Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük geliştirilen devletler arası komplo 17. Yılına girdi. Öcalan’ın şahsında tasfiye edilmek istenen Kürt hareketi bugün Ortadoğu'nun en dinamik hareketi, Öcalan da Ortadoğu barışının baş aktörü haline geldi. 16 yıl önceki komplodan çözüm sürecine gelindi.
Komplodan çözüm sürecine ibrenin ters çevrilmesi kolay olmadı. İbrenin nasıl böyle tersine çevrildiğini görmek için de doğru yerde durup bakmak gerekir. Bunun için denklemi doğru kurmak gerekir. Denklem doğru kurulursa vardığımız sonucun neliğini daha iyi görmüş oluruz.
Hatırlayalım, Öcalan 9 Ekim'de Suriye’den çıktıktan sonra dünyanın tüm devletleri kapılarını sonuna kadar kapatmışlardı. Koca devletlerin bir halkın önderine verecekleri bir yerleri yoktu. Çünkü neredeyse herkes bu komploya bir şekilde arka çıkıyordu. Kapılarını açanlarda bu tehdit ediliyor ve açılan kapılar bir bir kapanıyordu. Sonuçta Öcalan 15 Şubat’ta Nairobi’de, sözde dünyanın süper güçlerince derdest edilip Türk devletine teslim edilince, birçok kesim uzun soluklu PKK mücadelesinin sona erdiğini çoktan ilan ediyordu.
Öcalan İmralı’ya alınıp dünyayla bağlantısı kesilmişti. Sonraki süreçlerde komplonun ikinci ayağı devreye konulmuştu. PKK içten tasfiye edilmeye çalışılmıştı. Tarihin tasfiyecilere gösterdiği yol buydu. Çünkü tüm Kürt hareketlerinin önce başı koparılmış sonrasın da ise gövde de parçalanarak tasfiye edilmişti. PKK’ye uygulanmak istenen de aynı şeydi.
Bu tasfiye girişimleri sonucunda Öcalan’ın halkına ve hareketine ulaşması engellenmişti. Hareketin içinde yaratılan tasfiyeci grubun eliyle binlerce kadrosu da sonu belirsiz bir geleceğe savrulmuştu. Yani senaryo bir yere kadar işledi.
Ancak komplonun ilk gününden başlayarak Kürtler büyük serhildan geliştirdi. Onlarca Kürt genci bedenini ateşe vermek suretiyle komploya karşı durdu. Hareket içinde de ana gövde sağlam durdu. Öcalan İmralı’ya alınmış olsa da mücadelesine devam etti. Dolayısıyla Kürtlerin komployla yaşadığı şok bir süre sonra yerini aklı selime bıraktı. Sonraki aşamalar artık komplonun çözümlenmesi ve buna karşı doğru yöntemlerle etkili mücadelenin geliştirmesi üzerine oturtuldu.
Çözüm süreci
16 yıl önce yapılmak istenen ile bugün ortaya çıkan tabloyu karşılaştırdığımızda komplonun nasıl boşa çıkarıldığını daha net görebiliriz.
1- Komplo Öcalan ve PKK şahsında bir halkın özgürlük umutlarını yok etmeyi hedeflemişti. Ancak bugün gelinen noktada Öcalan-PKK ve Türk devleti arasında Kürt sorununun çözümü görüşmeleri yaşanıyor.
2- Küresel güçler Ortadoğu müdahelesi ve yeniden dizaynı için Öcalan’ı engel görüyorlardı. Ancak bugün PKK ve Öcalan Ortadoğu’da askeri, siyasi ve ideolojik olarak en dinamik ve belirleyici aktör.
3- Kimi Kürt güçleri de bir şekilde Öcalan ve PKK’den kurtulmak için zımni de olsa bu komploya sessiz kalarak destek verdiler. Amaç PKK’siz bir ortamda Kürt halkını istedikleri gibi tahakkümlerine almaktı. Ancak PKK bugün Kürtler arasında en büyük kabul gören, Kürdistan’ın dört parçasında en etkili savunma gücü haline geldi.
4- Öcalan ve PKK’yle kadın özgürlük mücadelesi tasfiye edilmek istendi. Ancak bugün Kürt kadını hem ulusal hem de uluslararası alanda öncülük yapan konumda. Kürt kadını askeri, siyasi ve kültürel düzeyde geliştirdiği özgürlük çizgisi ve mücadelesiyle sadece kadını değil, erkeği de özgürlüğe kaldıran bir pozisyonda.
5- 16 yıl önce tasfiye edilmek istenen bir halk ve önderliği bugün Rojava’da sistem kurmuş, Ortadoğu kaosunda çıkışın öcülüğünü ele almıştır.
Bu maddeleri daha da çoğaltabiliriz. Ancak Kürtler açısından özcesi, devletler arası komplo hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonuçsuz bırakılmıştır, boşa çıkarılmıştır. Kürtler bitirilmek istenilen yerden bugün tüm ezilen Ortadoğu ve dünya halklarının özgürlük ışığı haline gelmiştir.