Listedeki isimlerin ağırlığına, titrine göre yorum yapmak mümkün. Biraz acelecilik oluyor ama yine de hükümetin yaklaşımlarına dair ipucu veriyor.
Listedeki isimlere bakınca AKP’nin inisiyatifi elde tutmaya çalıştığı anlaşılıyor. Özellikle köşe yazarı olarak listeye girenlerin AKP’ye yakın isimler olması dikkat çekici. İsimlerden yola çıkarak listeyi hazırlayanların odaklandığı nokta çok açık sırıtıyor. Ayrıca hükümetin listeyi oluştururken hassasiyetleri gözettiği de kesin. Ve bu hassasiyetler sadece milliyetçi/devletçi kesimlerin hassasiyetlerine tekabül ediyor. Kürdün hassasiyetleri olur mu, olmaz mı pek önemsemiyor. Yılmaz Erdoğan ve Muhsin Kızılkaya’yı listeye dahil edince belki de kendince bu durumu da gözetmiş sayıyor. Yani listede “Kürtler” olmuş sayılıyor.
Yandaş basın da bu yalanı Kürtlere yutturmak için Yılmaz Erdoğan’ın PKK saflarından kaçan akrabasını ortaya atarak, güya Yılmaz Erdoğan’ın aykırı isim olduğuna inanmamızı istiyor. Oysa Mehmetçik Vakfı’na bağış yaptığını herkes biliyor. Muhsin Kızılkaya’yı konuşmaya hiç gerek yok. İnsanın “listede bir tek Mehmet Metiner eksik” diyesi geliyor.
Listeyi düzenleyen zihniyet, farklı meslek gruplarını hesaplarken, toplumsal farklılıkları görmemiş, görmezden gelmiş. Aleviler yok mesela. Bazıları İzzettin Doğan var ya diyecektir ama biz MHP’ye oy veren ve şimdi AKP’li olan Alevileri değil, muhalif Alevileri kastediyoruz.
Diğer yandan Ermeni kimlikli Etyen Mahçupyan listede var. Mahçupyan, arkadaşı Hrant Dink’i katleden zihniyetin sahibi olduğu gazetede çalıştığı için “akil insan” oluyor ama Hrant’ın eşi Rakel, toplum vicdanının sesi olduğu herkes tarafından kabul edildiği halde listeye alınmıyor.
Yine Hasan Cemal, Cengiz Çandar gibi gazeteciler listeye alınmazken Ahmet Taşgetiren, Hüseyin Yayman, Hasan Karakaya, Fehmi Koru, Hilal Kaplan, Nihal Bengisu Karaca “akil insan” oluyorlar. Çünkü yandaş medyada köşe yazarlığı yapan bu insanlara göre PKK yok edilmesi gereken bir terör örgütüdür. AKP de gelmiş geçmiş en başarılı hükümettir. Hasan Cemal, Cengiz Çandar ve niceleri böyle düşünmüyor.
Açık ki hükümet bu konularda tercihte bulunmuştur. Ve tabii ki tercihini “kim benden yana, kim karşıt” sorusunun cevabı doğrultusunda kullanmıştır.
Liste, hükümetin süreci yönetme biçimini ele verir nitelikte. Listede yer alanların çoğunun hükümeti destekleyen isimlerden seçilmesi AKP’nin zihniyetine uygundur. Kendine demokrat, kendine Müslüman AKP Hükümeti, elbette ki “kendine barışçı” olacaktır. Farklı bir liste beklenemezdi. O hükümet ki, Müslümanlığı da, demokratlığı da, barışçı/açılımcılığı da kendine göre olacaktı.
Kısacası bu liste süreci sağlıklı yürütme politikasına hizmet etmemektedir. Adını saydığım isimlere “akil” vasfını atfetmek, olsa olsa akıla hakaret olur.
Anlaşılan o ki hükümet süreci kendi inisiyatifiyle yürütmek istiyor. Yani süreci toplumun vicdanına/beklentilerine bırakmayacak kadar tedbirli. Haliyle hükümetin niyeti hakkında da kuşkular artıyor.
Hükümetin mevcut süreci yönetme politikası, toplumsal uzlaşı yaratmaya hizmet eder nitelikte değil. Bilakis ayrışmayı körükler nitelikte.
Acaba sorunu çözmek yerine silah bıraktırmayı dayatacak toplumsal baskı mı inşa ediliyor?
Liste ve çalışma yöntemleri açıklandıktan sonra aklımıza böyle bir ihtimal de gelmiyor değil.
Körler sağırlar birbirini ağırlar
‘Akil İnsanlar” listesi açıklandı. Basına yansıyanlardan anlaşıldığı kadarıyla tek taraflı hazırlanmış bir liste. Yani hükümet hazırlamış. Kürt Halk Önderi’nin görüşü alınmış mı bilinmiyor, ama listenin hazırlanışında Kürt tarafının iradesi yok. Terazinin kefeleri eşit değil.