
Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen 8. Uluslararası Kürt Konferansı önceki akşam saatlerinde açıklanan sonuç bildirgesiyle sona erdi.
Konferansta 2 gün boyunca yürütülen tartışmalar bildirgede ifadesini buldu.
Giriş bölümünde ilk olarak Türkiye’de Kürt sorununa yaklaşımda şiddetin arttığına dikkat çekildi. Siyasi soykırım operasyonlarının da kınandığı bildirgede, operasyonlara dayanak oluşturan başta TMK olmak üzere anti terör yasalarının kaldırılması istendi. Yeni anayasa çalışmaları sürerken, bu çalışmalar ekseninde yürütülen tartışmaların bile terör suçu sayılarak tutuklama gerekçesi yapılması temel çelişkilerden biri olarak görüldü. Alınan kararlar şöyle:
- Öcalan’ın rolünü oynaması için imkan sağlanmalıdır
Öcalan’ın avukatlarının tutuklanmasını kınayan Konferans bileşimi, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın çözümde oynayacağı role dikkat çekti. PKK ve devlet arasındaki müzakerelerin yeniden başlatılmasını, Öcalan’ın rolünü oynaması için imkanların bir an önce sağlanmasını istedi. Bu süreçle bağlantılı bir genel affın ilan edilmesi çağrısında bulundu.
- PKK ‘terör örgütleri listesinden’ çıkarılmalıdır
Konferans bileşimi, Avrupa Birliği ülkelerine de mesajlar verdi. Bildirgede „AB ülkeleri Kürt sorununa Türk devletinin penceresinden bakan, antidemokratik uygulamalara sessiz ve tavırsız kalan ikiyüzlü tutumu terketmeli“ denildi.
AB ve ABD’nin PKK’yi ‘terör örgütleri listesi’nden çıkarmasını da isteyen Konferans katılımcıları, bunun demokratik çözüm ve müzakereler önünde temel engellerden birisi olduğuna dikkat çekti.
Bildirgede, Türk devleti ve PKK arasındaki savaşın da uluslararası savaş hukuku çerçevesinde ele alınması istendi. Türk devletinin kimyasal kullandığı yönündeki bilgilere dikkat çekilerek, Cenevre Sözleşmesi’ne uyması çağrısında bulunuldu.
- Yeni anayasada herkesi Türk sayan vatandaşlık tanımı değiştirilmeli ve anadille eğitim hakkı tanınmalıdır
Konferans katılımcıları yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de görüş bildirdi.
Yapılacak yeni anayasayı, „Türkçülük esasına dayalı ideolojik mentaliteden uzak, toplumsal konsensüse dayalı bir anayasa“ olarak tanımlayan sonuç bildirgesinde, şu hususlara dikkat çekildi.
- Mevcut anayasada değiştirilmesi teklif dahi edilemez şeklinde ortaya konulan maddeler çıkarılmalı, bu maddelerin varlığını koruması halinde yeni anayasanın mümkün olmayacağı anlaşılmalı,
- Vatandaşlık vurgusunda herkesi Türk sayan, Türkiye’deki çeşitli halk ve grupları inkar eden tanımlar kaldırılmalı,
- İnanç özgürlüğüne ilişkin maddeler, AİHM kararları da gözetilerek yeniden düzenlenmeli. Türkiye’de inanç özgürlüğü sağlanmalı.
- Katılımcılık ve temsiliyetin önündeki en temel engel olan yüzde 10 barajı düşürülmeli.
- TCK 311. madde kaldırılmalı.
- Yerel Özerklik vurgusu, yerellerin kendini yönetmesi ve valilerin seçimle işbaşına gelmesi
Bildirgede ayrıca aşırı merkeziyetçi yapının da sorunların kaynağı haline geldiği kaydedildi. Aşırı merkeziyetçiliğin ademi merkeziyetçiliğe dönüşmesi istenen bildirgede, yerel özerklik vurgusu yer aldı. Yerellere kendi kendini yönetme hakkının verilmesi ve valilerin seçimle gelmesi çağrısında bulunuldu.
HABER MERKEZİ