Barcelona'da kadın lehine birçok çalışmaya imza atan Gatamaula Kadın Örgütü, ismini bu tanımdan almış. Bununla ataerkil dili eleştirip yeniden ifadelendirmek istemiş. Otonom ve feminist bir örgütlenme olan bu kolektif, Barcelona'daki feminist platformlarda yer alıyor, ulusal çapta kadın ekipleriyle ortaklaşa mücadele ediyor. 

Nerea Eizagirre, Maria Rodó ve Marta Jorba ise bu kolektifin birer üyesi. Aynı zamanda Katalonya Sol Bağımsızlıkçı Hareket (Esquerra Independentista) içinde aktif olarak mücadele ediyorlar. Onları, yüksek ilgi ve heyecanla katıldıkları Jineoloji Konferansı'nda tanıdık. Kendileriyle inşa etmek istedikleri toplumda komünal ekonominin önemini ve bu konuda yaşadıkları deneyimleri konuştuk. 


Özgür yaşamın inşasında komünal ekonominin yeri nerede duruyor? Komünal ekonomi ne için gerekli? 

Maria: Bir feminist kolektif olarak, feminizmin ekonomi eleştirisi üzerine çok çalıştık. Kapitalizm çıkarı merkezine alan bir sistemdir. Ama biz istiyoruz ki yaşam ekonominin merkezinde olsun. Yaşamı mümkün kılan ve geliştiren bütün faaliyetlerin hepsi bizim yaşamımızın bir parçasıdır. 

Nerea: Kapitalist ekonomi çok insandışı bir sistem. Biz kendi ülkemizde şu çelişkiyi görebiliyoruz: Mesela birçok ev boş bırakılıyor ama sokaklarda evsiz olan insan sayısı gittikçe çoğalıyor. Bir zihniyet değişimine ihtiyaç var. 

Özellikle şu konuyu da gündemleştirmek istiyoruz. Barcelona'da bazı burjuva kadınlar kendi ev işlerinde birçok göçmen kadınları çalıştırıyor. Buna karşılık onlara çok düşük ücretler ödeniyor. Bu biçimde kadınlar da kadınların emeğini sömürüyor. Bu şekilde emperyalizmin kadın üzerindeki etkilerini de gündeme getirmek istiyoruz. 

Marta: Feminist ekonomi konusunda bir günlük bir kadın grevi planlıyoruz. Çünkü biz kadının günlük olarak verdiği ve görünmeyen emeğini bu vesileyle görünür kılmak istiyoruz. 


Komün zihniyeti ve örgütlenmeniz nasıldır? 

Nerea: Siyasetin yerelleşmesi çok önemli. Kürt Özgürlük Hareketi'ne benzer olarak yereldeki örgütlemesi, öz yönetimin örgütlenmesi çok önemlidir. İnsanlar yerinde katılabilirler. Bu biçimde direkt demokrasi oluşturuluyor. Karar alma gücünün direkt insanların yaşadığı yerlerde olması gerekiyor. 

Komünal ekonomi deneyimlerinizi anlatır mısınız? Komünal ekonomiyi kurmak için ne tür birimler inşa etmek gerekir? 

Marta: Henüz bir bütün olarak yereldeki bütün yapılanmaları karşılayan bir modelimiz yok. Fakat tek tek örnekler var. İkinci Cumhuriyet Döneminde, yani Franko diktatörlüğünden önceki dönemlerde kooperatifleşme üzerine birçok deneyim yaşandı. Yaşamın birçok alanında kooperatifler vardı. Hem iş  hem de tüketici kooperatifleri vardı. Uzun bir geleneği olmasına rağmen koşullar da değişti. O zamanki kooperatiflerle bugünkiler arasında farklar oluştu. 

Nerea: Örneğin ben beslenme üzerine geliştirilen bir tüketici kooperatifinin üyesiyim. Direkt üretimde bulunan çiftçilerden satın alıyoruz. Kendi ihtiyaçlarımızı belirliyoruz, direkt o çiftçilerle diyaloga geçip fiyatları belirliyoruz. 

Maria: Sadece satın alan için adalet düşünmüyoruz, aynı zamanda üreten için de adaletli bir fiyat belirlemek esastır. Bu konuda da insanların çalışma koşullarını dikkate almak lazım. Üreten açısından nakliyatı dikkate almak lazım. Ürünün ekolojik bir şekilde üretilmesi için gerekli yatırımları göz önünde bulundurmak lazım. Bu açıdan tüketici kooperatiflerinin üretici kooperatiflere karşı sorumluluğu var. 


Kadın kooperatifleşmeniz var mı? Kooperatiflerde yer alan kadınlar karara ve sorumluluğa dahil ediliyor mu? 

Maria: Hareket olarak bunun üzerine yeni bir proje başlattık. Gelecek ay faaliyete geçecek. Kadın kooperatifleşmesi nasıl bir komünal üretimi esas alabilir? Öz yeterliliğe nasıl ulaştırabiliriz? Öz yönetim anlayışını nasıl oturtabiliriz? Kadın kooperatifleşmesini özgüce nasıl dayandırabiliriz?  Oluşturacağımız kooperatifi kadın birliğini güçlendirmeye hizmet eder hale nasıl getirebiliriz? Kadın bizzat karar alıp, işin sorumluluğunu yürütmeli. Tüm bu sorular üzerine tartışmalar yürüttük. Buna cevap vermeye çalışacağız. Ama bizim dışımızda bazı bölgelerde kadın kooperatifleri mevcut. 


Yeni kooperatifler kurmaya doğru giderken, eski tecrübelerden olumlu ya da olumsuz ne tür sonuçlar çıkardınız? 

Nerea: Kadın kooperatifleşmesine dair ilk deneyimler özellikle II. Cumhuriyet Tarihi'yle birlikte yaşandı. Katalan bölgesi de sanayileşmiş bir bölgedir. Kadınlar özellikle kılık kıyafet endüstrisinde çalışıyorlardı. İlk kooperatifleşmeyi de kadınlar o alanda yaratmıştır. 

Latin Amerika ülkelerinden gelen birçok göçmen kadın farklı evlerde ucuz işgücü olarak çalıştırılıyor. Çocuk bakımı, ev temizliği gibi işlerde çalışan kadınların öz örgütlülüğünü geliştirmişler. Bu çok önemli bir noktadır. Çünkü herkes bir başınaydı ve her biri bir patronun insafına kalmıştı. Fakat kadının örgütlü bir güç olması dengeyi bozabiliyor. O açıdan kadın örgütlemesiyle var olan güç ilişkilerini tersine çevirmeyi amaçlıyoruz. 


Denetiminizde olan şehirler var mı? Buralarda komünal ekonomi nasıl uygulanıyor? 

Nerea: Şehirlerin meclislerinde temsiliyetlerimiz var, fakat tamamen denetimimizde olan şehir yok. Temsilcilerimiz muhalefet olarak etkili bir siyaset yürütmeye çalışıyorlar. Yönetimde olmasak bile bir ekonomik yaklaşımımız ve siyasetimiz var. Buna paralel gerçekleştirdiğimiz çalışmalar var. Örneğin son süreçte Katalonya'da birçok insan evlerini kaybetti. Ekonomik bunalım sonucunda ipoteklerini ödeyemedikleri gerekçesiyle evlerinden çıkartılmışlar. Sokakta kalan ailelerle birlikte boş evleri işgal ettik. Bu aileler öncesinden hiçbir siyasi oluşumun bir parçası olmayan ailelerdi. Yoksulluğa çözüm üretmek amacıyla bu ekonomik projeleri geliştirdik. Çünkü herkes bir evde oturma hakkına sahiptir ve aynı zamanda bu evler içinde de komün kurmaya başladık. Mağdur insanlara ortak yaşam alanları açıldı. 


Kapitalist modernite düzeninde komünal ekonomiyi yaşamsallaştırmanın imkanı var mı? Nihayetinde böyle bir düzen içinde yaşıyorsunuz. Nasıl mücadele veriyorsunuz? Bu konuda yaşadığınız sıkıntılardan söz edebilir misiniz? 

Marta: Mevcut kapitalist sistem koşullarında ancak alternatifler örgütlemeye başlayabiliriz. Ancak amaç, kapitalizmin yıkılmasına dönük olmalı. Şu anda Katalonya'daki durum Almanya'daki duruma benzemiyor. Kapitalist sistemin orada yarattığı krizi herkes kendi yaşamında hissediyor. Zengin ve yoksullar arasındaki mesafe çok açılmış. Yoksulluk fazlalaşmış. O açıdan insanlar bu sistemin gerçek yüzüyle karşı karşıya kalıyorlar. Bu da bu sistemin yıkılması veya aşılması için daha somut bir durum ortaya koyuyor. Bu durum hem Katalonya için geçerli, aynı zamanda Güney Avrupa ülkelerinde böyle durum ile karşı karşıyayız. 


Demokratik sosyalizmin temel örgütlenme esprisi 'komünsüz hiçbir bireyin kalmaması' yönünde. Siz tüm üyelerinizi komünlerde örgütleyip görevlendirebiliyor musunuz? 

Maria: Biz de Kürt Hareketi'nde olduğu gibi var olan sisteme karşın kendi sistemimizi inşa etmeye çalışıyoruz. Aynı zamanda içimizde yaşanan yabancılaşmayı da aşmaya çalışıyoruz. 

İhtiyaçlar doğrultusunda daha fazla ortak yapılanmalar, komünler altında oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü içinde bulunduğumuz durum aynı zamanda insanlar arasındaki dayanışmayı da güçlendirdi. Bizim toplumumuz Kürt toplumundan o açıdan da çok farklı. Aşırı bireycileştirilmiş, tekleştirilmiş bir toplumdur. Atom gibi parçalanmış, bölüşülmüş bir toplumda yaşıyoruz. Fakat hareketimizin çalışması sonucunda giderek aşılmaya başlıyor. Bir güçlenmeyi de görüyoruz. 

Ekonomide değişim yaratmak için aynı zamanda zihniyet değişimi de gereklidir. Zihniyet ve maddiyattaki değişimin içiçe yaşanması gerekiyor. İnsanlar maddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı süreçte, zihniyette de yeni sorularla bir yenilenme yaşayabileceklerinin zemini de var, fakat maddiyat başlı başına yeterli değil. Örneğin bir bisikletin varsa bu bisikleti sürmeyi de bilmelisin. Bu açıdan hem maddi  hem de zihinsel boyutunun birlikte işlenmesi gerekiyor. 


ANN-KRISTIN KOWARSCH/SOZDAR DÊRSIM/KÖLN