HDP’nin genel kurul öncesi 600 delegenin katılımıyla son tartışmalarını yapacağı ve karar önerilerini çıkaracağı 3. Büyük Konferansı dün başladı. “Daha güçlü HDP, daha güçlü mücadele” şiarıyla düzenlenen konferans, bugün devam ediyor.
HDP’nin bir süredir yerellerde yürüttüğü tartışmaları taşıdığı iki günlük konferansın sonuçları, Şubat’ta gerçekleştireceği kongreye yol gösterecek. HDP, konferans ve kongre sürecinde, Üçüncü Yol siyaseti ve Demokratik Cumhuriyet fikriyatının kadrolarıyla yol almayı tasarlıyor.
Ankara’daki konferansa, HDP’nin bütün milletvekilleri, yetkili organları ve bileşen yapısı katılım gösterdi. HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, konuşmasına HDP’nin önceki Eşbaşkanları Fatma Gök, Yavuz Önen, Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ı selamlayarak başladı. Konferans sürecinin uzun bir süredir devam ettiğini kaydeden Temelli, ”Bugün burada hem geçmişimizi değerlendireceğiz hem de geleceğin yol haritasını yapacağız” dedi.
Türkiye’nin 17-18 yıldır AKP ile yönetildiğini hatırlatan Temelli, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Halklara sömürüden, şiddetten, yıkımdan, savaştan başka bir şey vermeyen bir iktidardır AKP. Bugün karşı karşıya olduğumuz şey büyük yıkımdan başka bir şey değildir. Çözümsüzlükten beslenir, Kürt meselesinin çözümsüzlüğünden beslenir.
Yeni İttihatçı düzen
Yeniden bir İttihatçı anlayış ve Kürt düşmanlığıyla tıpkı 1910’lı yıllardaki gibi bugün Neo Osmanlıcı politikalarla yıkıma ve savaşa devam etmektedir. Bir Kürt düşmanlığı ve çözümsüzlük üzerinden kendi iktidarının bekasını sürdürmeye çalışmaktadır. Yegane politikaları savaş politikasıdır. Bu savaş politikasını içeride dışarıda her yerde, her geçen gün şiddetli bir şekilde yükseltmektedir.
Bir zorba iktidarıdır
AKP iktidarı, bir zorba iktidarıdır. Hukuku askıya almıştır. İstisna halini olağanlaştırmaya çalışmaktadır. Adalet sistemi çökmüştür. Adalet sisteminin çökmesinin nedeni bu tecrit hukukudur. Tecrit, sadece İmralı kara sularında yoktur, bütün Türkiye’dedir. Bütün Türkiye’yi tecrit altına almıştır. İmralı’da sayın Öcalan’a uygulanan tecrit demokratik çözümün önünü tıkayan bir tecrittir. Demokratik çözümün önünü tıkamak bu iktidar için elzemdir. Çünkü bu tıkanma sayesinde otoriter rejimini var edebilme ve ayakta tutabilmektedir. Cezaevlerine baktığımızda bu zorba sistemi görmek mümkündür. Bugün cezaevlerinde işkence vardır. Cezaevi fotoğrafı bugün Türkiye’yi en iyi anlatan fotoğraftır.
Ne yapmalı, nasıl yapmalı?
Savaş politikalarından besleniyor, silah sanayisini buna göre şekillendirmiştir. Türkiye’deki sanayinin yüzde 75’i silah sanayi üzerinden şekillenmektedir. Bu geleceğimizi karartır.
Bugün ne yapmalı, nasıl yapmalı sorularının yanıtlarını aramalı ve bu yanıtlara ulaşmalı, önümüzdeki döneme dair yol haritasını çıkarılmalıdır. Toplumsal örgütlenme alanında bir kez daha Öcalan’ı okumalıyız. Yeniden, yeniden düşünmeliyiz.
Güçlü bir örgütlülüğü var etmeliyiz. Fikriyatımızı odak alan bir gelişmeyi mutlaka var etmeliyiz.
Mahallelerde, iş yerlerinde meclislerimizi yaratmalıyız hem kendimizi hem toplumun örgütlenmesine olanak tanımalıyız. HDK ve DTK ile birlikte bu zeminden hareketle bir mücadele partisi olarak örgütlülüğümüzü tabana yaymalıyız.
Müzakereci ve katılımcı demokrasi anlayışımızla yan yana gelerek faşizme karşı mücadele etmek ve bu iktidarı değiştirmek istiyoruz. Bunu yaratmanın yolu önce örgütlenmekten geçiyor. Erken seçim çağrısı yapıp kenara çekilmemeliyiz. Her şeyden önce bütün toplumu beli bir mutabakat zemininde buluşturmalıyız. Yerel demokrasi odaklı bir parlamenter sistemin nasıl hayata geçeceği konusunda tartışmalıyız.
Her zaman bizi bugüne getiren fikriyatımızı demokratik toplumu ve demokratik ulusu rehber edinmeliyiz. 3. yol anlayışımızla erken seçim sürecini örmeliyiz. Bu çerçevede konferansımızın önemli bir sürece tanıklık edeceğini ve bu süreçten önemli sonuçlar çıkaracağını, geçmişi bu çerçevede ele alıp değerlendireceğini ama önümüzdeki dönemin yol haritasını da çok sağlıklı bir şekilde var edeceğine inanıyorum.”
ANKARA