CAFER TAR

2018 yılı başlarında sürpriz bir şekilde Devlet Bahçeli sanki nispet yaparcasına politik suçluluları özellikle kapsam dışında tutan bir aftan bahsettmeye başladı. Fakat bir süre sonra Devlet Bahçeli'nin neden birden bire bu kadar af istediği anlaşılacaktı.

Aynı yıl mayıs ayının son gönlerinde Devlet Bahçeli, Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'nde  Alaattin Çakıcı'yı ziyaret etti. Dünya ve Türkiye kamuoyu büyük bir hukuksuzluk sonucu tutuklanan HDP'lileri konuşurken; Bahçeli bu yolla hem gündemi değiştirmeye, hem de devletin bir dönem kiralık katilliğini yapanların serbest kalmasını sağlamaya çalışmıştı...

HDP'lilerin haksız yere tutuklanmaları üzerinden ortaya çıkan mağduriyet ve yükselen demokrasi talepleri sonucu moral üstünlük önemli ölçüde demokrasi güçlerine geçmişti. Kamuoyunda bu haksız tutuklamaların biran önce bitirilmesi yönünde kuvvetli bir beklenti oluşmuştu.

Ziyaret sonrası yaptığı açıklamalarla tutuklu HDP'lilerle Allaattin Çakıcı'yı, Kürşat Yılmaz'ı aynı kefeye koymaya çalışan Bahçeli bu yolla Türkiye'de son yıllarda HDP üzerinden yükselen demokrasi mücadelesini de kriminalize etmek istiyordu.

Şu ifadeler ziyaret sonrası Devlet Bahçeli'ye aittir, hiç bozmadan aktarıyorum: "Eğer bir af yasası gündeme getirilirse, ben ondan evvel birşey anlatıyorum. 40 bin kişinin katilleri demokrasi ve özgürlük adına savunulacak konuma taşınmışsa, bir mücadele ortamında bulunan, bu arada da başka unsurlardan dolayı, bir takım suçlamalarla muhatap olmuşsa onu niye hiç dikkate almıyorsunuz. Bu olayı bu şekli ile ortaya koymak lazım. Ben hatta şu ifadeyi kullandım ‘bunlar ülkü ve ülke sevdalısı olan' insanlardır."

Konuştuklarına kendisinin bile inanmadığı o kadar belli oluyor ki; "yıllarca çek senet mafyacılığından, uyuşturucu ticaretine kadar bir çok karanlık işle uğraşmış, birçok yüz kızartıcı olaya karışmış bu adamlar hangi ara neyin mücadelesini vermişler?"

Birçok kriminal olayla adı anılan Alaattin Çakıcı borsacı Adil Öngen'in kurşunlanmasıyla ilgili davada kendisinin yurt dışında Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından kullanıldığını itiraf etmiştir.

Yurt dışında da aynı şahsi çeteci faaliyetlerini sürdüren Çakıcı benzeri kişilikler sadece kimi zaman devletin yönlendirmesi veya organizesi ile bazı önemli muhalif şahsiyetlere karşı saldırılara katılmışlardır. Bahçeli'nin devlet millet için yapılan hizmetlerden kast ettiği şey budur!

Dünyanın başka yerlerinde hükümetler vatandaşlarının hayatlarını kurtarma telaşındayken; Türkiye'de iktidar sahipleri her şeyi olduğu gibi yaşadığımız bu büyük felaketi de iktidarlarını uzatmak için kullanma telaşına düşmüşlerdir.

An itibariyle Türkiye'de sadece politik faaliyetlerinden veya düşüncelerinden olayı tutuklanmış insanlar cezaevlerinde tutulmaktadırlar. Katiller, tecavüzcüler, halkı dolandıranlar, uyuşturucu satıcıları serbest bırakılmış; yazarlar, sanatçılar, politikacılar, gazeteciler cezaevinde tutulmuşlardır.

Erdoğan eliyle Türkiye'yi yarı açık cezaevine dönüştürme projesi bütün hızıyla devam ediyor; söz konusu tahliyeler bu sürecin devamıdır. Böylece salıverilen bu kattiler sürüsü ile halk üzerindeki baskı iyice arttılacaktır. Devletin eksik kaldığı yerlerde bu katiller, tecavüzcüler, hırsızlar devreye girecek, demokrasi mücadelesi bu adamlar eliyle boğulmaya çalışılacaktır.

Paralel olarak hükümetin sosyal medyayı kontrol altına alma ve akademik özgürlük alanını tamamen ortadan kaldırma planları bundan sonra bizi neyin beklediği konusunda daha fazla fikrimiz olmasını sağlıyor.

Türkiye'de iktidar sahipleri kendilerinin halklarımıza karşı işledikleri suçlarının yanı sıra, bu tahliyelerle Alaattin Çakıcı gibilerin işledikleri suçların da ortağı haline gelmiştir. Demokrasi ve özgürlük taleplerine kulaklarını tıkayan iktidar her geçen gün daha da ceberrutlaşmaktadır...

Türkiye'de bundan sonra hayat kimse için kolay olmayacak; fakat öyle anlaşılıyor ki; Kürtler, Aleviler ve diğer sol muhalefet için daha da zor geçecek. Bütün bunlardan dolayı mutlaka öz savunmayı artırmalı ve daha fazla birlikte davranmanın yolunu bulmalıyız.