Komünal ekonominin unsurlarını tartışmaya devam etmek istiyorum. Özellikle Venezüela, 'ikili' durumun yani kapitalizmin karnında başka bir ekonomi yaratmanın önemli deneyimlerimi içinde taşıdığından, aktarmanın önemli olduğunu düşünüyorum ve baştan söylemeliyim ki deneyimlerin iyisi ve kötüsü olmaz. En kötü sonuçlanan deneyim ya da baştan aşağı yanlış uygulanmış bir deneyim de özellikle bizim için çok yararlıdır.

Üretimi örgütlemek, özellikle tarımsal üretimin başlangıcını için, tohumun, araçların sağlanması, sulamanın düzenlenmesi için finansın nereden sağlanacağı, en önemli sorundur. Bu ürünlerin işlenmesi için fabrika ve atölyelerin kurulması da yine 'finans' ihtiyacını doğurur. Kapitalist ekonomide 'kamu' ya da özel bankaların büyük bir istekle sağladığı ve sonuç olarak herkesin bankalara ve faizlerine çalıştığı, üretiminin önemli kısmını onlara vermek zorunda kaldığı, hatta topraklarını bankalara terk etmek durumunda kaldıkları sisteme alternatif olarak ve daha da önemlisi onun yanı başında ne yapılmalıdır?

Bolivarcı Devrim'in buna ilişkin ilk aldığı karar, bütün kamu ve özel bankaların, buna yabancı bankalar da dahil olmak üzere kullandırdığı kredinin en az yüzde 20'lik kısmını 'tarımsal üretim' için 6 ay ya da 1 yıl kadar geri ödemesiz ve düşük faizle verme zorunluluğu olmasıdır. Yani mesela Amerikan bankası City Bank Venezüela'da buna uymak zorundadır, yoksa lisansı iptal olur. Ancak finansın örgütlenmesinde Bolivarcı Devrim bununla da yetinmedi. 'Banco Cominal-Komün Bankası' ve 'Banco de la Mujer-Kadın Bankası' ile karşı bir sistem örgütlemeye çalıştı.

Banco Cominal-Komün Bankası, bütün sermayesi, doğrudan tarımsal üretimin 'finans' ihtiyacını karşılamak için 'örgütlenmiş' bir bankadır. Tarımsal komünlerin, kooperatiflerin ve küçük çiftçilerin projelerini gerçekleştirmekle yükümlüdür. Kendisine yerel hükümetin sağladığı finansı bu projelerde doğrudan ve dolaylı olarak kullandırır ve denetler. Türkiye tarihini bilen bazı arkadaşların bunu Ziraat Bankası'nın eski durumuna ve işlevine benzeteceklerini düşünerek, hemen belirtmeliyim ki Komün Bankası'nın en önemli farkı finansın devlet tarafından sağlanması olmasına rağmen, bir devlet bankası olmamasıdır. Bankanın bütün yönetimi ve denetimi, komünler, kooperatifler ve küçük çiftçi delegelerindedir. Her şeye seçimle gelmiş bu delegeler karar verir ve yürütür. Bu bir 'Finans'ın da demokratize edilmesi çabasıdır.

'Banco de la Mujer-Kadın Bankası da özellikle kentin yoksul mahallerinde sadece kadınların ihtiyaçlarını ve projelerini finanse etmek için 'örgütlenen' (iki banka içinde özellikle 'kurulan' değil 'örgütlenen' kavramını kullanıyorum) bir bankadır. 'Kadın Bankası'nın bütün yönetimi ve yürütmesi de bu mahallelerden, komün ve kooperatiflerden seçilmiş tabi ki kadın delegelerindir.

Bu sistemin pratiğini ve sonuçlarını tartışmayı başka bir yazıya bırakarak, şimdiden ama 'kötü tarafları var' diyenlere, "kapitalist ekonominin her şeyi kötü" diyerek bitiriyorum ve ısrarla komünal ekonomi!