
Bu yıl yapılması planlanan Ulusal Konferans, Kürtleri ilgilendiren en önemli bir gündem maddesi. Ulusal Konferans'ı değerlendiren siyasetçi, akademisyen, sanatçı ve insan hakları aktivistleri de Kürtler için bu adıma her zamandan çok ihtiyaç duyulduğunu belirterek, konferans için de en ideal zaman olduğunu dile getirdi.
Kürt bütünlüğü esal alınmalı
Yönetmen Caner Canerik, Ortadoğu'nun siyasi açıdan yeni bir şekillenme içinde olduğunu dile getirerek, böyle bir süreçte Kürt birliğine karşı uygulanan politikalara dikkat çekti. Canerik şunları ifade etti: ''Güç merkezlerinin Kürtleri, klasik deyimle çıkar çatışması içerisine sokarak tekrar birbirine düşürme çabasında olduklarını gözlemliyoruz. Bütünün aleyhine, ancak yerel grupların, bir parçanın lehine olabilecek yaklaşımlar bugün kazanım olarak görünse de, yarın bedeli ağır olacaktır. Yürütülen politikanın yansımalarına baktığımızda, bir bölüme bağımsızlık verilmesine rağmen, diğer bölümün köleleştirilmesine onay verilmesi gibi pek de etik olmayan yaklaşımları görüyoruz. Dolayısıyla, bütünü etkileyen süreçte ortak kararların alınabileceği konferansın bu tür yaklaşımları boşa çıkartma ve kader birliği bağlamında önemli olduğunu düşünüyorum."
Eşitlik temelinde konferans
Yazar ve İnsan Hakları Aktivisti Ruwayda Mustafah Rabar da, Kürtlerin siyasal alanda bir araya gelme ve birlikte hareket etmesinin önemli olduğunu vurguladı. Rabar Kürt birliği konusunda şöyle konuştu: ''Kürdistan Birleşik Milletleri vatandaşı olarak var olacağımız günü hepimiz bekliyoruz. Hayalimiz ancak birlik sayesinde gerçeğe dönüşebilir. Kuzey ve Güney Kürdistan Kürtleri, yıllardır ortak bir platform etrafında bir araya gelip direniş ve mücadele fikirlerini birbirleriyle paylaşma imkanı yakalayamadılar. Her gün artan bir hızla daha da güçlü bir birlik haline geliyoruz. Dini ve politik anlamda mozaik bir yapıya sahip Kürtlerin gerçekleştirilecek Ulusal Konferans'ta eşit seslere sahip olması da önemlidir."
Gelecek perspektifi netleştirilmeli
Kürt Bölgesel Yönetimi Dış İşleri Bürosu'ndan Siham Mamad, konferansın Kürtleri bir çatı altında toplayacağını söyledi. Mamad konferansta Kürt sorunu, Kürtlerin geleceği ve liderlik vizyonuna yönelik ortak söylemlerin dile getirilmesinin önemine dikkat çekti. Konferansın, zamanı ve gerçekleşme koşullarını 'komşu ülkelerin' tutumuna bağlayan Mamad, şunları dile getirdi: "Herşeye rağmen bu konferans, Kürtlerin kendi haklarını elde etmeleri için barışçıl ve demokratik beyannamelerini uluslararası topluma duyurmak için bir platform işlevi görecektir. Bugünün dünyasında Kürtlerin geleceğe dair net bir vizyonlarının olması gerekiyor. Çeşitli sebeplerden ötürü bu adım kimi ülkelerin hoşuna gitmeyip onları endişelendirecektir. Ama bu konferans Kürtlerin kendi konumlarını netleştirmeleri için bir adım olarak algılanmalıdır. Bütün katılımcılar arasında barış, istikrar ve anlayışın olacağı bir zamanda bu tarz çalışmaların gerçekleşmesi gerektiğini belirtmek gerekiyor. Böylesi konferanslar ortada gerginlik ve yanlış anlaşılma olmadığı takdirde başarıya ulaşabilir. Bu başarıyı elde etmek için de herkesin el birliğiyle gerekli hazırlıklar içerisine girmesi şarttır. "
Ehmedê Xanî'nin rüyası gerçekleşiyor
İnsan Hakları Aktivisti Mark Campbell, Kürtlerin her zamandan daha fazla böylesi bir konferansa ihtiyacı olduğunu söyledi. ''Ehmedê Xanî’nin rüyası gerçek olursa tarihi bir olay olur'' diyen Campbell, Türkiye'nin Kürt karşıtı politikasına dikkat çekerek, Türkiye'nin bu konferansı engellemek isteyeceğini dile getirdi. Campbell, "Türkiye’nin Suriye’de Suriye Ulusal Konseyi(SNC) üzerinden neler karıştırdığına bakmak ve Demokratik Birlik Partisi’ni(PYD) nasıl Esad’ın işbirlikçisi gibi göstermeye çalıştıklarını görmek gerekiyor! Yalan ve yanlış haberlerle PYD’nin Batı Kürdistan’daki gücünü engellemeye çalışıyorlar. Kürtlerin birleşmesi için düzenlenecek her konferansa da tabii aynı şekilde saldırmaya çalışacaklar" şeklinde konuştu. Türkiye'nin Güney Kürdistan'daki politikasının açık olmadığını belirten Camphell, bunun çıkarlar temelinde sürdürüldüğünğ söyledi. Kürt karşıtı girişimlerin devreye konulduğu bu dönemin konferans için en ideal zaman olduğunu belirten Campbell, şöyle konuştu: "Kürdistan’ın tüm parçalarının birbirini daha iyi tanıması ve diğerlerinin özel durumlarını anlaması önemli ve tabii her parçanın diğeriyle daha fazla dayanışma içinde olması elbette gereklidir.'' Ehmedê Xanî 1692’de Kürt birliğini vurguladığı şiirini hatırlatarak, Kürtlerin başarısında birliğin şart olduğunu belirtti.
Kürtler için geri dönüş yok
Amerikalı Yazar ve İnsan Hakları Aktivisti Gordon Taylor da, konferansın tarihi bir önemde olduğunu dile getirdi. Konjektürün Kürtler lehine geliştiğini ifade eden Taylor "Kim ne kadar itiraz ederse etsin bir gün bir yerlerde bu konferans bir şekilde gerçekleşecek. Tarih Kürtlerden yana. Ulusal bilinçlilik uyandı ve artık bunun geri dönüşü yok. Bazı insanlar bunu durdurmaya çalışsa bile, şu iyi bilinmelidir ki, tarihin geri dönüşü yoktur. 1970’lerde Türkiye’de seyahat ederken, tanıştığım insanlar kulağıma gizlice kendilerinin Türk değil aslında Kürt olduklarını fısıldıyorlardı. Kürtler artık fısıldamıyor. Kürtler gerçek bir güç olarak doğuyorlar, bunu aslında herkes çok iyi biliyor."
Kürtlerin tanınması için fırsat
Yunan Akademisyen Dr. Marianna Charountaki de bu konferansın Kürtlerin bütün yönleri ile birbirini tanımasına yardım edeceğine dikkat çekti. Konferansın hem akademik hem de politik çevreleri bir araya gelmesine hizmet edeceğini vurgulayan Charountaki şunları belirtti: "Kürtleri konu alan konferansların sayıca çok az olması da bunun önemine katkıda bulunmaktadır ve daha yenilikçi bir girişim haline getirmektedir. Hassas dengelere sahip Ortadoğu’da hele ki çok önemli gelişmelerin yaşandığı bir zamanda ulusal konferansın yapılacak olması da zamanlama açısından ideal kılmaktadır. Konferansa dışardan müdahale olmasını gerektirecek bir sebep göremiyorum, zira bu aynı zamanda farklı ülkelerden ve disiplinlerden katılımcıların fikirlerini ifade edebildikleri bir tartışma platformudur."
ÖZLEM GALİP / LONDRA