Uğur Mumcu, Demirel’e politikaya atılmadan önce temsilciliğini yaptığı ABD firmasından dolayı “Mirisson Süleyman” demişti. “Çoban Sülü” ve “Baba” isimlerini kim takmıştı bilmem. Şimdilerde devlet erkanı ve devletlu basın “9. Cumhurbaşkanı” diye hitap ediyor ona. İşte bu bilmem kaçıncı başbakan ama “9. Cumhur Başkanı” bakın “Balyoz Davası” mahkeme kararı için ne demiş; “Köprünün altından daha çok sular akar, dünyanın sonu değil!” Doğru “Köprünün altından daha çok sular akar.” Bu sular kimini getirir, kimini de götürür.
Devletin “Süleymanı” 40 sene mührü elinde bulundurdu. Köprünün altından çok Süleymanlar geçti ama hiç biri devletin mührüne bu kadar sahip olarak devletin Süleymanlığını hak etmedi(!) “Bir bilen” konumunda devletin derinine, sığına hizmeti ibadet bilen Demirel son elli yılın kara kutusudur. Demirel sadece Demirel değildir. Demirel sağ Kemalizm’in toplamıdır. Yerine göre Mahmut Esat Bozkurt, kimi zaman Nihal Atsız, kimi zaman Celal Bayar, kimi zaman da Adnan Menderes’tir. O da bir vakitler bu günkü başbakan gibi “Darbe mağduru” rollerine girmiştir. 70’lerin başında Deniz Gezmişlerin idamını savunan Demirel bu gün R. Tayyip Erdoğan’ın AKP çatısı altında buluşturduğu “Dört eğilimi” Milliyetçi Cephe Hükümetinde buluşturmuş ve önce Özal’a şimdi de R. Tayyip Erdoğan’a esin kaynağı olmuştur.
Doksanların “OHAL Valisi”, 91, 92, 93’lerin Ağar’ı Demirel değil midir? Onun “Bana sağcılar cinayet işliyor dedirtemezsiniz!” sözünü darbeci general Kenan Evren 12 Eylül faşizminde devrimci gençler için “Asmayalım da besleyelim mi?” diye tercüme etmiştir.
“Balyoz Davası”nda Demirel taraflardan biridir. Yıllarca birlikte iş yaptığı zihniyetin “Aldığı cezalara” iç geçirmiş olacak ki iş arkadaşlarına mesaj veriyor; “Dünyanın sonu değil!...” Bu söz çok doğru ve yerinde söylenmiş bir söz. Sahiden darbeciler, militaristler, derin devletçiler, çeteciler… için “Dünyanın sonu değil!” 12 Eylül darbecilerini “Yargıladığını” söyleyen AKP Hükümeti el altından darbecilere sağlık raporları düzenleyerek “Yargılıyormuş” gibi yapıyor. 12 Eylül faşizmini 12 kere aşan OHAL Valileri, dönemin emniyet müdürleri, halka b.k yediren paşaları, “Bin operasyon yapan” Ağarları nerde? Güya “Balyoz Davası” üzerinden darbelerle hesaplaşan AKP Hükümeti 12 Eylül 1980’den bu yana neredeyse her gün darbe yapanları neden yargılamıyor? “Bin operasyoncu” Mehmet Ağar bir tatil beldesinde hapis adı altında dinleniyor. OHAL Valileri emeklilik keyfi sürüyor. Kenan Evrengiller “Hasta” olduğu için mahkemeye gelemiyor!.. AKP “Balyoz Davası” üzerinden “Darbecileri yargılıyor!” Ve “Balyoz Davsı” ile “Darbecileri yargılayan” AKP Kürtlerin, Alevilerin tepesine balyoz indirmeye devam ediyor. Bir dönemin devlet konsepti olan Nevzat Tandoğan’ın özdeyişi(!) “Bu ülkeye komünizm lazımsa onu da biz getireceğiz!” şimdilerde AKP tarafından “Memlekete darbe lazımsa onu da biz yaparız!” konseptine dönüşmüştür.
AKP Hükümeti Türk/İslamcı devletin bir izdüşümüdür. Askeri, dindar, bürokrat/memur, tacir zihniyetin karışımıdır. Türkiye’de devlet eliyle oluşturulan toplumsal yapı da askeri, dindar, bürokrat/memur, ticaret zihniyetinde olduğu için AKP yüzde 50 bilmem kaç oranında tercih edilmiştir. Yani devlet AKP’yi üretmiştir, AKP de devleti yeniden üretmektedir. Birbirinin türevi olan şeyler nitelik olarak benzeştir. İki aynıdan bir farklı çıkmaz. Bunun en güzel kanıtı da “12 Eylül darbecilerini yargılıyorum” komedisi ile Türkiye ve dünya kamuoyunu oyalayan AKP’nin fiilen darbe yapmışları yargılarmış gibi yaparak “Darbe girişiminde” bulunanlara hapis cezası vermesidir.
“Yeni yasama yılına” ramak kala gündemde “Yeni anayasa” yok… “Açılım” yok… Toplumsal barış hiç yok! Ne var peki “Kuzey Irak’a sefer, sınır ötesi operasyon için tezkere” Başbakanın Suriye salvoları, yargıya “Gereğini yapın!” talimatları, Alevilere saldıranlara değil Alevilerin kendisine ceza verme çabaları ve şiddet, kan, gözyaşı…
Tam da bu noktada MHP, AKP ittifakı ile alınan “Yerel seçimleri erkene alma” kararı. Bu kararla neyi hedeflediklerinin yorumu bir yana gelecek üç yılda Türkiye’de üç seçim olacak. Yerel seçim, Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçim.
12 Eylül 1980 darbecilerinin “Hasta” darbe girişimcilerinin “Mahkum” çetecilerin “Emekli”; asker, dindar, bürokrat/memur, ticaret zihniyetli AKP’nin iktidar olduğu iklimi dönüştürmenin tam da zamanı değil midir?
“Dünyanın sonu değil” önümüzdeki üç yılda “Köprünün altından çok sular akacak!” hatta toplumsal muhalefet Türk/İslamcı zihniyete karşı birlik olursa seller akacak. Bu sellerin yüz yıldır köprübaşlarını tutanları götürmesinin zamanıdır…