Cizîra Botan’da sokağa çıkma yasakları döneminde katledilen kadınlardan Derya Koç’u anlatan ailesi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi kızlarının, “Korkmayın geçecek. Biz kadınlar kazanacağız” sözlerini hatırlattı. 

Kürt kentlerinde iki yıl önce ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde Şirnex’in Cizîr ilçesindeki bodrumlarda öldürülen kadınlardan biri de Derya Koç’tu. Cizîr halkıyla dayanışmak için Muğla’dan yola çıkan 25 yaşındaki Derya Koç, aslen Erzurum Karayazılı. 2 Eylül 1991 yılında dünyaya gelen Koç, ilkokulu Erzurum Karayazı’da okudu. 2004 yılında Muğla’ya ailesiyle göç etmek zorunda kalan Koç, 2011 yılında Barış ve Demokrasi (BDP) Milas İlçe Eşbaşkanı seçildi. Gözaltı ve baskı politikalarına sessiz kalmayan Koç, Cizîr’de yaşamını yitirmeden önce yaptığı telefon bağlantılarında yaşananları anbean aktarmasıyla hafızalara kazındı. 

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, yaklaşırken Derya Koç’un annesi Firuze Koç, kızının mücadelesini anlattı. 



‘Kadınlar kazanacak derdi’

Cizîr’de 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında yaşananları birebir televizyon bağlantılarında aktardığını belirten anne Firuze Koç, kızının küçük yaştan beri kadınlar üzerine yapılan zulme sessiz kalmadığını söyledi. Kızının evde sürekli kadın mücadelesinden bahsettiğini belirten Koç, “Derya; Pakize, Sakine ve Sêvêlerin mücadelesini anlatırdı bana. 15-16 yaşında evlendirilen kız çocuğu gördü mü zoruna giderdi. Hep engel olmak isterdi. Hep kadınların aslında mücadele edip sistemin dayatmalarını kabul etmemesi gerektiğini anlatırdı. Derya mücadele ederken bile ben üzülmeyeyim diye sürekli arardı ve bana ‘Anne biz iyiyiz. Korkmayın geçecek, biz kadınlar kazanacağız. Kimseyi öldürmek için gelmedik buralara. Burada kadının direnişini anlatmak için geldim’ derdi hep” diye konuştu. 


 

‘Kadın katledildi mi çoğalır’

Kızının kendisine, mücadelesini bıraktığını aktaran anne Koç, “Kadınlar devlet eliyle katlediliyor. Bugün bir mücadele var ve kadınlar hep ön saflarda. Yine biz kadınlar direniyoruz. Kızım yaşasaydı, bunun için mücadelesi devam ederdi. Devlet kadınlara, ‘Evinde otur, sus ve çocuk yap’ diyor. Aslında kadın dedin mi ev çocuk değil, direniş akla gelmeli. Derya bize bunu öğretti. Şimdi Derya yaşamını yitirdi. Bedenen gitti ama mücadelesi var. Ben kanser hastasıyım. Yerlerde sürünsem bile Derya’nın bıraktığı mücadeleyi bırakmayacağım. O mücadele bayrağını ben devraldım. Benden sonra yeğeni Derya devralacak. Kimse kadın mücadelesinden vazgeçmeyecek. Hem devletin anlamadığı bir şey var; kadın katledildi mi çoğalır” diye anlattı. 


 

‘Dışarıda binlerce Derya var’

Baba Kemal Koç ise, kızı Derya’nın Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kadınlar üzerindeki değerlendirmelerini hep benimsediğini aktardı. Kızının kadınlara yapılan haksızlıkları, şiddeti, tacizi ve cinsel saldırıyı kabul etmediğini belirten baba Koç, “Derya sürekli bana 25 Kasım’da Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden 3 kız kardeşin mücadelesini anlatırdı. Derya bir gün not tutardı. ‘Neyin notu bu’ diye sorduğumda bana hep derdi ‘Ortadoğu da kadınlar katledilirken, pazarlarda satılırken bizler nasıl burada rahat oturabiliyoruz? Eril zihniyete karşı sessiz kalmayacağım’ diyordu. Şimdi dışarıda binlerce Derya var” dedi. 


MA/MUÐLA