır tecrit ve baskı düzeni esas olarak Kürt halkına uygulanan baskı ve zulüm düzenidir. Kürt halkına yönelik soykırım politikası Önder Apo üzerinde ağır baskı ve tecrit biçiminde yürütülmektedir.
Direniş amaçlarını engelledi
Önder Apo’ya yönelik bu kadar baskının nedeni komploya rağmen Kürt halkının özgürlük mücadelesinin durdurulamamasıdır. Önder Apo’nun ideolojik, siyasi çizgisi ve duruşu Kürt halkının mücadelesini kesintisiz sürdürmesini ve gelişmesini sağlamaktadır. Komploya karşı başladığı günden bu yana büyük bir mücadele verilmektedir. Halkımızın Önderliğe sahiplenişi ve ‘Güneşi Karartamazsınız’ direniş kampanyası daha baştan komplonun boşa çıkarılacağı iradesinin ortaya konulmasıydı. Uluslararası komplo öngördüğü hiçbir amaca ulaşmadıysa bunu sağlatan komploya karşı gösterilen bu direniştir. Önder Apo da Özgürlük Hareketimiz de bu direniş ruhuyla 20 yıldır komployu boşa çıkarma mücadelesi yürütmüş, komplonun amaçladıklarının tersi gelişmeler sağlamıştır.
Tüm insanlığın önderi
Bugün Önder Apo sadece Kürt halkının değil Ortadoğu halklarının ve tüm insanlığın özgürlük ve demokrasi Önderi haline gelmiştir. İktidarcı ve devletçi sisteme karşı demokratik konfederalizme dayalı sosyalizmle halkların iktidarcı devletçi sisteme ve onun son temsilcisi kapitalizme karşı yeni bir mücadele dönemi başlatmıştır. Milliyetçilik ve mezhepçilik kıskacındaki Ortadoğu halklarına demokratik ulus çizgisiyle özgür ve demokratik yaşam yolunu göstermiştir. Demokratik ulus anlayışıyla Ortadoğu halkları yeni bir çağa giriş yapmış bulunmaktadır.
Büyük gelişmeler dönemi
Kürt Özgürlük Hareketi de Önder Apo çizgisinde tüm halkların özgür ve demokratik yaşam umudu haline gelmiştir. Önder Apo çizgisi ve PKK öncülüğünde gelişen Özgürlük Hareketimiz daha büyük gelişmeler yaratacak bir döneme girmiştir. AKP-MHP faşizmi şahsında Ortadoğu gerici güçleri demokrasi ve özgürlük güçlerine can havliyle saldırsa da bu saldırı halkaların özgürlük ve demokrasi iradesi tarafından püskürtülerek Ortadoğu’da demokratikleşme ve özgür yaşamın kapısı sonuna kadar açılacaktır.
Bağ kopmadı, irade kırılmadı
Komplodan bu yana geçen 20 yıl içinde Kürt halkının özgürlük ve demokrasi bilinci daha da gelişmiştir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi daha fazla toplumsallaşmıştır. Kürt halkının Önder Apo ve PKK ile bağı koparılamadığı gibi özgürlük iradesi kırılamamıştır. Kürt halkının özgürlük bilinci, iradesi ve örgütlülüğü geliştikçe soykırımcı sömürgecilik saldırılarını daha fazla artırmıştır. Türk devletinin günümüzde saldırılarını artırmasının nedeni 1998’de olduğu gibi siyasi, ekonomik, toplumsal, askeri ve kültürel olarak çökme noktasına gelmesidir. 1990’lı yıllarda tüm askeri gücünü kullanarak sonuç alamamış ve çökme noktasına nasıl gelmişse, bugün de aynı duruma düşmüş bulunmaktadır.
Komployu boşa çıkaracak güç
AKP-MHP iktidarı 1998 yılında olduğu gibi dış güçlere dayanarak, onlardan siyasi, askeri ve ekonomik destek alarak bu durumdan çıkmak istemektedir. AİHM’in İmralı’daki ağır tecrit, baskı ve işkenceyi görmezlikten gelmesi, Almanya’nın faşist iktidara destek vermesi, ABD’nin İdlip’te bu iktidara destek vererek siyasi olarak ayakta tutmaya çalışması 1998’deki gibi Türk devletini kurtarma çabaları olmaktadır. Ancak özgürlük mücadelemizin gücü ve tecrübesi, halkımızın bilinci ve özgürlük iradesi bu yeni komplo saldırılarını boşa çıkaracak güce sahiptir.
Yeni komploya karşı da mücadele
Önder Apo üzerinde uygulanan ağır tecrit, halkımız, halklarımız ve tüm demokrasi güçleri üzerinde uygulanan yoğun baskı ve Özgürlük Hareketimize yönelik saldırılar yeni bir komplo biçiminde yürütülmektedir. Bu durum karşısında halkımız ve tüm demokrasi güçleri 9 Ekim’de başlatılan komploya karşı nasıl bir devrimci demokratik direniş göstererek büyük bir mücadele içine girmişse bugün de geliştirilmek istenen yeni komploya karşı mücadele içine girmelidir. Önder Apo üzerinde ağır tecrit uygulayan ve bu tecridi destekleyenlere karşı çok boyutlu bir mücadele geliştirerek komplocuları yenilgiye uğratmalıdır.
AKP-MHP faşizmi yenilecek
Bu temelde gençleri, kadınları ve tüm Kürt halkını Önder Apo’nun duruşu etrafında kenetlenerek mücadeleyi yükseltmeye, bu temelde Kürt halkının ve Önder Apo’nun özgürlüğünü sağlamaya çağırıyoruz. Türkiye halkları ve demokrasi güçlerini de Önder Apo üzerindeki ağır tecride ve Kürt halkı üzerindeki ağır baskıya karşı çıkmanın Türkiye’nin demokratikleşmesi olduğu bilinciyle Kürt halkıyla birlikte AKP-MHP faşizmine karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz.
Halkımızın ve demokrasi güçlerinin direnişiyle AKP-MHP faşizmi ve tüm komplocular yenilgiye uğratılacak, Önder Apo’nun özgürlüğüyle birlikte Türkiye demokratikleşecek, Kürdistan özgürleşecektir.
ANF/BEHDİNAN