Seydi FIRAT

Koronavirüsün küresel çapta yarattığı sarsıntı devam ediyor. Virüsün yol açtığı gelişmeler yoğun biçimde tartışma ve değerlendirmelere konu oluyor. Kapitalist küresel çarkın virüs karşısında bu derece zayıf düşmesi, daha açık bir ifadeyle yenik düşmesi sistemi daha fazla sorgulanır hale getirdi. Kapitalizmin doğanın kendini koruma gücünü zayıflatması, yine toplumun kendini koruma mekanizmasını tahrip etmesi ve toplumun varoluşsal gerçeğini özgürce sürdürmesi üzerinde yarattığı ağır tahribatın negatif etkisiyle ortaya çıkan yıkım, artık dar bir alanla, bir bölgeyle sınırlı kalmayarak tüm dünyayı hızla etkisi altına alabiliyor. Virüs Çin’de ortaya çıktı ama Çin’le sınırlı kalmadı, kısa sürede tüm sınırları aşarak küresel alanı etkisine aldı. Virüsün etkisi hem sağlık açısından hem de politik açıdan kısa sürede küresel bir soruna dönüştü.

Koronavirüse karşı sağlık açısından önlem ve tedbirleri geliştirecek politikaları oluşturup pratiğe geçirme noktasında sistem son derece dağınık, bütünlükten uzak bir pozisyon sergiliyor. Yine uluslararası kurumlar; BM, BM Güvenlik Konseyi, AB ve diğer kıtasal platformlar son derece etkisiz bir konumdalar. Kurumsal alanda ortaya çıkan bu durum geçici bir performanssızlıktan öte ciddi bir çürüme diyebileceğimiz bir tablo olarak göze çarpıyor. Bu durum küresel kapitalist sistemin çıkmazıyla yakından alakalı bir durumdur, virüs bu çıkmazı ve çürümeyi daha fazla görünür kıldı.

Küresel kapitalist sistemin patronu durumundaki ABD'nin virüs karşısındaki tutum ve politikasına bakıldığında sistemin yönetimsel alanda çıkmazının hayli derin olduğu görülüyor. Sistemdeki temel güç merkezleri ve belli başlı aktörler arasındaki uyumsuzluk, sağlık gibi bir konuda dahi birbirlerine çelme takmaları, korsanvari bir tarzda birbirlerinin sağlık malzemelerine dahi el koymaları ve ABD'nin de bunda başı çekmesi önümüzdeki dönemde sistem içi çelişki ve çatışmaların daha da derinleşeceğini gösteriyor.

Covid-19 salgınıyla küresel kapitalizmin ekonomik ve siyasi güç merkezinin konumu üzerindeki tartışmalar da yoğunlaştı. Kapitalizmin ortaya çıktığı, geliştiği, küreselleştiği, ideolojik ve sistemsel ifadesini bulduğu coğrafya Avrupa’dır(temelde Batı Avrupa’ydı). Avrupa’nın küresel çapta ağırlığının giderek azaldığı yönündeki görüşlerin yanı sıra, AB'nin birlik olarak ayakta kalıp kalamayacağı tartışmaları da yapılmaktadır. Avrupa'ya yönelik tartışma ve eleştiriler sırf Avrupa’nın mevcut konumu ve AB’nin iç ilişkileri ve çelişkileri üzerinden sınırlı bir tartışma değil. Küresel kapitalist sistemin merkezi ideolojisi olan liberalizmin doğaya ve insanlığa bakış tarzı ve liberal paradigmanın doğa ve toplum üzerinde yarattığı tahribata yönelik eleştiriler daha yoğunlukta. Eleştirilerin sistemin paradigmasına yönelmesi önemli. Küresel kapitalizm hem doğaya hem de insanlığa karşı en büyük tahribatı liberal paradigma kisvesi altında gerçekleştirdi, gerçekleştiriyor. Liberal felsefenin bilim ve tekniğe yüklediği rol esas olarak, kapitalist tekellerin kârlarını büyütmelerine katkı sunma, güç verme ve bu temelde kapitalizmi yüceltme rolüdür. Küresel kapitalist sistemin sağlık endüstrisinin salgın konusunda bu kadar başarısız kalması başka neyle açıklanabilir!

Covid-19 salgınının yol açtığı sonuçlar üzerinden hem sağlık açısından hem de politik gidişatın bundan sonraki seyri açısından bu zaman diliminde ve bu ön ortamda bir belirsizlik ağırlıklı olarak varlığını sürdürüyor. Ama bu süreç aynı zamanda ekonomik, toplumsal, siyasal aktör ve dinamiklerin ön deneme ve pratiklerle geleceğe yönelik konum oluşturmaya ve kendi konumlarını güçlendirmeye çalıştıkları, reorganize olup inisiyatif kazanmanın ön hazırlıklarının da gerçekleştiği, gerçekleşeceği bir süreçtir.

Bu süreç aynı zamanda küresel kapitalist sisteme yönelik daha güçlü arayışların, bilincin ve karşı duruşun ortaya çıkacağı bir süreç olacaktır. İnsanlık tarih boyunca maddi uygarlığa ve onun insanlığı alıklaştıran, sömüren, talan eden, hem insanı hem doğayı çirkinleştiren, kadını özgürlüğünden alıkoyan uygulamalarına karşı hep direniş içinde oldu. Hep mücadele etti. Maddi uygarlığın küresel kapitalist aşamasının insanlık üzerinde, doğa üzerinde, doğadaki canlılar üzerinde, eko sistem üzerinde yarattığı tahribat çok daha yıkıcı, çok daha ağır. Doğa da insanlık da artık bu düzeyde bir yıkıcılığı kaldıramayacak düzeye varmıştır. Tahribatın sonuçları artık lokal düzeyle sınırlı kalmıyor, tüm küresel alana yıldırım hızıyla sirayet edebiliyor. Bu aynı zamanda küresel çapta ortaya çıkan tahribata ve yıkıma karşı küresel çapta ortak bir bilinç, bir buluşma ve bir etkileşime de zemin sunuyor. Bu bunalım da daha fazla hak, özgürlük, demokrasi ve doğayı korumayı esas alan bir ortamı, bir yeni sistemi mi ortaya çıkar yoksa daha vahşi, daha saldırgan temelde bir yeniden sistem yapılandırmasını ve bir karşı devrimi  ortaya çıkar sorusunun peşin cevabı şimdilik yoktur. Sistem karşıtı güçlerin, halkların, çeşitli sosyal, kültürel, toplumsal dinamiklerin; ekolojistlerin, özgürlük için savaşanların, kadınların, emekçilerin, aydınların, demokratik modernite güçlerinin mücadelesiyle bu soru cevap bulacaktır.

Sistemin, ulus devletlerin toplum üzerinde, insanlar üzerinde geliştirdiği izolasyon, karantina başta sağlık eksenli olsa da diğer yüzünde toplumsal ve politik buluşmaları engelleyen bir yönü de bulunuyor. Ulus devletlerin fırsatçı, baskıcı ve faşizan uygulamalarına karşı düşünsel, toplumsal, politik aktivite alanını yeniden kurmak, buluşmanın yol ve yöntemlerini geliştirmek son derece önemlidir. Hem yerel düzeyde hem de evrensel düzeyde içe kapanmamak, düşünsel ve pratik aktiviteyi yükseltmek, teknik organizasyonunu ve iletişim alanını yetkin geliştirmek, yeni buluşmaları ve yeni mücadele platformlarını geliştirmek, var olanları güçlendirmek, halkla, kamuoyu ile, basınla sağlıklı iletişim kurmak, deney ve tecrübe paylaşımını süreklileştirmek, diğer alanların ve dinamiklerin tecrübelerinden yararlanmak, ortaklaşmak daha sağlıklı yol almamızı sağlar.