Marmara Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi’nin düzenlediği halk toplantısında, Leyla Güven’in ve tutsakların eyleminin sahiplenilmesi istenerek, “Korkarak özgür olamayız. Herkes elini vicdanına koyarak harekete geçmeli” denildi.
Marmara Zindanlarla Dayanışma İnisiyatifi, HDP’nin Sancaktepe, Gaziosmanpaşa ve Başakşehir ilçe binalarında tecrit ve tecrit için başlayan açlık grevlerine ilişkin halk toplantıları düzenledi.
HDP Gaziosmanpaşa ilçesinde düzenlenen halk toplantısına çok sayıda yurttaş katıldı. Burada söz alan HDP İstanbul İl Yöneticisi Fener Günana, “Toplumda müthiş bir sessizlik var. İnisiyatif olarak bir planlama çıkardık. Kimi açıklamalar yaptık ama bunlar yeterli değil. Yeterli olamadık. Bir kamuoyu oluşturamadık” dedi. Günana açlık grevinde olan bazı tutsakların durumunun kritik aşamaya geldiğini söyledi.
HDP İstanbul İl Yöneticisi Ramazan Tuncer de açlık grevlerinin kendiliğinden ortaya çıkan bir olgu olmadığını belirterek, “Açlık grevleri zorunluluktan başladı. Tecrit Öcalan’la başladı ve kademeli olarak bütün toplum tecrit altına alındı. Faşizmi ortadan kaldırmanın yolu tecridi kaldırmaktır” dedi.
Halkın yoğunluklu olarak katıldığı Başakşehir halk buluşmasında ise tecridin kırılması için her kesimden insanların harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Toplantıda söz alan yurttaşlar duyarlılık çağrısı yaparak şunları söyledi: “Bizim için bedenini açlığa yatıran Leyla Güven de bir annedir. Açlık grevindeki arkadaşlarımıza ses olmalıyız. Yarın çok geç olabilir. Korkarak özgür olamayız. Herkes elini vicdanına koyarak harekete geçmeli. Sokaklarda ve meydanlarda olmalıyız. Bugün susma günü değildir.”
Geri adım atmayacağız
Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde olan Serhat Erbey’in kız kardeşi Hêvîdar Erbey, aile olarak ağabeyinin eylemiyle gurur duyduklarını söyleyerek, “Bir adım bile olsa geri atmayacağız. O yüzden tüm Kürtlerin de bu eylemlerin arkasında olmaları lazım” şeklinde konuştu.
Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan Serhat Erbey’in kız kardeşi Hêvîdar Erbey, ANF’ye konuştu. Açlık grevinde olan ağabeyiyle en son 19 Ocak günü telefon görüşmesi yaptığını belirten Erbey, ağabeyinin kendilerine eyleminden dolayı umutlu olduğunu söylediğini kaydetti.
Onlarla gurur duyuyoruz
Ağabeyinin eylemini desteklediklerini ve her zaman arkasında olacaklarını söyleyen Erbey, şöyle konuştu: “Abim ile birlikte Lokman Sevilgen ve Ramazan Çekmen adlı tutsaklar da açlık grevine girmişler. Moral ve motivasyonlarının gayet yerinde olduğunu açık görüşe gittiğimizde gördük. Kilo kayıpları olmuş ama bu onların yüzlerindeki gülümsemeye, iradelerine ket vurmamış. Biz onlarla gurur duyuyoruz. Çünkü onlar haklı bir talebin, haklı eylemcileridir. Tecridin bir insanlık suçu olduğunu ve kesinlikle hiç kimseye uygulanmaması gerektiğini düşünüyorum. Bir halkın önderi olan Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit, aslında o halkın kendisine uygulanmış demektir. Tecridin bir an önce sona ermesi, açlık grevinde olanların ise sağ salim eski hallerine dönmelerini istiyorum.”
İradelerine saygılıyız
Aile olarak ağabeyinin açlık grevi talebini kendi talepleri olarak gördüklerini ifade eden Erbey, şunları vurguladı: “Abimin eylemi bizim için çok anlamlı. O ve arkadaşlarının girdikleri açlık grevi bizi her ne kadar tedirgin etse de iradeleri karşısında saygıyla eğiliyoruz. Aynı şey Leyla Güven için de geçerli. Haklılığını paylaşıyoruz. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılıncaya kadar devam edecek olan bu eylemlerin hem destekçisi hem de sahipleneni olacağız. Bir adım bile olsa geri adım atmayacağız. O yüzden tüm Kürtlerin de bu eylemlerin arkasında olmaları lazım. Çünkü haklıyız ve kazanacağız.”