MURAT MANG/BİELEFELD
Almanya’nın Bielefeld kentinde polisin Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM)’ne yaptığı keyfi baskın, düzenlenen basın açıklaması ile protesto edildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) da saldırıların AKP’li Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın talepleri doğrultusunda geliştiğini belirtti.Bielefeld’de bulunan demokratik kitle örgütleri, Alman polisinin önceki gün Bielefeld Demokratik Kürt Toplum Merkezi’ne (DKTM) yaptığı baskını kınamak için düzenlenen basın açıklamasına katılarak Kürt halkı ile dayanışma mesajları verdi.
Bielefeld DKTM’nin çağrısı ile yapılan basın açıklamasına Almanya Demokratik Kürt Toplum Merkezi (NAV-DEM) Eşbaşkanları Tahir Köçer ve Ayten Kaplan’ın yanı sıra Bielefeld DKTM yöneticileri, Bielefeld Die Linke (Sol Parti) temsilcisi Barbara Schmidt, Alman Anti-Fa, Sosyalistische Deutsche Arbeite Jugend (SDAJ), Êzîdî Kadın Meclisi, Dergehan Eleviyan-OWL, Bielefeld Alevi Derneği, Ak Asyl, Bielefeld Demokratik Güç Birliği Bileşenleri, Civaka Azad, YXK, Şêx Seîd Camii yönetici ve temsilcileri katıldılar. Çok sayıda Alman’ın katıldığı basın açıklaması 4 Temmuz akşamı saat 18.30’da Bielefeld DKTM önünde yapıldı.
‘Mücadele azmimizden vazgeçiremezler’
Almanca, ‘sizin baskılarınıza karşı bizim dayanışmamız (Unsere Solidarität gegen eure Repression)’ yazılı pankartı önünde Almanca okunan basın açıklaması ardından söz alan Bielefeld DKTM Eşbaşkanı Naif Alkış bu baskının ilk olmadığını yıllarca bu tür baskılara maruz kaldıklarını belirtti. Alkış, tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Yıllardır Alman devletinin bu haksız uygulamalarına maruz kalıyoruz. Bu tür baskılara karşı mücadele azmimizden vazgeçiremezler. Mücadelemize devam edeceğiz.”
Almanya, Türkiye ile ilişkilerinde Kürtleri kurban ediyor
Dayanışma sloganları atan Alman, Kürt, Türk, Asuri halklarına hitaben açıklama yapan NAV-DEM Eşbaşkanı Tahir Köçer ise, Almanya’da milyonlarca Kürt’ün yaşadığını hatırlatarak başladığı konuşmasına şöyle devam etti: “Biz Kürt halkı olarak yaşadığımız Almanya’da kültürümüzü yaşamak, tarihimizi unutmamak, toplumumuzu aydınlatmak, onurumuzu korumak ve asimile olmamak için özgür bir şekilde derneklerimizi kurduk. Fakat Alman devletinin faşist Türk devleti ile olan ilişkileri nedeni ile bu derneklerimiz ve faliyetlerimiz kurban ediliyor. Fakat bir şeyi hatırlatalım Kürtler hiçbir zaman zulme karşı boyun eğmemiştir. Eğmeyecektir.”
‘Diyalog ve çözümde rolünü oynamalıdır’
Yapılan hukuksuzluğa karşı demokratik haklarını kullanacaklarını belirten Köçer, aramalarda el konulan sözde illegal olarak görülen yayınlara ilişkin tepkisini de dile getirdi. Köçer, “Kitaplarımıza, sembollerimize, bayraklarımıza, resimlerimize, dergilerimize el koyuyorlar. O resimler karanlık DAİŞ zulmüne karşı savaşan Kürt halkının yiğit evlatlarının resimleridir. Onlar onurumuzdur bizim” şeklinde konuştu.
Son olarak Alman devletine seslenen Köçer, “Alman devleti bu baskılarını artık durdurmalıdır. Kürtlere yönelik politikasını değiştirmelidir. Kürt sorununun giderilmesine yönelik daha fazla kafa yormalıdır. Diyalog ve çözümde rolünü oynamalıdır.”
Kaplan: Baskılar sistem sorunudur
NAV-DEM Eşbaşkanı Ayten Kaplan ise yaptığı konuşmada birlik mesajı vererek birlikte mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yaptı. Kaplan, şunları kaydetti: “Sembollerimize karşı alınan kararlar ve bu baskılar sistem sorunudur. Güvenlik gerekçeleri ile korunmak istenen bir sistem var. Biz birlik olmalıyız. Bir arada olmalıyız.”
Schmidt: Birlikte mücadeleye devam edeceğiz
Basın açıklamasına katılan Die Linke Bielefeld Temsilcisi Barbara Schmidt ise yapılan polis baskınını sert bir dille kınayarak, çok enterasan bir durum olduğunu vurguladı. Schmidt, “Kürtler Almanya’da ki demokratik toplumun bir parçasıdır. Yapılan bu baskılar utanç vericidir. Kürtler bu şekilde kriminalize ediliyor. Bizler birlikte güçlü olabiliriz. Birlikte mücadeleye devam edeceğiz.” dedi.
Yapılan konuşmalar ardından kitle yürüyüşe geçti. Yürüyüş Bahnhof Strasse üzerinden Jahnplatz Meydanı‘na kadar devam etti. Yapılan basın açıklaması ardından tekrar DKTM istikametine yürüyüşe geçildi. Yürüyüş DKTM önünde sona erdi.
Erdoğan talep ediyor Almanya Kürtlere saldırıyor
Bielefeld DKTM’ye yapılan polis baskın ve saldırısı Avrupa’daki Kürtlerin en büyük çatı örgütü Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E) tarafından kınandı. KCDK-E saldırıların AKP’li Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan’ın talepleri doğrultusunda geliştiğini belirtti.
KCDK-E Eşbaşkanlık Divanı, Kürt kurumlarına yönelik hukuki zemini olmayan baskınların 24 Haziran seçimleri ile birlikte hız kazandığına dikkat çekti. Bielefeld DKTM’ne yönelik baskını kınayan KCDK-E, “Almanya’nın Kürt kurumlarını kriminalize etme politikası, diktatör Erdoğan’a hizmet ediyor” dedi. KCDK-E “Bielefeld DKTM’ne yapılan baskında polislerin kapıları kırıp içeri girmesiyle, hukuksuz yönelimlerine yenisini eklendi” ifadesini kullandı.
Erdoğan’ın yöntemleri kullanılıyor
Açıklamada Bielefeld’de yapılan baskın ile daha önce Berlin, Hannover ve Heilbronn derneklerine yapılan baskınlar arasında bir paralellik kuruldu.
Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın metotlarını ve yöntemlerini aratmayan hukuk dışı siyasi baskıların uygulandığına dikkat çekilen açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Almanya diktatör Erdoğan’ın talebiyle Kürt kurumları ve siyasetçilerine delil toplamak maksadıyla baskınları yaptığını söylüyor. Dernekler ve yöneticilerin evleri korsanca basılıyor. Bu baskınların siyasi olduğu ve Türkiye’nin talebi doğrultusunda yapıldığı çok net biçimde ortada. Alman hükümeti bu tutumuyla Türk devletinin baskılarını aratmaz duruma geldi.”
İnsanlık suçları gizlenmek isteniyor
‘PKK yasağı’ adı altında, Kürt halkının renklerinin, bayraklarının ve kültürel değerlerinin hedef alındığını vurgulayan KCDK-E Eşbaşkanlık Divanı, bu tutumun sosyal medya ağlarında yapılan paylaşımlara kadar uzandığını belirtti.
Efrîn’de ve Kürdistan’da Alman panzerleri ile insanlık suçlarının işlendiği hatırlatılan açıklamada devamla şu hususlara dikkat çekildi: “Bu baskılarla DAİŞ destekçisi AKP-MHP’nin Kürdistan ve Ortadoğu’daki insanlık dışı uygulamalarını gizlenmek, Alman halkının DAİŞ’e karşı mücadele eden Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne olan sempati engellenmek isteniyor. Kürdistanlıları ve demokratik kamuoyunu, Alman devletinin uyguladığı bu baskılara karşı demokratik ve hukuksal mücadeleye çağırıyoruz. Başta yurtsever halkımız olmak üzere tüm duyarlı kesimler, Kürt toplum merkezlerine destek vermeli ve kurumları sahiplenmeli.”