
HPG komutanlarından Mehmet Can Gürhan (Reşit Serdar) şehadetinin 2. yıldönümünde Medya Savunma Alanları’nda askeri bir törenle anıldı.
Törene Karayılan’ın yanısıra Halk Savunma Merkez Karargah Komutanlığı Üyesi Çiçek Botan ve Apollo Akademiler Komutanlığı Üyesi Yılmaz Serhat ile çok sayıda gerilla katıldı.
Tören ardından düzenlenen toplantıda konuşan Karayılan, Gürhan şahsında 2012 Devrimci Halk Savaşı şehitlerini andı. Karayılan, “Reşit Serdarların izinden giden kahramanlar bugün Güney Kürdistan halkımızın ve Rojava Devrimi’nin kazanımlarını korumak için yine aynı ruhla mücadeleyi ve direnişi yükseltiyor” dedi.
Önce sen eylemsizliğe uy!
Karayılan, son günlerdeki “eylemsizlik, çatışmasızlık, ateşkes” tartışmalarına da açıklık getirdi. Hükümet yetkililerinin “her yerde çatışmasızlık olsun” sözlerine yanıt veren Karayılan şunları söyledi: “İyi, o zaman önce sen gel eylemsizliğe uy. Buyur; karakolların, askeri amaçlı yol ve barajların yapımını durdur. Sokaklarda halka karşı uyguladığın şiddeti ve vahşeti durdur. Ondan sonra da genel bir ateşkes yaşamsallaşsın. Bir yandan genel çatışmasızlığa davet ediyor; diğer yandan ise yeni askeri üsler yaparak kendisini savaşa hazırlıyor. Tamam da bu ateşkes değil ki! Bu, ateşkesin ihlalidir. Bu nedenle biz, bize bu çağrıyı yapanları, öncelikle kendilerini buna uymaya davet ediyoruz.”
Kürt tarafının çözüm çabalarının hep tek taraflı kaldığının altını çizen Karayılan, Hükümet’in şimdiye kadar herhangi bir somut adım atmadığını, çıkarılan çerçeve yasanın bile kağıt üzerinde kaldığını ifade etti.
“Sadece bir çatışmasızlık sürecinden bahsedilebilir; o da tam uygulanmamıştır” diyen Karayılan, bunun ancak Türk devletinin görevlerini yerine getirmesiyle mümkün olacağını söyledi.
AKP bu kez tamamen kırılır
Karayılan, aksi durumda yaşanabilecekler konusunda da şunları söyledi: “Ama yok eğer kendisi bir adım atmayıp bizden birtakım şeyler isterse -ki biz gerekli tüm şeyleri yaptık- ve 2011 yılındaki gibi seçim sonrası Tamilvari projelerle PKK’yi tasfiye etme planları yaparsa, herkes bilsin ki AKP bu kez tamamen kırılacak ve yenilecektir. Çünkü böylesi bir durum, arada var olan köprülerin de yıkılması anlamına gelecektir ki, o zaman Kürt halkı kendi yolunu kendisi belirleyecektir. PKK 2011’deki PKK değildir; PKK şimdi daha da güçlüdür. Aynı zamanda 6-8 Ekim olaylarında da görüldüğü gibi Kürt halkı da büyük bir serhildan kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla kimse yanlış hesaplara dayanarak hareket etmemeli ve olası bir savaşın eskisi gibi olacağını düşünmemelidir. Kim ki, bölgesel ve uluslararası şartlar ile DAİŞ’in ilerlemesine karşı sürdürülen mücadeleyi, yani Şengal hamlesini, Kobanê direnişini ve yükselen ulusal ruh temelinde sürece bakarsa, konjonktürel durumun olmazsa olmaz bir şekilde Kürt sorununun çözümünü dayattığını görecektir. Bunu doğru okumayanlar zorlanacak ve kaybedeceklerdir.”
Kürt halkı hiç muhtaç değil!
Türk Hükümeti Sözcüsü Bülent Arınç’ın “biz çözüme muhtaç değiliz” sözlerine karşılık veren Karayılan, şöyle devam etti: “Eğer sen muhtaç değilsen Kürt halkı hiç muhtaç değildir. AKP yetkililerinin egemen, üstten yaklaşan, şoven ve Kürt halkı ile Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni küçük gören üslubu terk etmesi gerekiyor. Bugün Kürt halkı ve Kürdistan devrimi çok daha güçlüdür ve türlü seçenekleri vardır. Ama buna rağmen tercihimiz çözüm seçeneğidir ve kalıcı bir çözüme açığız. Eğer karşımızdakiler samimi-pratik adım atarlarsa, biz de bunun karşısında üzerimize düşeni yerine getiririz. Ama bunu yapmazlarsa biz artık kendi yolumuzu açarız ve oradan gideriz.
Kısacası çözümün tamamen yaşam bulması için pratikte atılan adımları görmemiz gerekiyor. Öncelikle Önderliğimizin sunduğu çerçeveyi yaşamsallaştırmalıdırlar. Yani sekretarya pratikleşmeli, ciddi bir müzakere süreci başlamalı, müzakere heyetleri netleşmeli ve gözlemci bir heyet oluşturularak Önderliğin koşulları da değişmelidir. Gözlemci heyet taraflı değil, tarafsız insanlardan oluşmalıdır. Yine hepsinin Türkiyeli olması da şart değildir. Çok değerli ve ulusal sorunların çözümünde tecrübe sahibi olan uluslararası tarafsız şahsiyetler de vardır. Bu gözlemci heyette tarafsız Türk ve Kürt şahsiyetlerin yer alması gerektiği gibi, böylesi uluslararası etkisi olan tarafsız kişiler de yer almalı. Bu gözlemci heyet, kim görevini yerine getirmiyorsa, tereddütsüz bir şekilde onu uyarabilmeli ve ‘sen görevini yerine getirmedin’ diyebilmeli.
Erteleme, savaş planıdır
Aksi takdirde bugüne kadar yaşadıklarımız, AKP’nin hileleri karşısında sürece olan inancımızı da azaltmış bulunuyor. Biz bugün de AKP’nin ciddi ve tutarlı bir çözüm siyasetinden ziyade seçim taktikleriyle oyalama yaptığını düşünmekteyiz. Ama eğer böyle değilse buyursunlar, somut ve ciddi pratik adım atsınlar. Biz pratik adım gördüğümüzde otomatikman karşılığını da veririz. Çünkü biz gerçekten çözüm istiyoruz ama karşımızdaki güç sürekli çözümden kaçıyor ve toplumu aldatma taktikleriyle zaman kazanmaya çalışıyor. Bu yüzden güven verici pratik adımlara ihtiyaç vardır.
Gerekli adımların atılması için seçim döneminin geçmesini beklemek çözüme karşı samimi olunmadığını gösterir. AKP Hükümeti 2011 seçimlerinde, 2014 yerel seçimlerinde, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde hep çıkar peşine düştü. Bunun için biz ‘seçimlerden sonraya erteliyoruz’ yaklaşımını kabul etmiyoruz. Eğer gerçekten AKP devleti ve hükümeti Kürt sorununun çözümünde samimiyse, o zaman hemen şimdi adım atmalıdır. Hatta Newroz’a kadar en temel konularda adım atıp sorunun çözümünün temellerini atabilir. Atılacak adımları seçimlerin ardına erteleme yaklaşımı sürece karşı hilekar bir yaklaşımın olduğunu ortaya koyar. Seçim sonrası savaşla ve imha etmeyle sonuç almayı planladıklarını gösterir.”
Ortak bir platform oluşmalı
Murat Karayılan, DAİŞ saldırıları ve Kürtlerin ortak savunma gücü oluşturması gibi başlıkları da değerlendirdi.
Kerkük, Mexmûr, Kobanê‘de birlikte hareket eden Kürt askeri güçlerinin ulusal bir kuvvet olarak ortaklaşması ve bunun da Ulusal Kongre çatısı altında bir hukuka bağlanması gerektiğini ifade eden Karayılan şöyle konuştu: “Derin sömürgecilik, DAİŞ çetelerinin eliyle Kürt halkının kazanımlarına karşı saldırı yürütmektedir. Ancak bu saldırılara karşı, başta Kobanê’de olmak üzere, Serêkaniyê’de, Cezaa’da, Rabîa’da, Şengal’de, Zûmar’da veKerkük’te Kürt halkının geliştirmiş olduğu bir direniş söz konusudur. Gerilla, YPG ve Pêşmerge şu an direniştedir. Biz bu direnişçilerin hepsini sahipleniyoruz.
Halkımızın Güney Kürdistan’da ve Rojava’da yürüttüğü mücadele, Kürdistan özgürlük mücadelesi açısından yeni imkanlar yaratmıştır. Öyle görünüyor ki, Kürdistan özgürlük devrimi de bu imkanlardan yararlanacak ve başarı aşamasına girecektir. Kimse tarihin akışı karşısında duramaz. Tarih akışını sürdürecek ve Kürt halkı artık özgürleşecektir. Bunun önüne geçme çabaları beyhudedir. Çünkü tarih böyle emrediyor. Kürt halkı 91 yıldır inkar siyasetine karşı direnmektedir. Tabii ki bu direnişe rağmen eksiklikleri de vardır. Artık ulusal bir platformun oluşturulması gerekiyor. Savunma güçlerinde bir ortaklaşmanın oluşması açısından böyle bir platformun kurulması çok önemlidir. Şuan üst düzeyde herhangi bir ortaklık yok ama Kerkük’te, Maxmur’da, Kobanê’de, yani alt düzeylerde birlikte hareket edilmesi durumu söz konusudur. Daha önce ortak bir komutanlığın oluşması yönünde önerilerimiz olmuştu, ancak kimseden net bir yanıt gelmedi ve böyle bir şey gelişmedi. Savunma alanı açısından güçlerin ortak bir kurumlaşmaya gitmesi gerçeği pratikte kendisini dayatıyor. Adının ne olduğu çok önemli değildir.
Ulusal Kuvvet önerisi
Önemli olan Kürt halkının kazanımlarını ve özgürlük güçlerini savunacak bir savunma kurumunun oluşmasıdır. Mesela Pêşmerge de, gerilla da, YPG de yerinde kalabilir ama aynı zamanda bu güçler uzman askerlerden oluşan ulusal bir kuvvet de kurabilirler. Eğer Ulusal Kongre gerçekleşirse bu kuvvetler Kongre’ye de bağlanabilirler. Yani bu güçler ulusal ihtiyaçlara ve çıkarlara göre hareket ederler. Böyle müşterek bir güç ve ortak bir kurumlaşma gereklidir. Bütün güçlerin hepsini kapsamasa da, müşterek anlamda kurulacak olan bir yapılanma, halkımızın savunulması konusunda önemli bir rol oynayabilir.”
Karayılan, DAİŞ’e karşı mücadelede daha etkili, daha aktif ve sonuç alıcı yöntemlere ihtiyaç bulunduğunu da belirtti.
İnisiyatifli strateji izlenmeli
“Mevcut durumda pasif bir savunma savaşı stratejisi izleniyor. Bu stratejiyle nihai bir sonuç ve başarı elde edilemez. Pasif savunma değil, düşmanı yenecek ve kesin sonucu alabilecek olan aktif savunma stratejisiyle savaşmak daha doğru olacaktır” diyen Karayılan, şöyle sürdürdü: “Daha aktif sonuç alıcı eylemsel taktiklerle savaş sahasında inisiyatifi ve hakimiyeti sağlayan yeni stratejiye ihtiyaç vardır. Açık ki sen üzerine gitmez ve saldırı yapmazsan inisiyatif karşı tarafın eline geçer. İşte o zaman şimdi yaptığı gibi, canı isterse Kobanê’ye, isterse Şengal’e veya Kerkük’e yönelerek Kürt güçlerini darbelemek ister. Bu yüzden inisiyatifi ele alan taktiksel çıkışlara ihtiyaç vardır. Bu eksiklik tamamlanırsa arkasında hangi derin güç olursa olsun verilen mücadele DAİŞ çetelerine karşı başarıyı yakalayacaktır. Çeteci güruhların saldırılarının karşısında ancak bu şekilde kalıcı bir başarıya ulaşmak mümkündür.”
Gençlere savunma çağrısı
Kürt gençlerine de “savunma güçlerini güçlendirmeye” çağıran Karayılan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Kürt halkının mücadelesi, Şengal ve Kobanê direnişiyle yeni bir aşamaya girmiştir. Artık Kürt sorununun çözüm aşamasına geldiğini görmek gerekiyor. Kürt gençleri bunu fark ettiler ve bu yüzden de akın akın gerilla saflarına katılıyorlar. Buradan tüm Kürt kızlarına ve oğullarına sesleniyorum: Dönem zafer dönemidir; gelin siz de zaferin birer militanı olun ve bu tarihsel akışta yerinizi alın. Gelin gerillaya katılın. Gelin, savunma güçlerini kuvvetlendirin ve zaferi kesinleştirelim. Bu tarihi dönemde tüm Kürt gençliğine çağrımız budur. Bu nedenle yüreği özgürlükle çarpan tüm Kürdistanlı gençler gerilla saflarına katılmalı ve bu ülkenin şerefli bir evladı olarak tarihi zafer döneminin inşasında yer almalıdır.”
ANF/BEHDİNAN