Kürtler arasında bir birlik çıkarsa komşu ülkelerle olan ilişkilerin de daha sağlıklı bir şekilde yürüyeceğini; ulusal kongrenin barışın önünü açacağını kaydeden Türk’e göre her ne kadar Ortadoğu bir bataklığa dönmüş olsa da bir yandan da yaşananlar bir fırsatı beraberinde getiriyor: “Kürtlere artık potansiyel bir tehlike gözüyle bakılmaması gereken bir süreçtir bu. Kürtlerin de bu süreçte netleşmesi gerekiyor. Kürtler artık sınırları tartışmıyor, önemli olan halkların mutluluğudur. Böyle bir güven ortamı oluştuğu zaman bu demokrasi için daha güçlü bir imkan olur. Kürtlerin birliği, ulusal kongrede alınacak kararlar demokrasinin kalıcı olması için yeni bir fırsat.”


Daha sert çatışma olacak
Konuyla ilgili Al Jazeera’nin sorularını yanıtlayan Kürt siyasetini yakından izleyen, çözüm sürecinde akil adamlar listesinde yer alan Prof. Mithat Sancar, bundan sonraki süreçte yaşanacak ilk gelişmelerden birinin Kürtler arasında diyaloğun canlanması olacağı görüşünde: “Şimdi anlaşılıyor ki bir bütün olarak Kürtler ve Kürdistan büyük bir mücadelenin ortasında kalacak, o nedenle birbirlerine karşı sert bir mücadeleyi yürütecek durumları kalmadı. Çünkü artık bu yaşamsal bir mesele haline geldi. Kürtler, ‘Ben artık kendi bölgemde iktidar olayım gerisi beni ilgilendirmez’ diyecek noktada değiller. Çünkü dünyanın büyük aktörlerinin de dahil olduğu amansız bir kapışmanın içindeyiz. Musul’un ele geçirilmesine karşı tüm güçlerin temkinli davranması da esas kapışmanın bir süre sonra gerçekleşeceğine inanılmasından kaynaklanıyor. Daha sert çatışma şimdi değil önümüzdeki aylarda daha görünür hale gelecek. ”
Sancar’a göre bu daha sert çatışmaya karşı Kürtlerin hazırlıklı olmasının yollarından biri, daha önce defalarca üzerinde tartışılan ancak görüş ayrılıkları nedeniyle bir türlü toplanamayan ‘Kürt Ulusal Kongresi’ ya da ‘Kürt Konferansı’nın toplanması.

Lozan kağıt üstünde kalacak

“Kongreden sonra Kürtler için ufukta ne görünüyor?” sorusuna ise Prof. Sancar şöyle yanıt veriyor: “Eğer merkezi hükümet çökerse, anayasa artık kağıt üzerinde kalırsa, Kürtlerin kendilerini yönetecek arayışlara girmeleri ve bağımsızlık dahil tüm seçenekleri değerlendirmeleri kaçınılmaz görünüyor. Kolay bir çözüm, kısa sürede rahatlama beklemek gerçekçi değil. Açıkça konuşulmasa da Kürt çevrelerinin büyük bir kısmında konuşulan seçenekler var. Her biri kendi alanında bağımsız bir devlet haline mi gelecek, özerk mi olacak? Ya da büyük Kürdistan mı kurulacak? Ben iki seçeneği gerçekçi görmüyorum. Ya da bir seçenek daha var. Kürdistan’ı coğrafi olarak bölen sınırlar etkisiz hale gelecek, Lozan kağıt üstünde kalacak ve sınırlar daha büyük bir entegrasyonla aşılacak. Türkiye - Suriye sınırı, Güney Kürdistan sınırı belirsiz olacak. Bence Öcalan’ın Newroz bildirisinde de kastedilen budur. Hatta Davutoğlu’nun ve AKP içindeki Osmanlıcıların da öngördüğü budur. Yeni küçük devletçikler yerine Türkiye ile Kürt bölgeleri arasında AB modelini hatırlatan bütünleşmeler gerçekleşebilir. Bence bu seçeneğe doğru ilerliyoruz.