- Türk saldırılarına vakaların taşınmasının eşlik ettiği Kuzey-Doğu Suriye, kısıtlı imkanlarıyla korunmaya çalışırken olası salgının yaratacağı yıkıma karşı teyakkuz halinde.
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, işgal saldırıları, ambargo ve kuşatmaların yanı sıra musallat edilen DAİŞ tehdidine rağmen aldığı tedbirlerle şimdilik küresel salgının ulaşmasını engellemiş durumda. Şehba alanı dahil, Kuzey-Doğu Suriye’nin tamamında, henüz tespit edilmiş bir koronavirüs vakası yok. Suriye, Irak, Güney ve Kuzey Kürdistan ile Türkiye’de salgının yayılmasıyla birlikte tehlikenin büyümesi karşısında olanaklarını zorlayan Özerk Yönetim, uluslararası destekten de yoksun. Mesela kuşatma ve saldırı altındaki işgal mağdurlarının kaldığı ve nüfusu on binlerle ifade edilen Şehba’da sadece 5-6 tane solunum cihazı var.


Kuzey-Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, koronavirüsü salgınına karşı tedbirler kapsamında 23 Mart’tan başlamak üzere 15 günlük sokağa çıkma yasağı ilan etmişti. 6 Nisan’da yayımlanan genelge ile sokağa çıkma yasağı 15 gün daha uzatıldı. Özerk Yönetim Yürütme Meclisi Eşbaşkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Mayıs ve Haziran aylarında su, elektrik ve temizlik faturalarının alınmayacağı bildirildi.
Qamişlo’ya dün itibarıyla iki adet Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) cihazı ulaştı. Koronavirüsü olgularının tespitine yönelik analizleri yapan ölçüm cihazı PCR, koronavirüsü vakalarına yönelik erken tanı ve tedavi süreci için hayati öneme sahip. Güney Kürdistan üzerinden gönderilen cihazlar, Kuzey-Doğu Suriye Sağlık Komitesi yetkilileri tarafından teslim alındı. QSD Genel Komutanı Mazlum Ebdi, dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Feder Kürdistan yönetimine teşekkür etti.
WHO çetelere bile destek gönderiyor
Kuzey-Doğu Suriye Sağlık Komitesi Eşbaşkanı Dr. Ciwan Mustafa, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), 13 Mart’ta koronavirüs karşısında yürütülen mücadeleye bir destek programı açıkladığını hatırlatarak, “WHO, Suriye Hükümeti ve Türk devletine bağlı çetelerin bulunduğu alanlara tıbbi destek gönderirken Kuzey-Doğu Suriye için herhangi bir yardımda bulunmadı.WHO ile görüştük ve yardıma dair söz aldık, ancak henüz gerçekleşmedi” dedi.
Durabilecek imkanlarımız yok
Dr. Cîwan Mustafa, salgının Ortadoğu’ya ulaşmasıyla birlikte sınır kapılarını kapattıklarını hatırlatarak, “Alınan tedbirler nedeniyle şu ana kadar bölgede herhangi bir vaka görülmedi. Görülmesi durumunda tedavi, tıbbi malzeme, sağlık personeli ve maddi imkanlarımız çok az. Böyle bir salgın karşısında durabilecek imkanlara sahip değiliz” dedi.

Özerk Yönetim’in 14 hastanesi
Özel hastaneler dışında Özerk Yönetim’e bağlı 14 hastanenin bölge koşullarına ve ihtiyaçlarına göre dizayn edildiğini kaydeden Dr. Mustafa, “Hastaneler ve acil servisler 24 saat hizmet veriyor. Hastanelerde 40 ila 200 arasında sağlık personeli görev yapıyor. Sağlık Komitesi’nin İsveç PIS kurumu ile geliştirilen test kiti tüm sağlık merkezlerinde bulunuyor. Virüsün yüzde 100 tespiti için başka cihazlara ihtiyaç var. Bu cihazları bölgeye getirmek için çabalarımız sürüyor. Virüsle mücadele edebilecek eğitimli sağlık personellerimiz de bulunmuyor” şeklinde konuştu.
Türk devleti taşıyor
Dr. Mustafa, Serêkaniyê’de bulunan Roj Hastanesi’nin, virüslü kişilerin kaldığı bir karantina merkezine dönüştürüldüğünü belirterek, Türk devletinin koronavirüsüne yakalanan kişiler oraya götürerek suç işlediğini kaydetti.
Şehba’da risk büyük
Heyva Sor a Kurd Üyesi Dr. Hesen Nebbo ise Şehba’daki durumun vahametine dikkat çekti. Olası salgın karşısında mülteci kampları dahil bölgede çok ağır sonuçların yaşanacağını kaydetti. Vakaların Ezaz, Efrîn, Nubil ve Zehra’da görüldüğüne işaret eden Dr. Nebbo, mevcut önlemlerle korunamayacaklarını ifade etti. Dr. Nebbo’nun aktardığına göre; Özek Yönetim tarafından sakağa çıkma yasağı ilanı burayı da kapsıyor. Bilgilendirme çalışmaları yapıldı, devam ediyor.Dışarıdan taşınmaması için Şerewa’da Nubil ve Zehra tarafında; Ehdes ilçesinde Haleb yolu üzerine iki kontrol noktası kuruldu. Acil vakalar için ekip oluşturuldu. Hastanede acil durumlar için bir yer inşa edildi. Kampların giriş çıkışları yasaklandı. Kamp girişlerine kontrol ekipleri yerleştirildi. Kamp içinde 24 saat açık sağlık noktası var.
Mevcut önlemler yetmez
Bu önlemlerin hiçbirinin hastalığın önünü almak için yeterli olmadığını söyleyen Dr. Nebbo, şöyle devam etti: “Solunum cihazı eksik, eldiven ve maskeler yetersiz. Uzman doktor ve sağlık personelimiz yok. Suriye rejimine ait kontrol noktaları var ve bunlar malzeme gelişlerine izin vermiyor. Sürekli izin gerekiyor ve yollar kapatılıyor. Burada salgın başlarsa yüzde 10-15 insanların solunum cihazına bağlanması gerekir ama elimizdeki solunum cihazları 5-6 tanedir. Hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Suriye rejiminden bu alana yardım etmelerini talep ediyoruz.”
Salgın ve Türk saldırıları
PYD Eşbaşkanlık Yürütme Kurulu Üyesi Foza Yûsif ise salgına rağmen devam eden Türk saldırılarının yarattığı zorluğa dikkat çekti. Su istasyonları kapatma, su hatlarını bombalamaya kadar varan ahlaksız bir siyaset ve savaş yürüterek, aslında salgının da buralara yayılmasını ve felakete yol açmasını sağlamaya çalıştığını söyleyen Yûsif, çeteleri kullandığı gibi salgını da kullanmaya çalıştığını vurguladı.
Dört tarafta salgın var
Özerk Yönetim’in tüm organları, imkanları ve emekçileriyle seferberlik halinde olduğunu ifaden Yûsif, ancak gerçekçi olduklarını da şöyle dile getirdi: “Tüm Suriye’de sağlık tesisleri, sağlık planlaması savaşın kurbanıdır. Merkezi hükümetin buraya bir katkısı olmuyor. Burada uzantıları olan uluslararası kurumlar ve organizasyonların da bir desteği olmadı. Duyarsızlık, gevşeklik ve gayri ciddi yaklaşım sergilersek salgını davet ederiz. Çünkü dört tarafamızda salgın var.” QAMIŞLO